1999 yılına kadar düzenli bir şekilde baskılara ve çıkarılan zorluklara rağmen her yıl şenlikler yapılmıştır.Често се случва обаче при наличието на проблеми от по-сериозно естество срещите да се провеждат ежегодно.
Bu kriz önemli küresel otomotiv gruplarına ciddi zorluklar yaşatmaktadır.Това предизвиква сериозни негативни последици на всички нива на османското общество.
Çiftçiler bile büyük zorluklar yaşamışlardır.Освен това за някои фермери били много скъпи.
Fakat bundan sonra Dionisyus ordusu büyük zorluklar altında kaldı.След това репутацията на Дионисий пострадва от няколко неприятни инцидента.
Aftermath'in mali zorluklarla yüz yüze olduğu söylentileri ortaya çıktı.Počele su glasine da Aftermath ima financijskih problema.
Tüm zorluklar ise ondan korkmaktadır”.Boj se suda Božjega!"
Şarkı albümün dans temasından ayrılmakta ve uzak mesafeli ilişkilerin zorluklarını ele almaktadır.Pjesma odmiče od dance stila albuma i pjeva o problemima veza na daljinu.
Yeni devletin maddi zorluklarının baskısı altında Ben-Gurion, Batı Almanya ile tazminat anlaşması imzaladı.Unatoč oštrom protivljenju opozicije Ben Gurion je podržao uspostavu veza sa Zapadnom Njemačkom.
Fakat mali ve finansal zorluklar nedeniyle Kıbrıs mahkemeleri tarafından kapatıldı.Međutim, proces izgradnje je zaustavljen i odgođen zbog financijskih poteškoća.
Şiirde bu çift de bir sıra macera ve zorluklarla karşılasşaktadırlar.Táto zbierka obsahuje mnoho básní s viacerými príchuťami a dimenziami.
Bu durum, sınıflandırılmada zorluklara yol açar.Pomocou redukcie sa definujú triedy zložitosti.
Sarı ceketlerin çoğu, düşük maaşlar ve yüksek enerji fiyatları nedeniyle ekonomik zorluklar çeken insanlardır.Številni rumeni jopiči so predvsem posledica gospodarskih težav zaradi nizkih plač in visokih cen energije.
Bu deneylerin yürütülmesinde ve sonuçların yorumlanmasında yeni zorluklar getirdi.Vendar je pri razlagi svoji rezultatov izpostavil še eno pomanjkljivost.
Çıkarma, zorluklara karşın aralıksız sürmektedir.Notranjost kljub svoji velikosti ne šokira.
Aslı'ya çeşitli zorluklar sonucu kavuşur.Vendar se v realnosti pojavijo številne ovire.
Oyuncular, oyun içi zorluklarla karşılaşarak puan kazanabilirler.Igralci pridobivajo točke s premagovanjem nasprotnikov.
İlerleyen bölümlerde Michael, önüne çıkan zorluklara rağmen planını uygulamaya koyar.Nepaisant visų sunkumų, Maiklas bando įvykdyti savo pabėgimo planą.
Eğitimine ekonomik zorluklardan dolayı ara vermek durumunda kaldı.Nustota transliuoti dėl ekonominių sunkumų.
II. Dünya Savaşı, Osaka bölgesinden Tokyo'ya seyahat etmek konusunda çok büyük zorluklara sebep olmuştu.Antras pasaulinis karas sudavė labai smarkų smūgį Tosa-Inu populiacijai Japonijoje.
Çiftçiler bile büyük zorluklar yaşamışlardır.Buvo ir nuskurdusių žemdirbių.
Otomobil 1941'de yeni zorluklarla karşılaşır.Automobilis debiutavo 1941 metais.
Bu zorlukların ilki coğrafi idi.Pirmieji žingsniai buvo sunkūs.
71 yaşına varmış olan Hurt zorlukla bulundu.Mirė būdamas 71 metų nusišovė dėl nelaimingos meilės.
Vasa arkeologlar için benzersiz zorluklar ortaya çıkartmıştı.Vasa pakkus arheoloogidele enneolematut väljakutset.
Fransız Ordusu bu isyan zorlukla bastırmıştır.Prantsuse väed surusid ülestõusu maha.
Fakat yine zorlukları başarması gerekecektir.Seepärast hoiavad nad oma vajadusi tagasi.
Eğitimine ekonomik zorluklardan dolayı ara vermek durumunda kaldı.Sealsed õpingud pidi ta pooleli jätma majanduslike raskuste tõttu.
Çok uluslu firmalar bu alanda çeşitli zorluklarla karşı karşıyadır.Kahanevad linnad USAs seisavad silmitsi teistsuguste probleemidega.
İşçilerin hayatları zorluklarla doluydu.Sõjaaja raskused olid koolitööd kõvasti räsinud.
2009 Yıllık raporu: Avrupa’daki uyuşturucu sorununun durumu kurmanın zorluklarına bağlıdır.Jaarverslag 2009: Stand van de drugsproblematiek in Europa
2009 Yıllık raporu: Avrupa’daki uyuşturucu sorununun durumu kurmanın zorluklarına bağlıdır.Raportul anual 2009: situaţia drogurilor în Europa
2009 Yıllık raporu: Avrupa’daki uyuşturucu sorununun durumu kurmanın zorluklarına bağlıdır.Relatório Anual 2009: a evolução do fenómeno da droga na Europa
2009 Yıllık raporu: Avrupa’daki uyuşturucu sorununun durumu kurmanın zorluklarına bağlıdır.Výročná správa 2009: stav drogovej problematiky v Európe
20 yıl, 1998 zorlukla kabul edildi.20 ans après, 1998 est à peine reconnu.
