İnşaatta hiç kimse zulümle çalıştırılmaz, herkese hakkı verilir.Même si le stratagème ne trompe personne, ils sont à l'abri de toutes poursuites.
1946'da diktatör Rafael Trujillo'nun yaptığı zulüm yüzünden ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.En 1946, elle doit quitter le pays en raison des persécutions perpétrées par le dictateur Rafael Trujillo.
Ottla böylece Yahudilere karşı yapılan zulümlere karşı korumasını kaybetmiş oldu.Ottla perd alors sa protection contre la persécution des Juifs.
ABD emperyalizminin küçük çocuğu İsrail bir zulüm yaptı.La mort du fils du premier astronaute israélien a provoqué une forte émotion en Israël.
Zulüm ilk zirvesine Haçlı Seferleri sırasında ulaşmıştır.La persecución alcanzó su primer pico durante las Cruzadas.
Antlaşma ile Osmanlı, Ermeni konularını zulüm ve şiddetten korumayı üstlendi.En el tratado, la Turquía otomano aceptó proteger a sus súbditos armenios de la opresión y la violencia.
Çolak Ağa'ya yaptığı zulümlerin yanına kâr kalmayacağına dair bir de haber göndermiş.Le advirtieron, eso sí, que no dejara entrar a nadie mientras ellos estuvieran en las montañas.
Çok sayıda cinayet ve diğer zulümlerden sorumluydu.Se le atribuían asesinatos y otros métodos desagradables.
Kitabın ilk sözünü ise Kılıçdaroğlu'nun, "Adaletle değil, zulümle hükmedenlere asla boyun eğmeyeceğiz.Nel libro non si fa menzione di parenti in vita, il che suggerisce che non sia sposato e non abbia figli.
1946'da diktatör Rafael Trujillo'nun yaptığı zulüm yüzünden ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.Nel 1946 fu però costretta a lasciare il paese per via della dittatura di Rafael Trujillo.
1300 yılından itibaren, Yahudiler Hıristiyan Avrupa'da ekseriyetle ağır zulüm görmüşlerdir.Dopo il 1300, gli ebrei soffrirono ulteriori discriminazioni e persecuzioni nell'Europa cristiana.
Zulüm ilk zirvesine Haçlı Seferleri sırasında ulaşmıştır.La persecuzione arrivò al suo primo culmine durante le Crociate.
Yazı kariyeri boyunca Korolenko İnsan haklarını savundu ve adaletsizlik ve zulüme karşı oldu.Il Corano quando descrive Eliseo, narra circa la sua onestà e la sua giustizia.
Poyrazoğlu hiç ham değil, Daha zulümün tam değil.Non sono pazzo, Malatesta, non è così semplice.
Tüm büyük adamlara olduğu gibi; çarpıtma, iftira ve zulüm onu izledi.Tutti gli altri vennero assolti: tra loro Evola, Rauti ed Erra.
Kal MEM ve soyuda bu zülüm ve yağmadan kaçabilenler arasındadırlar .Он может наказать тех, которые не повинуются Ему, в этой и в будущей жизни.
Zulüm 37 yılında Tiberius'un ölümüne kadar sürdü.Преследования продолжались до самой смерти Тиберия в 37 году.
Adaletin zıddı ise zulümdür.Несправедливый суд - зло.
İsyandan sonra, Şirvan emirleri halka karşı zulüm ve gaddarlıklarını daha da arttırdılar.В качестве последнего, он смягчает наказания, делая силу милосердия более могущественной, чем силу карающую.
1946'da diktatör Rafael Trujillo'nun yaptığı zulüm yüzünden ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.В 1946 году она была вынуждена покинуть страну из-за преследований диктатора Рафаэля Трухильо.
Ancak zamanla idarecilerin zulüm ve kötü yönetimi halkı bezdirmiştir.Это вызывало растерянность обидчиков, а иногда и вразумление о подвиге блаженного.
III İoannis'in tahta çıkışını aristokrasinin üyelerine karşı yapılan zulümler izledi.Вступление Иоанна III на престол сопровождалось преследованиями членов аристократии.
Oğullarını askere gönderen ailelere zulüm ederler.Подготовьте своих потомков к будущему.
10) Adaleti sevmek, zulümden nefret etmek.Любит — поддерживать справедливость, не любит — злодеев.
Kamptaki gardiyanlar esirlere büyük zulüm ettiler.Охрана концлагеря отличалась особой жестокостью по отношению к заключённым.
Komünist rejim ona herhangi bir zulüm de bulunmadı.Режим, в свою очередь, не остался перед ними в долгу.
Halkı baskı ve zulüm ile sindirdi.Народ приходит в ужас и негодование.
Ancak Diocletianus da zulüm politikalarını aynı şevkle benimsedi.Гунарис стоял перед той же дилеммой.
Zulüm 37 yılında Tiberius'un ölümüne kadar sürdü.الاضطهاد استمر حتى موت طبريا في 37.
“Dalitlerin” (dokunulmazların) hareketidir (Dalit, zulüm ve baskıya karşı gösterilen köklü bir tepkidir).من الاصل"دونك"،يقال"دونك اياه" أي خذه وعليك به ( دُوْن ): الدون: الناقص والناقصة من كل شيء.
