Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Hans mun är full av förbannelse, av svek och förtryck; hans tunga gömmer olycka och fördärv.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Hans Mund er fuld af Banden og Svig og Vold, Fordærv og Uret er under hans Tunge;
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Hans munn er full av forbannelse og av svik og vold; under hans tunge er ulykke og ondskap.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Ia terus mengutuk, mengancam dan menipu, kata-katanya penuh kebencian dan kejahatan
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Jeho ústa sú plné kliatby, lesti a úžerného útisku; pod jeho jazykom je trápenie a márnosť.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Kletve polna so usta njegova in zvijač in zatiranja; pod jezikom njegovim je nadloga in krivica.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.그 입에는 저주와 궤휼과 포학이 충만하며 혀 밑에는 잔해와 죄악이 있나이다
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Miệng hắn đầy sự nguyền rủa, sự giả dối, và sự gian lận; Dưới lưỡi nó chỉ có sự khuấy khỏa và gian ác.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Miệng hắn đầy sự nguyền_rủa , sự giả_dối , và sự gian_lận ; Dưới lưỡi nó chỉ có sự khuấy khỏa và gian_ác .
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Per sempre sono abbattute le fortezze del nemico, è scomparso il ricordo delle città che hai distrutte
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Sein Mund ist voll Fluchens, Falschheit und Trugs; seine Zunge richtet Mühe und Arbeit an.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Su boca está llena de maldición, engaño y fraude; debajo de su lengua hay vejación e iniquidad
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Szája telve átkozódással, csalárdsággal és erõszakossággal; nyelve alatt hamisság és álnokság.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Usta jego pełne są złorzeczeństwa, i chytrości, i zdrady; pod językiem jego uprzykrzenie i nieprawość.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Ústa jeho plná jsou zlořečenství, i chytrosti a lsti; pod jazykem jeho trápení a starost.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Το στομα αυτου γεμει καταρας και απατης και δολου υπο την γλωσσαν αυτου ειναι κακια και ανομια.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.אלה פיהו מלא ומרמות ותך תחת לשונו עמל ואון׃
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.فمه مملوء لعنة وغشا وظلما. تحت لسانه مشقة واثم.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.他 滿 口 是 咒 罵 、 詭 詐 、 欺 壓 . 舌 底 是 毒 害 奸 惡
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.他 滿口 是 咒罵 、 詭詐 、 欺壓.舌底 是 毒害 奸惡
Aslında, kabul etmeliyim ki, yapılan zulümleri hafife aldım.De fapt, am subestimat atrocitățile, trebuie să recunosc.
Aslında, kabul etmeliyim ki, yapılan zulümleri hafife aldım.En fait, j'ai sous-estimé les atrocités, je dois l'admettre.
Aslında, kabul etmeliyim ki, yapılan zulümleri hafife aldım.En realidad yo subestimaba las atrocidades, debo admitirlo.
Aslında, kabul etmeliyim ki, yapılan zulümleri hafife aldım.Ik onderschatte de wreedheden, moet ik toegeven.
Aslında, kabul etmeliyim ki, yapılan zulümleri hafife aldım.In realtà, ne avevo sottovalutato le atrocità, devo ammetterlo.
Aslında, kabul etmeliyim ki, yapılan zulümleri hafife aldım.사실 그때는 나라에서 벌어진 인종청소에 대해서는 크게 관심을 두지 않았다는 점을 인정합니다.
Aslında, kabul etmeliyim ki, yapılan zulümleri hafife aldım.Tatsächlich muss ich gestehen, dass ich die Kriegsgräuel unterschätzt habe.
Aslında, kabul etmeliyim ki, yapılan zulümleri hafife aldım.Tenho que reconhecer que subestimei as atrocidades.
Aslında, kabul etmeliyim ki, yapılan zulümleri hafife aldım.Właściwie, nie doceniłem okrucieństwa, muszę to przyznać.
Aslında, kabul etmeliyim ki, yapılan zulümleri hafife aldım.Вообще-то, я недооценил жестокости, я должен в этом признаться.
Aslında, kabul etmeliyim ki, yapılan zulümleri hafife aldım.Всъщност, аз подцених жестокостите, трябва да призная.
