Bir hatalı davranış ile gitarist fena düşerdi." diyerek zorluklarını anlattı.Inoltre ha detto che suonare la chitarra è "molto impegnativo", "lo fai difficile quanto vuoi".
Zorluklarının üstesinden geldi.Он преодолел свои затруднения.
Zorluklar olacak.Будут трудности.
İşinde zorluklarla karşılaştı.Он столкнулся с трудностями в своей работе.
Geriye dönüp baktığımızda evren bize; onu gözlemlememizde bazı zorluklar çıkartmıştır.Зло, напротив, отвлекает нас от созерцания Божества.
"Küresel gıda güvenliği: gerçeklik, zorluklar ve perspektifler" - monografi, Almanya, Köln, 2017."Глобальная продовольственная безопасность: реалии, вызовы и перспективы" - монографии, Германия, Кельн, 2017.
Europa'nın kolonizasyonu çeşitli zorlukları beraberinde getirmektedir.Колонизация Европы сопряжена с целым рядом проблем.
Tüm zorluklar ise ondan korkmaktadır”.Тогда страх отступит его».
Sevdiğin kişiyle el ele verirsen, hayatın tüm zorluklarından alnı açık çıkabilirsin.Если вы живёте руку об руку с человеком, которого вы любите, вы можете преодолеть все соблазны жизни ...
Bütün bu zorlukların yanı sıra boyutunun küçük olması neden daha önce keşfedilemediğini açıklamaktadır.Это вместе с её малыми размерами объясняет, почему она не была открыта ранее.
Bahro'nun kitabının tartışılmasının zorlukları üzerine.О сложностях обсуждения книги Баро.
Ancak, ekonomik zorluklardan dolayı yarışmadan çekilmek zorunda kalmıştır.Но в связи с финансовыми проблемами снялся с соревнований.
İşçilerin hayatları zorluklarla doluydu.Социальная жизнь была полна трудностей.
Fakat mali ve finansal zorluklar nedeniyle Kıbrıs mahkemeleri tarafından kapatıldı.Однако из-за финансовых и юридических сложностей начало работ было отложено.
Şarkı albümün dans temasından ayrılmakta ve uzak mesafeli ilişkilerin zorluklarını ele almaktadır.Песня отличается от танцевальной тематики альбома и исследует тему трудностей дальних перелётов.
Bölüm boyunca köpekler, ana karakterlerle iletişim halindelerdi ve bu da çekim için zorluklar çıkardı.На протяжении эпизода собакам предстояло взаимодействовать с основными персонажами, что оказалось сложным.
Bu zorlukların ilki coğrafi idi.Вот была главная цель этих людей.
Bütün bunların yanında ortaya çıkan toprak kaymaları ile büyük zorluklarla karşılaşılmıştır.Ш. прощаются все земные грехи, в раю он получит высокое положение, вблизи трона Аллаха.»
Oyuncular, oyun içi zorluklarla karşılaşarak puan kazanabilirler.Игроки могут получить, в зависимости от сложности, очки при выполнении этих задач.
Ancak kollektivizasyon politikasının uygulanmasında yaşanan zorluklar ciddi bir sorun yarattı.Однако, реализация утверждённой идеи вызвала затруднения.
Rus İç Savaşı, Rusya'daki pek çok bilim insanının bilimle ilgisi olan ailelerine zorluklar getirmişti.Ещё долго французский учёный поддерживал научные контакты с коллегами из России.
Farabi'nin metafizik öğretileri modern araştırmacılara bazı zorluklar çıkarmaktadır.Многие из рекомендаций Петра были признаны эффективным даже современными исследователями.
Otomobil 1941'de yeni zorluklarla karşılaşır.واجهت السيارات تحديات صعبة عام 1941.
Çin'in nüfusu, coğrafi genişliği ve sosyal çeşitliliği, Pekin'den yönetme girişimlerinde zorluklar oluşturur.يشكل عدد سكان جمهورية الصين الشعبية مع اتساعها الجغرافي، والتنوع الاجتماعي اختبار حقيقي للحكم من بكين.
Tüm zorluklar ise ondan korkmaktadır”.وكان ممن يخشى الله تعالى».
Bu durum, sınıflandırılmada zorluklara yol açar.وهذا يسبب مشكلة كبيرة في مرحلة التعرف.
Çiftçiler bile büyük zorluklar yaşamışlardır.وبالنسبة للمزارعين فقد كانت أشياء أسوأ بكثير."
İlerleyen bölümlerde Michael, önüne çıkan zorluklara rağmen planını uygulamaya koyar.لكنها استمرت في مساعدة مايكل في الحلقات التالية على الرغم من توتر علاقتهما.
Bu zorlukları aşması için de öğrencilerden oluşan yardımcılardan destek almaktadır.كما يتضمن طرقاً لمساعدة المتعلمين على التغلب على هذه الصعوبات(18).
Europa'nın kolonizasyonu çeşitli zorlukları beraberinde getirmektedir.A colonização de Europa apresenta inúmeras dificuldades.
