Ekspres tren o kadar hızlı geçti ki onu zorlukla gördük.The express train went by so fast we hardly saw it.
Kuraklık sırasında, çiftçiler kıt kanaat zorlukla geçinebiliyorlar.During droughts, farmers are barely able to eke out a living.
Tom zorlukların farkında idi.Tom was aware of the difficulties.
Koşucu zorlukla nefes alıyordu.The runner was gasping for breath.
Zorluklar yıldırıcı ama biz bunları aşabiliriz.The challenges are daunting, but we can overcome them.
Zorluklar yıldırıcı ama biz bunların üstesinden gelebiliriz.The challenges are daunting, but we can overcome them.
Zorlukları severim.I like challenges.
Onun el yazısı o kadar küçüktü ki zorlukla okunuyordu.Her handwriting was so tiny it was barely legible.
Onlar muhtemelen zorluklarla başa çıkabilecekler.They'll probably be able to cope with the difficulties.
Telefonla ilgili yanlış bir şey var. Ben seni zorlukla duyabiliyorum.There's something wrong with the phone. I can hardly hear you.
Ben zorlukla kim kimdi anlatabildim.I could hardly tell who was who.
Mario o kadar hasta ki zorlukla hareket edebiliyor.Mario is so sick that he can barely move.
Sadece zorlukları düşün!Just think of the difficulties!
Bazı teknik zorluklar var.There are some technical difficulties.
Zorlukların olduğunda sana yardımcı olacağım.When you have difficulties, I will help you.
Benim soruyu yorumlama zorluklarım vardı.I had difficulties interpreting the question.
Bugün herkes zorlukla mutlu.Hardly anybody's happy today.
Bunlar ciddi zorluklar.These are serious difficulties.
Sis çok yoğundu, her şeyi zorlukla görebildik.The fog was so dense, we could hardly see anything.
O, zorlukla yürüyebiliyor.He can hardly walk.
Kendimi zorlukla kontrol edebiliyorum.I can barely control myself.
İçmek için çok şeyim vardı ve zorlukla yürüyebiliyordum.I had too much to drink and I can barely walk.
Seni zorlukla tanıdım.I hardly recognized you.
Ben Tom'un zorlukla bekleyebildiğini bilirim.I know Tom can hardly wait.
Zorlukların farkındayım.I'm aware of the difficulties.
Zorlukların farkındaydılar.They were aware of the difficulties.
Tom zorlukla nefes alabiliyordu.Tom could barely breathe.
Tom zorlukla konuşabilir.Tom could barely speak.
Tom zorlukla nefes alabiliyor.Tom can barely breathe.
O, zorlukla konuşabilirdi.He could barely speak.
Gözlerime zorlukla inanabildim.I could hardly believe my eyes.
Dikkat edin, çünkü zorluklar olacak.Pay attention, because there will be difficulties.
İnsanların zorlukları bizim zorluklarımızdır.The people's hardships are our hardships.
Sanırım zorlukların farkındasın.I presume you are aware of the difficulties.
O zorlukla öğrenir.She's barely learning.
Zorluklar olacak.There will be difficulties.
Joaquim'in dindar olduğu söylenir ama o Rab'bin duasını zorlukla biliyor.Joaquim is said to be religious, but he hardly knows the Lord's prayer.
Onu zorlukla görebildim.I was hardly able to see it.
O, hayatında zorlukları olanlara yardımcı olur.He helps those who have hardships in their lives.
Buna zorlukla katlanabiliyorum.I can hardly stand it.
O kadar sessiz konuşuyorsun ki seni zorlukla duyabiliyorum.You speak so quietly I can barely hear you.
Tom'un zorlukla mücadeledeki cesareti, çevresindeki kişilere bir ilhamdır.Tom's courage in dealing with adversity is an inspiration to those around him.
Tom seninle buluşmak için zorlukla bekleyebilir.Tom can hardly wait to meet you.
Tom zorlukla yürüyebiliyor.Tom can hardly walk.
İşinde zorluklarla karşılaştı.He encountered difficulties in his work.
Tom testi geçmeyi zorlukla başardı.Tom barely managed to pass the test.
Buna zorlukla inanabiliyorum.I can hardly believe this.
Tom'un sesi zorlukla duyulabiliyordu.Tom's voice was hardly audible.
Tom öyle sersemledi ki zorlukla konuşabiliyor.Tom is so stunned he can hardly speak.
Çok zorluklar var.There are too many difficulties.
Bazı zorluklarımız olacak.We'll have some difficulties.
Bar öyle kalabalıktı ki, zorlukla hareket ediliyordu.The bar was so crowded you could hardly move.
Bu büyük zorluklarla sonuçlandı.It resulted in great difficulties.
O, o kadar yorgundu ki zorlukla nefes alabiliyordu.He's so exhausted he can barely breathe.
Ben zorlukla nefes alabiliyordum.I could hardly breathe.
Zorluklar büyük.The challenges are enormous.
Birçok zorluklar vardı.There were many challenges.
Zorluklar nelerdi?What were the challenges?
Zorluklar var.There are challenges.
Seni lisede zorlukla tanıyordum.I hardly knew you in high school.