Ana içeriğe geç
Sözlük

zorunda ile cümle

zorunda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Bir söz söylemek zorunda değilim.I don't have to say a word.
Seninle konuşmak zorunda değilim.I don't have to talk to you.
Sana bir şey söylemek zorunda değilim.I don't have to tell you anything.
Onun hakkında düşünmek zorunda değilim.I don't have to think about it.
Burada olmak zorunda olmandan nefret ediyorum.I hate that you have to be here.
Gitmek zorunda olmandan nefret ediyorum.I hate that you have to leave.
Yaşlı insanlar, zorunda kalırlarsa torunları için fedakârlıkta bulunmaya hazırdırlar.The elderly people are ready to sacrifice for their grandchildren, if they have to.
Yapmak zorunda olduğum bir işim var.I have a job I have to do.
Dövüşmeye geri başlamak zorundayım.I've got to start fighting back.
Tom'u durdurmak zorundayım.I've got to stop Tom.
Onu tekrar denemek zorundayım.I've got to try that again.
Her şeyi kendim yapmak zorunda kaldım.I've had to do everything by myself.
Anahtarı bulmak zorundayım.I have to find the key.
Kitabımı bitirmek zorundayım.I have to finish my book.
Önce bunu bitirmek zorundayım.I have to finish this first.
Boston'a geri dönmek zorundayım.I have to get back to Boston.
İş için değişime uğramak zorundayım.I have to get changed for work.
Şimdi giyinmek zorundayım.I have to get dressed now.
Tom'a biraz yardım etmek zorunda kaldım.I had to give Tom a little help.
Tom'a biraz para vermek zorunda kaldım.I had to give Tom a little money.
İstediği her şeyi Tom'a vermek zorunda kaldım.I had to give Tom everything he asked for.
Eve dönmek zorundaydım.I had to go back home.
Boston'a Tom'suz geri gitmek zorunda kaldım.I had to go back to Boston without Tom.
Boston'a geri dönmek zorundaydım.I had to go back to Boston.
Geri gitmek zorunda kaldım.I had to go back.
Eve gitmek ve giysileri değiştirmek zorunda kaldım.I had to go home and change clothes.
Ev işlerimi yapmak zorundayım.I've got to do my chores.
Önce bir şey yapmak zorundayım.I've got to do something first.
Okul için giyinmek zorundayım.I've got to get dressed for school.
Okul için hazırlanmak zorundayım.I've got to get ready for school.
Havaalanına gitmek zorundayım.I've got to get to the airport.
İşe geri gitmek zorundayım.I've got to head back to work.
Seni görmek zorundayım.I've got to see you.
Ciddi olarak. Biz buna karşı bir şey yapmak zorundayız.Seriously. We have to do something against it.
Ben sadece kaçmak zorunda kaldım.I just had to get away.
Gerçekten gitmek zorunda kalabilirim.I may actually have to go.
O şansı almak zorunda kalabilirim.I may have to take that chance.
Bunu kime vermek zorunda olduğumu bilmem gerekiyor.I need to know who I have to give this to.
Ben bile onun için yaptığımızdan Tom'a bahsetmek zorunda değilim.I never even got to tell Tom about what we did for him.
Gerçekten işe dönmek zorundayım.I really do have to get back to work.
Gerçekten gitmek zorundayım.I really do have to go.
Tom hasta olduğu için dersini iptal etmek zorunda kaldı.Tom had to cancel his lecture because he was sick.
Her neyse, üzülmek zorunda değilsin.Anyway, you don't have to worry.
Onu cevaplamak zorunda değilsin.You don't have to answer that.
Bir şey açıklamak zorunda değilsin.You don't have to explain anything.
Bana iki kez söylemek zorunda değilsin.You don't have to tell me twice.
Onu düşünmek zorunda olacağımı söyledim.I said I'd have to think about it.
Acele etmek zorunda olmadığımızı söyledim.I said we don't have to hurry.
Sanırım gelecekte daha dikkatli olmak zorunda kalacağım.I suppose I'll have to be more careful in the future.
Sanırım gitmek zorundayız.I think we have to go.
Bütün üyeler bu kurallara uymak zorundadırlar.All members must follow these rules.
Son treni yakalamak için acele etmek zorundasın.You have to hurry up so you'd catch the last train.
Tom şimdi onu yapmak zorunda.Tom has to do that now.
Bu başvuru formunu Fransızca doldurmak zorunda mıyım?Do I have to fill out this application form in French?
Hoşlansan da hoşlanmasan da Fransızca öğrenmek zorundasın.You have to study French whether you like it or not.
Tom çalışırken Fransızca konuşmak zorunda.Tom has to speak French at work.
Fransızca öğrenmek zorundayım.I must learn French.
O yarından sonraki gün Viyana'ya gitmek zorunda.He says that he has to go to Vienna the day after tomorrow.
Çocuklar yabancı diller öğrenmek zorundalar.Children have to learn foreign languages.
Şikayet etmeyi kes. Gitmek zorundasın.Quit complaining. You have to go.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod