Ana içeriğe geç
Sözlük

zorunlu ile cümle

zorunlu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Derhal hareket etmen zorunludur.It is imperative for you to act at once.
İngilizcede akıcılık bir zorunluluktur.Fluency in English is a must.
Nancy'nin toplantıya katılması zorunludur.It is necessary that Nancy attend the meeting.
Ben o konuda zorunlu olarak seninle aynı fikirde olamam.I can't necessarily agree with you on that point.
Futbol zorunlu olarak erkeklerle sınırlı değildir.Soccer is not necessarily confined to men.
Bu kitap İngilizce öğrenen her öğrenci için bir zorunluluktur.This book is a must for every student studying English.
Bu makinelerle çalıştığında bir çift deri eldiven bir zorunluluktur.A pair of leather gloves is a must when you work with these machines.
Lezzetli görünümlü yiyecek zorunlu olarak iyi tat vermez.Delicious looking food doesn't necessarily taste good.
Her çocuğun aynı eğitim fırsatlarına sahip olması zorunludur.It is essential that every child have the same educational opportunities.
Günümüzde evlilik, kadınlar için mutlaka bir zorunluluk değil.Nowadays marriage is not necessarily a must for women.
Vergilerimizi ödemek için yasal zorunluluğumuz var.We have a legal obligation to pay our taxes.
Katılmak bütün üyeler için zorunludur.Attendance is compulsory for all members.
Japonya'da ilk ve orta okula katılmak zorunludur.In Japan, attendance at elementary and junior high school is compulsory.
Pazar gününe kadar bitirmen zorunlu.It is imperative for you to finish by Sunday.
Onun yardımı bizim için zorunludur.His help is indispensable to us.
Karısı zorunluluktan dolayı işe başlamıştır.His wife has started to work out of necessity.
O maçı kazanmaya zorunlu.He is bound to win the match.
Zorunluluktan beyaz bir yalan söyledi.She told a white lie out of necessity.
Bir kıyafet zorunluluğu var mı?Is there a dress code?
Yemek kursu okullarda zorunlu olmalı.A cooking course should be mandatory in schools.
Pyongyang ve Washington arasında bir tür uzlaşmaya varılması zorunludur.It is essential that some kind of compromise be reached between Pyongyang and Washington.
Otobüs duraklarında yükseltilmiş bordürler zorunlu olmalıdır.Raised kerbs at bus stops should be mandatory.
Okul zorunlu olmasa, oraya gitmekten vazgeçerim.If school wasn't obligatory, I would stop going there.
Durumu anlamanız zorunlu.It's essential that you understand the situation.
Bu film bir zorunluluktur!This movie is a must!
Türkiye'de zorunlu askerlik vardır.Compulsory military service exists in Turkey.
Tom zorunlu bir yalancıdır.Tom is a compulsive liar.
Bir aktörün izleyicisini tanıması bir zorunluluktur.It is a must for an actor to know his audience.
Kıyafet zorunluluğu yok.There is no dress code.
Bu bilgiyi paylaşmak için herhangi bir zorunluluk altında değilsin.You are under no obligation whatsoever to share this information.
Zorunlu olana kadar bu konuda endişe etmeyelim.Let's not worry about that until we have to.
Katılım zorunludur.Attendance is mandatory.
Hiç kimse zorunlu değil.Nobody is indispensable.
Uçak zorunlu iniş yaptı.The plane made a forced landing.
Dışarı çıkmak zorunlu.It's imperative to go out.
Başka bir zorunluluğum var.I have another obligation.
Bütün üyelerin bu kurallara uyması zorunludur.It's necessary for all members to follow these rules.
O, zorunluluklarından dolayı artık gelemeyecek.He won't be able to come anymore due to his obligations.
Hayır, zorunlu değilsin.No, you're not obliged.
Zorunlu mu?Is it mandatory?
Yardım etme zorunluluğun yok.You have no obligation to help.
Er ya da geç onun olacağı zorunluydu.It was bound to happen sooner or later.
Hâlâ bir zorunluluğumuz var.We still have an obligation.
14 yaşından itibaren Hollanda'da kimlik taşımak zorunluluğu vardır.From the age of 14 one is obliged to carry ID in Holland.
Bir araba kiralamak zorunlu mu?Is it obligatory to rent a car?
O şekilde olması zorunluydu.It was bound to happen that way.
Okulda kıyafet zorunluluğu var.The school has a dress code.
Türkiye'de her okulda Atatürk büstü zorunludur.In Turkey, every school has to have an Atatürk effigy.
Bu zorunlu.It's mandatory.
Senatör Tom Jackson zorunlu askerliğe karşı çıktı.Senator Tom Jackson was opposed to conscription.
Orada, onlar onun yasak olduğunu söylemez. Aslında, onlar onun zorunlu olduğunu söyler.Over there, they don't say that it's prohibited. In fact, they say that it's mandatory.
Onlar bunun orada yasak olduğunu söylemezler. Aslında onun zorunlu olduğunu söylerler.They don't say that it's prohibited there. In fact, they say that it's mandatory.
"Have to" zorunluluk ifade etmek için kullanılır."Have to" is used to express obligation.
O zorunlu olarak haklı olduğun anlamına gelmez.It doesn't necessarily mean that you're right.
İngilizce zorunlu bir konu.English is a compulsory subject.
O zorunlu mu?Is that mandatory?
O zorunluydu.It was mandatory.
Tom zorunlu olarak gitmek zorunda değil.Tom doesn't necessarily have to go.
Tom unutmaya zorunlu.Tom is bound to forget.
Fakat, Tom, Esperanto zorunlu olarak bilgisayarlar kadar yapay değil, değil mi?But, Tom, Esperanto isn't necessarily as artificial as computers are, right?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod