Ana içeriğe geç
Sözlük

zorunda ile cümle

zorunda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Tom'u tutuklamak zorunda kaldım.I had to arrest Tom.
Tom için uçak rezervasyonu yaptırmak zorunda kaldım.I had to book a flight for Tom.
Ödemek için yeterli paramız olmadığı için o siparişi iptal etmek zorunda kaldım.I had to cancel that order because we didn't have enough money to pay for it.
Tom'u yatağa götürmek zorunda kaldım.I had to carry Tom to bed.
Tom'u üst kata götürmek zorunda kaldım.I had to carry Tom upstairs.
Tom'un bavulunu onun için taşımak zorunda kaldım.I had to carry Tom's suitcase for him.
Buraya zamanında gelmek için bu sabah ilk trene yetişmek zorundaydım.I had to catch the first train this morning to get here in time.
Giydiğim şey durum için uygun olmadığından dolayı elbiseleri değiştirmek zorunda kaldım.I had to change clothes because what I was wearing wasn't appropriate for the situation.
Kuralları değiştirmek zorundaydım.I had to change the rules.
Ben çitin üzerinden tırmanmak zorunda kaldım.I had to climb over the fence.
Duvarın üzerine tırmanmak zorundaydım.I had to climb over the wall.
Çitin altından sürünmek zorunda kaldım.I had to crawl under the fence.
Tom'un icabına bakmak zorunda kaldım.I had to deal with Tom.
Hemen karar vermek zorundaydım.I had to decide right then and there.
Kendimi savunmak zorundaydım.I had to defend myself.
Her şeyi kendim yapmak zorundaydım.I had to do everything by myself.
Onu saat 2.30'dan önce yapmak zorundaydım.I had to do it before 2:30.
Bunu kendi başıma yapmak zorunda kaldım.I had to do it by myself.
Onu yalnız başıma yapmak zorunda kaldım.I had to do it by myself.
Görevimi yapmak zorunda kaldım.I had to do my duty.
Bunu bugün yapmak zorundaydım.I had to do this today.
Yaptığımı yapmak zorundaydım.I had to do what I did.
Okuldan ayrılıp bir iş bulmak zorunda kaldım.I had to drop out of college and get a job.
Tom'un ofisine bir şey bırakmak zorunda kaldım.I had to drop something off at Tom's office.
Tom'u okula bırakmak zorunda kaldım.I had to drop Tom off at school.
Kendim için öğrenmek zorundaydım.I had to find out for myself.
Başlamış olduğum şeyi bitirmek zorundaydım.I had to finish what I'd started.
Tom'u işten atmak zorundaydım.I had to fire Tom.
Boston'dan kaçmak zorunda kaldım.I had to get away from Boston.
Ben buradan uzak durmak zorundaydım.I had to get away from here.
Tom'dan kurtulmak zorundaydım.I had to get away from Tom.
Eve geri gitmek zorundaydım.I had to get back home.
Herkesin dikkatini çekmek zorunda kaldım.I had to get everyone's attention.
Çabucak Boston'dan çıkmak zorundaydım.I had to get out of Boston quickly.
Boston'dan kurtulmak zorundaydım.I had to get out of Boston.
Ben evden çıkmak zorunda kaldım.I had to get out of the house.
Oradan çıkmak zorundaydım.I had to get out of there.
Biraz yardım almak zorundaydım.I had to get some help.
Biraz para almak zorunda kaldım.I had to get some money.
Odamdan bir şey almak zorundaydım..I had to get something from my room.
Arabadan bir şey almak zorundaydım.I had to get something out of the car.
Bir şey almak zorunda kaldım.I had to get something.
Ben gerçekleri almak zorundaydım.I had to get the facts.
Tom'u okula götürmek zorunda kaldım.I had to get Tom to school.
Ben konuşma yapmak zorunda kaldım.I had to give a speech.
Denemek zorunda kaldım.I had to give it a shot.
Tom'a biraz yardım etmek zorunda kaldım.I had to give Tom a little help.
Tom'a biraz para vermek zorunda kaldım.I had to give Tom a little money.
İstediği her şeyi Tom'a vermek zorunda kaldım.I had to give Tom everything he asked for.
Eve dönmek zorundaydım.I had to go back home.
Boston'a Tom'suz geri gitmek zorunda kaldım.I had to go back to Boston without Tom.
Boston'a geri dönmek zorundaydım.I had to go back to Boston.
Geri gitmek zorunda kaldım.I had to go back.
Eve gitmek ve giysileri değiştirmek zorunda kaldım.I had to go home and change clothes.
Eve gidip değiştirmek zorunda kaldım.I had to go home and change.
Eve gitmek zorunda kaldım.I had to go home.
Hastaneye gitmek zorundaydım.I had to go to the hospital.
Tom'a raporu yeniden yazdırmak zorunda kaldım.I had to have Tom rewrite the report.
Tom'a yardım etmek zorunda kaldım.I had to help Tom.
Ben polisten saklanmak zorunda kaldım.I had to hide from the police.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod