Mükemmel bir toplayıcıydı da, malzemesinin düzeni konusunda zorlukları vardı.Er war ein ausgezeichneter Pferdekenner und hatte viel Einfluss auf das Remontewesen.
Berlin'e geldiğinde ise oldukça fazla zorluklar çekti.Während seiner Berliner Zeit reiste er viel.
Bu durum, sınıflandırılmada zorluklara yol açar.Dies auch aufgrund der einfachen Verfügbarkeit im Klassenraum.
Bu zorlukların ilki coğrafi idi.Diese Fragen erwiesen sich als die Hauptprobleme.
Yaşam düzeyinin yükselmemesi ve zorlukların artması protestolara yol açtı.Dies konnte eine Eskalation und das Übergreifen der Proteste auf andere Städte nicht verhindern.
Zorlukların üstesinden gelip doktor olur.Arzt werden – Arzt sein.
Artık forum üyeleri kendi karşılaştığı zorlukları ve kendi kişisel hedeflerini yazıyorlar.Anschließend erzählen die Kandidaten, wie sie ihr ganz persönliches Ziel erreicht haben.
Sorunu halletmek için zorluklara göğüs geriyorum.J'éprouve des difficultés à résoudre le problème.
Tüm zorluklar ise ondan korkmaktadır”.C'est plutôt un signe de crainte à leur égard ».
Otomobil 1941'de yeni zorluklarla karşılaşır.L’automobile connaît de nouvelles difficultés en 1941.
Atlattığı zorluklara rağmen Hisao, yeni arkadaşlar ve hatta sevgili bulma fırsatı yakalar.En dépit de ses difficultés, Hisao a la possibilité de trouver des amis ainsi que l'amour.
Aftermath'in mali zorluklarla yüz yüze olduğu söylentileri ortaya çıktı.Des rumeurs circulent dans lesquelles Aftermath ferait face à des difficultés financières.
Onun yeni zorlukları amansız takibi klasik müziğe geniş bir dinleyici kitlesi getirdi.Sa raréfaction actuelle signifie une grave menace à la musique classique.
Fakat yine zorlukları başarması gerekecektir.Il va améliorer encore son rendement.
Berlin'e geldiğinde ise oldukça fazla zorluklar çekti.Revenu à Paris, il eut de grandes difficultés à percer.
İngiltere, sonraki yıllar boyunca İspanya savaşının yarattığı maddi zorlukları yaşadı.L'Angleterre a été financièrement épuisée après les années de guerre avec l'Espagne.
Gorbaçov, Rus parti teşkilatının oluşumunu engelleme denemelerinde zorluklar ile karşılaştı.Gorbatchev était confronté à des difficultés en essayant de bloquer la formation d'un parti russe.
Çeşitli zorluklarla karşılaştı.Il y rencontre diverses difficultés.
Bütün bunların yanında ortaya çıkan toprak kaymaları ile büyük zorluklarla karşılaşılmıştır.Au contraire, toute tentative de l'enlever crée une grande douleur (itai, itai) .
Çıkarma, zorluklara karşın aralıksız sürmektedir.Le débarquement s'opéra sans difficulté.
Zorlukların üstesinden gelip doktor olur.Il y devient infirmier puis médecin.
Vasa arkeologlar için benzersiz zorluklar ortaya çıkartmıştı.Le cas du Vasa constituait un défi sans précédent pour les archéologues.
Yeni otomobil tasarlamanın zorluklarına rağmen, üreticilerin çoğu gelecek için model tasarımına başlar..Malgré ces contraintes, la plupart des constructeurs continuent d'imaginer le futur de l’automobile.
Bunun uygulanmasındaki bazı pratik zorluklar da tartışılmıştır.Leur difficulté d'exécution a été également soulignée.
Fotoğrafı bırakma sebebinin, stüdyoyu işler halde tutmanın zorlukları olduğunu açıkladı.S'ils disent non, c'est fini, car le studio détient les droits.
Maddî zorluklar yaşıyorlar.Ellos están sufriendo dificultades financieras.
Bu dünya zorluklar ve tehlikelerle doludur.Este mundo está lleno de dificultades y peligros.
Atlattığı zorluklara rağmen Hisao, yeni arkadaşlar ve hatta sevgili bulma fırsatı yakalar.A pesar de sus dificultades, Hisao tiene la oportunidad de encontrar nuevos amigos y el amor.
Elit güçlerin karşısına çıkabilecek zorluklar genellikle toplumun uçlarındakilerinden gelir.Los desafíos para el poder de la elite a menudo surgen en los márgenes de la sociedad.
Şarkı, Strøm'in hayatta karşılaştığı zorluklar üzerine söylediği bir tempoda numara.En la canción, Strøm canta sobre las dificultades que afronta en la vida.
Bunun sebebi Rusya'daki ekonomik zorluklardır.Esto es debido a los problemas económicos de Venezuela.
Artık forum üyeleri kendi karşılaştığı zorlukları ve kendi kişisel hedeflerini yazıyorlar.Hoy en día los miembros de foro proponen sus retos propios basados en sus objetivos personales propios.
