Ama birlikte bir aile gibi yaşadık, zorlukları birlikte aştık ve o hayatımın vazgeçilmez bir parçası oldu.Men vi har levet som en familie og været igennem meget sammen. Hun er blevet uundværlig i mit liv.
Ama birlikte bir aile gibi yaşadık, zorlukları birlikte aştık ve o hayatımın vazgeçilmez bir parçası oldu.Men vi har levt som en familj och genomlidit svårigheter tillsammans. Hon har blivit oumbärlig i mitt liv.
Ama birlikte bir aile gibi yaşadık, zorlukları birlikte aştık ve o hayatımın vazgeçilmez bir parçası oldu.Mutta olemme eläneet samassa perheessä ja kokeneet kovia. Xiao Meistä on tullut tärkeä osa elämääni.
Ama birlikte bir aile gibi yaşadık, zorlukları birlikte aştık ve o hayatımın vazgeçilmez bir parçası oldu.Αλλά ζούμε σαν μια οικογένεια, έχουμε περάσει δυσκολίες μαζί, και έχει γίνει αναπόσπαστο κομμάτι της ζωής μου.
Ama birlikte bir aile gibi yaşadık, zorlukları birlikte aştık ve o hayatımın vazgeçilmez bir parçası oldu.Но мы жили одной семьёй, вместе преодолевали трудности, и она стала неотъемлемой частью моей жизни.
Ama bu demek değil ki psikotik zorluklardan uzak durabildim.Ça ne veut ne pas dire que j'ai évité toutes les luttes psychiatriques.
Ama bu demek değil ki psikotik zorluklardan uzak durabildim.Das soll nicht heißen, dass ich keine psychischen Probleme hatte.
Ama bu demek değil ki psikotik zorluklardan uzak durabildim.Dat betekent niet dat ik vrij gebleven ben van elke psychiatrische strijd.
Ama bu demek değil ki psikotik zorluklardan uzak durabildim.Esto no significa que me haya alejado de todas las dificultades psiquiátricas.
Ama bu demek değil ki psikotik zorluklardan uzak durabildim.Ez nem azt jelenti, hogy ez a három évtized minden pszichiátriai küzdelemtől mentes lett volna.
Ama bu demek değil ki psikotik zorluklardan uzak durabildim.그렇다고 제가 과게에 겪었던 모든 정신질환적 문제들을 선명히 기억한다는 것은 아닙니다.
Ama bu demek değil ki psikotik zorluklardan uzak durabildim.Men det betyder inte att jag klarat mig från alla psykiatriska bekymmer.
Ama bu demek değil ki psikotik zorluklardan uzak durabildim.Não quer dizer que estive livre de dificuldades psiquiátricas.
Ama bu demek değil ki psikotik zorluklardan uzak durabildim.Nechci tím říct, že se už nepotýkám s žádnými psychickými problémy.
Ama bu demek değil ki psikotik zorluklardan uzak durabildim.Nhưng điều đó không có nghĩa là tôi đã hoàn toàn thoát khỏi những rắc rối về triệu chứng tâm thần.
Ama bu demek değil ki psikotik zorluklardan uzak durabildim.Non voglio dire che non ho fatto ricorso a nessuno sforzo psichiatrico.
Ama bu demek değil ki psikotik zorluklardan uzak durabildim.Nu înseamnă că n-am rămas cu probleme psihice.
Ama bu demek değil ki psikotik zorluklardan uzak durabildim.To nie znaczy jednak, że uniknęłam wszystkich psychiatrycznych zmagań.
Ama bu demek değil ki psikotik zorluklardan uzak durabildim.Αυτό δεν σημαίνει ότι κρατήθηκα μακριά απ' όλους τους ψυχιατρικούς αγώνες.
Ama bu demek değil ki psikotik zorluklardan uzak durabildim.Но это не значит, что меня не затронули психиатрические проблемы.
Ama bu demek değil ki psikotik zorluklardan uzak durabildim.Това не означава, че останах без всички психиатрични борби.
Ama bu demek değil ki psikotik zorluklardan uzak durabildim.זה לא אומר שהצלחתי להימנע מכל המאבקים הפסיכיאטריים.
Ama bu demek değil ki psikotik zorluklardan uzak durabildim.وهذا لا يعني أنني قد انتهيت من كل الصراعات النفسية.
Ama bu demek değil ki psikotik zorluklardan uzak durabildim.避けてきたのではありません エール大学ロースクールを卒業して 初めて法律の仕事に就いてから
Ama Rama, bir kadının yeri, Koca'sının yanıdır! Tüm zorluklara katlanırım. Sensiz yaşayamam...- Но Рама, место женщины - рядом с мужем, я приму любые тяготы я не могу жить без тебя.
Ama yine de bazen bu zorlukların arkasında tedavi edilebilecek bir hastalık da yatabilir.Cependant, une maladie peut parfois être à l’origine de ces troubles, et celle-ci peut être soignée.
Ama yine de bazen bu zorlukların arkasında tedavi edilebilecek bir hastalık da yatabilir.Ibland kan det dock finnas en bakomliggande sjukdom som kan behandlas.
Ama yine de bazen bu zorlukların arkasında tedavi edilebilecek bir hastalık da yatabilir.Joskus taustalla voi kuitenkin olla sairaus, jota voidaan hoitaa.
Ama yine de bazen bu zorlukların arkasında tedavi edilebilecek bir hastalık da yatabilir.Sin embargo hay casos en los que pueden ser síntoma de una enfermedad que requiere un tratamiento.
Ama yine de bazen bu zorlukların arkasında tedavi edilebilecek bir hastalık da yatabilir.Иногда причиной является заболевание, которое может быть излечено.
Ama yine de bazen bu zorlukların arkasında tedavi edilebilecek bir hastalık da yatabilir.وأحيانًا يكون في خلفيتها مرض من الممكن معالجته.
Ama zorluklar beni bahtsız yapmaz!Ma inconveniente non significa affatto sfortunato!
Ama zorluklar beni bahtsız yapmaz!Mas inconveniente não é o mesmo que infortúnio.
Ama zorluklar beni bahtsız yapmaz!Men obekväm betyder inte olycka!
Ama zorluklar beni bahtsız yapmaz!Men ubekvem betyder ikke uheldig.
Ama zorluklar beni bahtsız yapmaz!Pero eso no significa que tenga mala suerte.
Ama zorluklar beni bahtsız yapmaz!Se ei tarkoita, että olen parka.
Ama zorluklar beni bahtsız yapmaz!Αλλά αυτό δεν σημαίνει ότι είμαι κακότυχος!
Ama zorluklar beni bahtsız yapmaz!Но неудобство не равнозначно несчастью!
Ancak bu figürleri resmin içine düzgün bir perpektifle yerleştirmek konusunda zorluklarla karşılaşmışlar.Depois houve o desafio de colocar essas figuras num espaço crível.
Ancak bu figürleri resmin içine düzgün bir perpektifle yerleştirmek konusunda zorluklarla karşılaşmışlar.Następnie, należało umieścić te postaci w wiarygodnej przestrzeni.
Ancak bu figürleri resmin içine düzgün bir perpektifle yerleştirmek konusunda zorluklarla karşılaşmışlar.Далі треба було надати композиції реалістичності.
Ancak bu figürleri resmin içine düzgün bir perpektifle yerleştirmek konusunda zorluklarla karşılaşmışlar.(ж) Но все менялось, когда такие фигуры попадали в правдоподобное место.
Ancak, bunları gerçekleştirecek imkanların mevcut olduğu söylenemez. Önümüzde aşılması gereken zorluklar var.Есть трудности, с которыми нам придётся столкнуться.
Ancak çoğunlukla büyük bir zorlukla karşılaşmadık.Ale poza tym nie mieliśmy większych problemów.
Ancak çoğunlukla büyük bir zorlukla karşılaşmadık.Ale v zásadních ohledech nedošlo k žádným převratným změnám.
Ancak çoğunlukla büyük bir zorlukla karşılaşmadık.Doch der Großteil blieb eigentlich gleich.
Ancak çoğunlukla büyük bir zorlukla karşılaşmadık.이 외에 큰 문제는 별로 없었습니다
Ancak çoğunlukla büyük bir zorlukla karşılaşmadık.Mais nous n'avons pas rencontré de problème majeur.
Ancak diğer 33 dil hakkında kaynak bulmak bu halklar açısından zorluklar yaratmaktadır.Η εύρεση πηγών και διαθέσιμου υλικού στις υπόλοιπες 33 γλώσσες είναι συχνά πρόκληση για τις κοινότητες αυτές.
Ancak yavaş da olsa büyüyorsunuzdur ve zorlukla kâra geçiyorsunuzdur.4番 ビジネスモデルは見つけられず
Ancak yavaş da olsa büyüyorsunuzdur ve zorlukla kâra geçiyorsunuzdur.성장 속도가 너무 느려서 거의 붕괴 직전인 경우가 있고
Ancak yavaş da olsa büyüyorsunuzdur ve zorlukla kâra geçiyorsunuzdur.لكنك قد تنمو ببطئ وبالكاد تحقق نقطة تعادل، لا ربح ولا خسارة.
Arjantin, Fransa gibi ülkelerdi -- ve birlikte oturduk, gülüştük, konuştuk ve zorluklarımızı paylaştık.Argentina, França. Encontramo-nos juntas e rimos, falamos e partilhamos as nossas dificuldades.
Arjantin, Fransa gibi ülkelerdi -- ve birlikte oturduk, gülüştük, konuştuk ve zorluklarımızı paylaştık.Argentina, Franciaország -- és együtt ültünk és nevettünk és beszélgettünk és megosztottuk a nehézségeinket.
Arjantin, Fransa gibi ülkelerdi -- ve birlikte oturduk, gülüştük, konuştuk ve zorluklarımızı paylaştık.Argentina, Francia... y nos hemos sentado juntas y reído y hablado y compartido nuestras dificultades.
Arjantin, Fransa gibi ülkelerdi -- ve birlikte oturduk, gülüştük, konuştuk ve zorluklarımızı paylaştık.Argentina, Francie - - a společně jsme seděly a smály se a mluvily a povídali si o svých problémech.
Arjantin, Fransa gibi ülkelerdi -- ve birlikte oturduk, gülüştük, konuştuk ve zorluklarımızı paylaştık.Argentína, Francúzsko. Sedeli sme spolu a smiali sme sa, rozprávali sme sa a zdieľali sme spoločné problémy.
Arjantin, Fransa gibi ülkelerdi -- ve birlikte oturduk, gülüştük, konuştuk ve zorluklarımızı paylaştık.Argentina, Franţa -- şi am stat împreună şi am râs şi am vorbit şi ne-am împărtăşit dificultăţile.
Arjantin, Fransa gibi ülkelerdi -- ve birlikte oturduk, gülüştük, konuştuk ve zorluklarımızı paylaştık.Argentina, Perancis -- kami duduk bersama dan tertawa, berbincang dan berbagi kesulitan-kesulitan kami.