Aslında, kabul etmeliyim ki, yapılan zulümleri hafife aldım.למעשה, הערכתי פחות מידי את הזוועות, אני חייב להודות.
Aslında, kabul etmeliyim ki, yapılan zulümleri hafife aldım.في الواقع، لقد أخطأت تقدير الفظائع التي ستحصل، لا بد لي أن أعترف بذلك.
Aslında, kabul etmeliyim ki, yapılan zulümleri hafife aldım.とにかく 長い壮大な説明の後の
Biraz bunun üzerine düşünün. Güney Afrika. Korkunç zulümler vuku buldu o toplumda.Maintenant réfléchissez-y. L'Afrique du Sud, des atrocités terribles y avaient eu lieu.
Bu dünyada yaşanan bütün zulümler sonunda kim olduğumuzu yanlış anlamamıza gelip dayanıyor.A bolygónkon elkövetett minden aljasság, embertelenség annak a következménye, hogy nem tudjuk, kik vagyunk.
Bu dünyada yaşanan bütün zulümler sonunda kim olduğumuzu yanlış anlamamıza gelip dayanıyor.Kaikki julmuudet tällä planeetalla johtuvat pohjimmiltaan siitä, ettemme ymmärrä keitä olemme.
Bu dünyada yaşanan bütün zulümler sonunda kim olduğumuzu yanlış anlamamıza gelip dayanıyor.Toate atrocităţile.. pe planeta asta, se reduc la o lipsă de inţelegere a ceea ce suntem
Bu dünyada yaşanan bütün zulümler sonunda kim olduğumuzu yanlış anlamamıza gelip dayanıyor.Todas las atrocidades en el planeta se pueden reducir a una falta de entendimiento de quiénes somos.
Bu dünyada yaşanan bütün zulümler sonunda kim olduğumuzu yanlış anlamamıza gelip dayanıyor.Všechna zvěrstva na planetě jsou jednoduše způsobena nedostatkem pochopení toho, kdo jsme.
Bu dünyada yaşanan bütün zulümler sonunda kim olduğumuzu yanlış anlamamıza gelip dayanıyor.Wszystkie okrucieństwa na planecie sprowadzają się do braku zrozumienia kim jesteśmy.
Bu dünyada yaşanan bütün zulümler sonunda kim olduğumuzu yanlış anlamamıza gelip dayanıyor.Все злодеяния на планете совершаются из-за непонимания того, кем мы являемся на самом деле.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.De är korrupta, och tala ont om förtryck, de talar högdraget.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.De er korrupte, og taler ondt om undertrykkelse, de taler loftily.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Ei sunt corupţi, şi vorbesc cu răutate de asuprire, ele vorbesc de sus.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Ezek korrupt, és beszélni gonoszul kapcsolatos elnyomást; beszélnek magasan.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Ils se sont corrompus, et parlent malicieusement sur l'oppression, ils parlent avec hauteur.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.그들은 부패하고, 나쁘게 억압에 관한 이야기 , 그들은 loftily 말한다.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Mereka korup, dan berbicara jahat tentang penindasan, mereka berbicara angkuh.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Ne ovat korruptoituneita, ja puhuvat pahoin koskevat sortoa; he puhuvat loftily.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Oni jsou zkorumpované, a mluví zlomyslně o útlaku, mluví povýšeně.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Oni są zepsuci, i mówić przewrotnie dotyczące ucisku, że mówiąc górnolotnie.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Oni sú skorumpované, a hovorí zlomyseľne o útlaku, hovorí povýšene.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Se han corrompido, y hablan con maldad de hacer violencia; Hablan con altanería.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Sie sind korrupt, und sprechen böse über Unterdrückung, sie sprechen von oben herab.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.So korupcije, in govorijo o zlo zatiranju; govorijo loftily.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Sono corrotti, e parla perfidamente riguardanti l'oppressione, parlano altezzosamente.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Tham nhũng, và nói chuyện ác liên quan đến sự áp bức, họ nói loftily.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Ze zijn corrupt, en spreken boosaardig over onderdrukking, zij spreken uit de hoogte.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Είναι διεφθαρμένοι, και μιλούν σχετικά με πονηρία καταπίεση? Μιλούν υψηλώς.