Birçok zorluklarla mücadele edecek.You will be up against many difficulties.
Zorlukların üstesinden gelmek zorundasın.You have to overcome the difficulties.
Şirket maddi zorluklar içinde.The company is in financial difficulties.
Birçok zorlukların üstesinden gelmeliyiz.We must get over many difficulties.
Biz dağa tırmandık ama zorlukla.We climbed up the mountain, but with difficulty.
Önümüzde birçok zorluklar var.We have many difficulties before us.
Birçok büyük insan gençliklerinde zorluklardan geçmişlerdir.Many great men went through hardship during their youth.
Birçok zorluklarla karşı karşıyayız.We are faced with many difficulties.
Tüm zorluklarımızın üstesinden geleceğiz.We shall overcome all our difficulties.
Rusya büyük finansal zorluklarla karşılaşıyor.Russia is facing great financial difficulties.
Rusya büyük finansal zorluklarla karşı karşıyadır.Russia is facing great financial difficulties.
Onun ne kadar önemli olduğunu zorlukla fark ediyoruz.We hardly realize how important it is.
Sorun zorluklarla kuşatıldı.The problem was beset with difficulties.
Sorun zorluklarla doluydu.The problem was beset with difficulties.
Zorlukların üstesinden gelmelisin.You must overcome the difficulties.
Planı uygularken, bütün olası zorluklar hesaba katılmalıdır.In carrying out the plan, you should have reckoned with all possible difficulties.
Büyük zorluklar onun başarı yolunda duruyor.The great difficulties stand in the way of its achievement.
Üzgünüm. Bu yeri zorlukla bulabildim.Sorry. I could hardly find this place.
O kadar uykulu hissettim ki gözlerimi zorlukla açık tutabildim.I felt so sleepy that I could hardly keep my eyes open.
Sen o kadar çok değiştin ki seni zorlukla tanıyabiliyorum.You have changed so much that I can hardly recognize you.
Birçok zorlukların üzerine gitmek zorundasın.You have to go through many hardships.
Planı gerçekleştirmede biraz zorlukla karşılaşacaksınız.You'll find some difficulty carrying out the plan.
Yardımın olmasaydı, zorlukla baş edemezdim.But for your help I could not have got over the hardship.
Planın birçok pratik zorlukları var.The plan has many practical difficulties.
Bazı çocuklar dilleri kolaylıkla öğrenir ve bazıları da zorluklarla öğrenir.Some children learn languages easily and others with difficulty.
Zorluklarla karşılaşırsan tavsiye istemekten çekinme.If you get into difficulties, don't hesitate to ask for advice.
Başlangıçta, çok hızlı konuştukları zaman insanları zorlukla anlardım.At first, I had difficulty understanding people when they spoke too fast.
Biz birçok zorluklarla karşılaştık.We encountered many difficulties.
Biz onun zorlukları takdir ediyoruz.We appreciate his difficulties.
Beklenmedik bir zorlukla karşılaştık.We met with an unexpected difficulty.
Ben sınavı zorlukla geçtim.I passed the examination with difficulty.
Ben çeşitli zorluklar gördüm.I have seen various difficulties.
Batan tekneden zorlukla kaçtım.I escaped from the sinking boat with difficulty.
Birçok zorluklarla karşılaştım.I was confronted with many difficulties.
O bize birçok zorluklarla yaşadığını söyledi.He told us he had gone through many hardships.
Uzun bir süredir aşırı zorluklar altında mücadele ediyorum.I have struggled under extreme difficulties for a long time.
Sermaye yetersizliği nedeniyle geleceğimiz zorluklarla dolu olacak.Our future will be full of difficulties because of lack of funds.
Hayatta birçok zorluklara katlanmak zorundasın.You have to endure a lot of hardships in life.
Başkan zorluklarla başa çıkabilir.The President is capable of handling the difficulties.
Bir sürü zorluklar yaşadığını hayal ediyorum.I imagine that you went through a lot of difficulties.
O zaman, ülkemiz ciddi ekonomik zorluklarla karşı karşıya kalmıştır.At the time, our country was confronted with serious economic difficulties.
O dul ve emeklidir ve birçok zorluklarla karşı karşıyadır.She's a widow and a pensioner, and faces many hardships.
Tüm zorluklara rağmen başardı.He succeeded in spite of all difficulties.
Zorlukların üstesinden geldi.He got over the difficulties.
O, zorluklarla karşılaştığında nadiren pes eder.He rarely gives in, confronted with difficulties.
Bir sürü zorluklardan geçmesi gerekiyordu.He had to go through a lot of hardships.
Zorluklarının üstesinden geldi.He got over his difficulties.
O zorluklarla iyi başa çıkar.He will cope well with difficulties.
O zorlukları aşmasını bildi.He made his way through difficulties.
O gençliğinde birçok zorluklar geçirdi.He went through many hardships in his youth.
O pek çok zorluklar karşısında başarılı oldu.He succeeded in the face of many difficulties.
O zorluklarla baş edemediler.They could not cope with those difficulties.
Onlar, Tom'un gençliğinde hangi zorlukları yaşadığını bilmiyorlar.They don't know what difficulties Tom went through in his youth.
Onlar zorlukların farkındalar.They are aware of the difficulties.
Mali zorluklar yaşıyorlar.They are suffering financial difficulties.
Sorularımı zorlukla yanıtladılar.They answered my questions with difficulty.
Babasının ölümünden beri o bir sürü zorluklar geçirdi.Since her father's death, she has gone through a lot of hardships.
Oda o kadar duman doluydu ki zorlukla nefes alabildim.The room was so full of smoke that I could hardly breathe.
Genç adamlar tüm zorluklara rağmen bunu yapacaklarını söylediler.The young men said that they would do it despite all of the difficulties.
Bazı beklenmedik zorluklar ortaya çıktı.Some unexpected difficulties have arisen.