Bu deneylerin yürütülmesinde ve sonuçların yorumlanmasında yeni zorluklar getirdi.Esto presentó nuevos retos en el desarrollo de experimentos y en la interpretación de resultados.
Aftermath'in mali zorluklarla yüz yüze olduğu söylentileri ortaya çıktı.Rumores comenzaron a abundar diciendo que Aftermath enfrentaba dificultades económicas.
Rus İç Savaşı, Rusya'daki pek çok bilim insanının bilimle ilgisi olan ailelerine zorluklar getirmişti.El ingeniero ruso investigó algunos de los múltiples problemas que inquietaban a los científicos de la época.
Bütün bu zorlukların yanı sıra boyutunun küçük olması neden daha önce keşfedilemediğini açıklamaktadır.Esto, junto con su pequeño tamaño, explica por qué no fue descubierta antes.
Otomobil 1941'de yeni zorluklarla karşılaşır.El ejército recibió los primeros vehículos en 1941.
Eğitimine ekonomik zorluklardan dolayı ara vermek durumunda kaldı.Sin embargo hubo de abandonar los estudios por necesidades económicas.
Çocukluğu yoksul bir çevrede zorluklar içinde geçti.Su infancia transcurrió en un entorno familiar desgraciado.
Şiirde bu çift de bir sıra macera ve zorluklarla karşılasşaktadırlar.Ambos poemarios forman parte de una etapa llena de dudas y meditaciones.
Tahir'in Hamedan'ı kuşatıp abluka etmesi şehir halkını gayet büyük zorluklara sokmuştu.Tomó la ciudad de Isin, a la cual destruyó sus murallas una vez en su poder.
Bir hatalı davranış ile gitarist fena düşerdi." diyerek zorluklarını anlattı.Es difícil trabajar tocando la guitarra lidiando con el hecho de que eso no mejorará".
Çok uluslu firmalar bu alanda çeşitli zorluklarla karşı karşıyadır.Las Corporaciones Multinacionales se enfrentan con muchos obstáculos diferentes para superar estos desafíos.
Bu durum, sınıflandırılmada zorluklara yol açar.Allí ya se destaca por crear polémicas a clase.
Şarkıya başlamadan önce "Bu şarkı uzak mesafeli ilişkilerin zorluklarını bilen herkes için.Oh, sí, los conozco desde que la canción ' Todas mis canciones son muy diferentes entre sí.
MIPS pazara girene kadar bazı finansal zorluklarla karşılaştı.Sin embargo, MIPS tuvo dificultades financieras en su lanzamiento al mercado.
Bu körelme öğrenme zorluklarına neden olur.Eso les da la ventaja de que son difíciles de detectar.
Europa'nın düşük yerçekimi kolonizasyon adına zorluklar getirebilir.Anche la bassa gravità di Europa potrebbe presentare sfide agli sforzi di colonizzazione.
Europa'nın kolonizasyonu çeşitli zorlukları beraberinde getirmektedir.La colonizzazione di Europa presenterebbe numerose difficoltà.
İşçilerin hayatları zorluklarla doluydu.Le vite dei lavoratori erano molto dure.
Bütün bu zorluklara rağmen Suarez’in programı Temmuz 1976-Haziran 1977 arasında başarıyla uygulanacaktır.Nonostante tutto, il progetto di Suárez venne applicato senza ritardi tra giugno 1976 e il giugno 1977.
Bütün bu zorlukların yanı sıra boyutunun küçük olması neden daha önce keşfedilemediğini açıklamaktadır.Assieme alle piccole dimensioni, questo spiega perché non era stata scoperta prima.
İngiltere, sonraki yıllar boyunca İspanya savaşının yarattığı maddi zorlukları yaşadı.L'Inghilterra era stata finanziariamente messa in difficoltà dalla guerra con la Spagna degli anni precedenti.
Kültürel farklardaki zorlukların hafife alınması.Comunicare oltre le barriere culturali.
H334 Solunması halinde nefes alma zorlukları, astım nöbetleri veya alerjiye yol açabilir.H334 – Può provocare sintomi allergici o asmatici o difficoltà respiratorie se inalato.
Yeniden bir araya gelen çiftin yaşadıkları zorluklar barışmalarıyla birlikte bitmeyecektir.Iniziano così i problemi della coppia che non riuscirà più a ritrovare la serenità.
Hastalık, kendini yürümede zorluklar, dizde genel bir ağrı olarak göstermektedir.Il trattamento è riservato solo a quelle condizioni che sviluppano una rigidità dolorosa del piede.
Bu zorlukların ilki coğrafi idi.La nuova iniziativa fu una reazione a queste difficoltà.
Ekonomik zorluklar halkı özellikle İstanbul ve diğer büyük şehirlere itmiştir.Ha fatto proprie le istanze della classe media turca, soprattutto delle grandi città, in particolare Istanbul.
Sarı ceketlerin çoğu, düşük maaşlar ve yüksek enerji fiyatları nedeniyle ekonomik zorluklar çeken insanlardır.Gran parte dei risparmi sono riversati sui consumatori sotto forma di prezzi più bassi.