Ancak Debşelim hükümdar olduktan sonra halkına zulüm etmeye başladı.ولما رجع الحارث إلى قومه تشاءموا به ولاموه، وأبوا أن يجيروه فكره أن يكون لهم عليه منة، فهرب ونبت في البلاد.
Olayı zulümlere bir başkaldırış olarak tanımladı.فنسي العالم ذلك الجرم الغريب.
1946'da diktatör Rafael Trujillo'nun yaptığı zulüm yüzünden ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.Em 1946, ela foi obrigada a deixar o país por causa da perseguição do ditador Rafael Trujillo.
Zulüm ilk zirvesine Haçlı Seferleri sırasında ulaşmıştır.A perseguição aos judeus atingiu seu primeiro pico durante as Cruzadas.
Diktatör insanlara zulüm yapıyordu.O ditador oprimiu o povo.
Bu ve diğer zulümlerin etkisiyle, Yahudiler 17. yüzyılda Batı Avrupa'ya geri döndüler.Gedwongen door deze en andere vervolgingen, bewogen de Joden zich naar westelijk Europa in de 17e eeuw.
İsyandan sonra, Şirvan emirleri halka karşı zulüm ve gaddarlıklarını daha da arttırdılar.Of zij trokken later hun onterechte schadeclaim in.
Peygamberlik sözlerinde zulümden söz edildiğinde, bunun Sebt hakkında olduğu düşünülmüştür.Wanneer immers de leugenaar deze uitspraak doet, heeft hij reeds gelogen.
Ancak zamanla idarecilerin zulüm ve kötü yönetimi halkı bezdirmiştir.Een uitzondering zal worden gemaakt voor hen die onrechtvaardig en zondig handelen.
Çolak Ağa'ya yaptığı zulümlerin yanına kâr kalmayacağına dair bir de haber göndermiş.Ook zou hij een eed gezworen hebben om voortaan slechts van aalmoezen te leven.
Zulüm ilk zirvesine Haçlı Seferleri sırasında ulaşmıştır.De vervolgingsgolf bereikte zijn eerste piek tijdens de Kruistochten.
Ancak Diocletianus da zulüm politikalarını aynı şevkle benimsedi.Samen met BASTA! bracht Dilamo de single Verdraagzaamheid uit.
Şayet zulüm ve fenalık kesinleşirse aslında onu görevden almakla yetinilmesi doğru değildir.Złem i grzechem było jedynie korzystanie z niego w niewłaściwy sposób.
İmparator Diokletian yönetiminde Hıristiyanlara yönelik zulüm doruğa çıktı.Za czasów panowania cesarza Dioklecjana miały miejsce prześladowania chrześcijan.
Ama sonunda Floransa halkı Savonarola'nın zulümüne isyan etti.Florentinarna började emellertid att ifrågasätta Savonarolas auktoritet.
İnşaatta hiç kimse zulümle çalıştırılmaz, herkese hakkı verilir.Intet får uteslutas från Guds väsen, inte ens motsatserna, då han är allt i allt.
Çinlilerin Türkistan'daki zulümlerine karşı direnen önemli önderlerden biridir.Trungsystrarna motstår de kinesiska influenserna i Vietnam.
Marinetti'ye göre "sanat şiddet, zulüm ve adaletsizlik dışında hiçbir şeydir".Marjasin kommenterade åtalet med att han handlat "klantigt, men inte oetiskt eller brottsligt".
1946'da diktatör Rafael Trujillo'nun yaptığı zulüm yüzünden ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.У 1946 році вона була змушена покинути країну через переслідування диктатора Рафаеля Трухільйо.
Zulüm-Büyük Sıkıntı: Büyük Babil'in başına gelecek sıkıntıdır.Труднощі завдань, що стоять перед бібл.
Analyzing oppression (Zulüm Analizi.Факторний аналіз (Factor analysis).
Şarkıda Jackson, dünyaya yapılan tüm zulümden ve kötülüklerden bahseder.У пісні розповідається про продажність і лицемірство у всьому, що пов'язано із грошима.
İmparator Diokletian yönetiminde Hıristiyanlara yönelik zulüm doruğa çıktı.Jak rytíř císaře Diokleciána přijal křesťanství.
Ottla böylece Yahudilere karşı yapılan zulümlere karşı korumasını kaybetmiş oldu.Ottla și-a pierdut astfel protecția împotriva persecuției la adresa evreilor.
10) Adaleti sevmek, zulümden nefret etmek.Mindenkit szeretni erény, másokat gyűlölni bűn.
Çalışmasında değişik ülkelerdeki tartışmalar, Yahudi gelenekleri ve zulümler aktarılmıştır.Rögzíti a különböző zsidó közösségek hagyományait, szokásait, szertartásait, valamint az imarendet.
Bu tarihte Hıristiyanlarıın maruz kaldığı en büyük zulümlerden biriydi.Ezzel kezdődött a történelem egyik legnagyobb keresztényüldözése.
Yeryüzü zulümle dolu iken, o, Dünya'yı adaletle doldurur.A föld pedig romlott vala az Isten előtt és megtelt a föld erőszakoskodással.
Kraliçe, "Zulüm ve acıya dair her şey" diye tarif ettiği kutlamalara katılmak zorunda kaldı.Häntä alettiin palvoa "toiveita täyttävänä Inarina", onnen ja vaurauden kamina.
Halkı baskı ve zulüm ile sindirdi.Kansa lankesi synteihin ja viettelyksiin.