Strateji video oyunları, stratejik, taktiksel ve bazen lojistik zorlukları ve keşifleri vurgular.Os jogos enfatizam a estratégia, tática e algumas vezes desafios lógísticos.
Geriye dönüp baktığımızda evren bize; onu gözlemlememizde bazı zorluklar çıkartmıştır.Nela nos víamos como que submergidos em Deus.
Europa'nın düşük yerçekimi kolonizasyon adına zorluklar getirebilir.A baixa gravidade da Europa também poderia apresentar-se como um obstáculo para os esforços de colonização.
Bu kriz önemli küresel otomotiv gruplarına ciddi zorluklar yaşatmaktadır.Isto teve graves consequências negativas em todos os níveis da sociedade otomana.
Bütün bu zorluklara rağmen Suarez’in programı Temmuz 1976-Haziran 1977 arasında başarıyla uygulanacaktır.Conttudo, o projeto de Suárez foi-se aplicando sem demoras entre julho de 1976 e junho do seguinte ano.
Bu zorlukların ilki coğrafi idi.Depois veio a resposta às principais carências.
Hastalık, kendini yürümede zorluklar, dizde genel bir ağrı olarak göstermektedir.Para continuar a servir-me, vai onde a dor é imensa.
MIPS pazara girene kadar bazı finansal zorluklarla karşılaştı.Albini realizou algumas lutas de boxe antes de ingressar no MMA.
Kral Charles bu dinsel reformları İskoçya'da zorla uygulamaya başlayınca büyük zorluklarla karışlaştı.Quando Carlos tentou impor suas políticas religiosas na Escócia, acabou enfrentando diversas dificuldades.
Harmanlanmış öğrenme metodunun kullanılması beraberinde birtakım zorlukları da getirmektedir.Necessariamente, nas dificuldades de aprendizagem que apresenta um sujeito, está envolvido também o ensinante.
Sosyal ilişki zorlukları, akademik zorluklar kadar sık görülmektedir.As aulas expositivas são frequentemente comparadas com aprendizagem ativa.
Eğitiminin ilk yıllarında okuma ve yazma zorlukları çekti, disleksi hastasıydı.No início, sofria de dislexia, problema em que tinha dificuldade de ler e escrever.
Burada ekonomik zorluklarla karşı karşıya kaldı ve bu süreçte evliliği sonlandı.Ela acabou por superar este constrangimento e, por fim, o casamento acabou por ser consumado.
Aslı'ya çeşitli zorluklar sonucu kavuşur.In werkelijkheid is er een samenspel van verschillende factoren.
Çeşitli zorluklarla karşılaştı.Hij kreeg met allerlei soorten van problemen te maken.
Tabii başka zorluklarda vardır.Maar ze heeft nog andere problemen.
Europa'nın kolonizasyonu çeşitli zorlukları beraberinde getirmektedir.Kolonizacja Europy wiąże się z wieloma trudnościami.
Graz daki politik ve dini zorluklar Kepler in Brahe’ye hızlıca dönme umutlarını altüst etti.Polityczne i religijne trudności w Grazu uniemożliwiły Keplerowi natychmiastowy powrót.
Çocukların gerçeği gözlemleme konusunda zorluklar yaşadıkları doğrulanmıştır.Liczy, że dzieci z głodu powiedzą prawdę.
Strateji video oyunları, stratejik, taktiksel ve bazen lojistik zorlukları ve keşifleri vurgular.Gry strategiczne akcentują wyzwania o charakterze strategicznym, taktycznym, a czasami także logistycznym.
Bunun sebebi Rusya'daki ekonomik zorluklardır.Na trudności te nałożył się kryzys gospodarczy w Rosji.
Berlin'e geldiğinde ise oldukça fazla zorluklar çekti.Po powrocie do Berlina żył w bardzo skromnych warunkach.
Oyuncular, oyun içi zorluklarla karşılaşarak puan kazanabilirler.Z jednej strony gracz może się poczuć znudzony, jeżeli gra jest zbyt łatwa.
Ancak, ekonomik zorluklardan dolayı yarışmadan çekilmek zorunda kalmıştır.Załoga ta z powodu problemów technicznych musiała wycofać się z rywalizacji.
Çıkarma, zorluklara karşın aralıksız sürmektedir.Dramat: Pozostań niezłomny w ciężkich czasach.
Kuantum hesaplamaları kısaltılmış “kedi durumu” bazı kübitlerin zorluklarının yerini tutar.Akcja „Rzekomej ogrodniczki" to zawiła pętla uczuć kilku osób.
İşsizlik sebebiyle ekonomik zorluklar çekti.Z powodu trudności finansowych wychodziło nieregularnie.
Eğitiminin ilk yıllarında okuma ve yazma zorlukları çekti, disleksi hastasıydı.I skolan hade han problem med att skriva och läsa, och han lider av dyslexi.
Çiftçiler bile büyük zorluklar yaşamışlardır.Även jordbrukarna utövade ett stort inflytande.
Çıkarma, zorluklara karşın aralıksız sürmektedir.Dagen förlöper inte utan problem...