20 yıl, 1998 zorlukla kabul edildi.Mesmo 20 anos depois, 1998 quase não é mencionado.
20 yıl, 1998 zorlukla kabul edildi.Minęło 20 lat a 1998 jest ledwie uznawany.
20 yıl, 1998 zorlukla kabul edildi.Veinte años después, 1998 apenas se reconoce.
20 yıl, 1998 zorlukla kabul edildi.Vent'anni dopo, il 1998 è malapena riconosciuto.
4Shab"ın videoları gençlere hayatın zorlukları ile baş edebilmeleri için이것은 이슬람교의 보다 친절하고 온화한 면을 보여줌으로써 젊은이들로 하여금 인생의 고난들을
4Shab"ın videoları gençlere hayatın zorlukları ile baş edebilmeleri içinVidea jsou zamýšlená tak, aby ukazovala
4Shab"ın videoları gençlere hayatın zorlukları ile baş edebilmeleri içinאלה קליפים שמנסים להראות צד אדיב ועדין יותר של האיסלם,
4Shab"ın videoları gençlere hayatın zorlukları ile baş edebilmeleri içinأنها فيديوهات هدفها هو إظهار وجه رؤوف، وأكثر لطفاً للإسلام،
4Shab"ın videoları gençlere hayatın zorlukları ile baş edebilmeleri için人生の困難と向き合うのにイスラムの寛大な側面を 見せようと作られています
6,5 milyar insanı beslemede, içme suyu, ilaç, yakıt temininde zorluklarla karşılaşıyoruz.우리는 이 65억 인구에게 음식, 신선하고 깨끗한 물, 의약품, 그리고 연료를 제공하는데 어려움을 겪고 있지요.
6,5 milyar insanı beslemede, içme suyu, ilaç, yakıt temininde zorluklarla karşılaşıyoruz.Mamy kłopot z zapewnieniem pożywienia, świeżej, czystej wody, lekarstw, paliwa dla 6,5 mld ludzi.
6,5 milyar insanı beslemede, içme suyu, ilaç, yakıt temininde zorluklarla karşılaşıyoruz.Meillä on vaikeuksia ruokkia kaikki, järjestää puhdasta vettä, lääkkeitä, polttoaineita jo 6,5 miljardille.
6,5 milyar insanı beslemede, içme suyu, ilaç, yakıt temininde zorluklarla karşılaşıyoruz.Problémát jelent etetni, ellátni friss, tiszta vízzel, gyógyszerekkel, üzemanyaggal a hat és fél milliárdot.
6,5 milyar insanı beslemede, içme suyu, ilaç, yakıt temininde zorluklarla karşılaşıyoruz.Temos dificuldades em alimentar, fornecer água potável, medicamentos, combustível para os 6500 milhões
6,5 milyar insanı beslemede, içme suyu, ilaç, yakıt temininde zorluklarla karşılaşıyoruz.Έχουμε πρόβλημα να θρέψουμε, να παρέχουμε καθαρό νερό, φάρμακα, καύσιμα για τα εξήμισι δις.
6,5 milyar insanı beslemede, içme suyu, ilaç, yakıt temininde zorluklarla karşılaşıyoruz.Уже сейчас трудно накормить, обеспечить питьевой водой, лекарствами и топливом 6.5 миллиардов людей.
6,5 milyar insanı beslemede, içme suyu, ilaç, yakıt temininde zorluklarla karşılaşıyoruz.יש לנו בעייה להאכיל, לספק מים נקיים וטריים רפואה, דלק לששה המיליארד וחצי.
6,5 milyar insanı beslemede, içme suyu, ilaç, yakıt temininde zorluklarla karşılaşıyoruz.لدينا مشكلة في توفير الغذاء، الماء النظيف، الدواء، الوقود للستة ونصف مليار نسمة.
6,5 milyar insanı beslemede, içme suyu, ilaç, yakıt temininde zorluklarla karşılaşıyoruz.薬や、燃料を 提供することは困難な状態です 90億人になったら更に困難が予想されます
65 yaşından büyüklerin üçte birinde hafıza zorlukları görülmektedir.Joka kolmannella yli 65-vuotiaalla on muistioireita.
65 yaşından büyüklerin üçte birinde hafıza zorlukları görülmektedir.Una de cada tres personas mayores de 65 años muestra síntomas de pérdida de memoria.
65 yaşından büyüklerin üçte birinde hafıza zorlukları görülmektedir.Une personne de plus de 65 ans sur trois a des troubles de la mémoire.
65 yaşından büyüklerin üçte birinde hafıza zorlukları görülmektedir.Каждый третий человек старше 65 лет имеет проблемы с памятью.
65 yaşından büyüklerin üçte birinde hafıza zorlukları görülmektedir.كل شخص من ثلاثة أشخاص من الذين تزيد أعمارهم عن 65 عاماً لديه أعراض لمشاكل في الذاكرة.
65 yaşından büyüklerin üçte birinde hafıza zorlukları görülmektedir.年满65岁的人中三分之一都有记忆力衰退问题。并不是所有的问题都由疾病造成。由疾病造成的记忆力衰退可进行治疗。
Ama birlikte bir aile gibi yaşadık, zorlukları birlikte aştık ve o hayatımın vazgeçilmez bir parçası oldu.Dzieliła ze mną trudy życia, stała się jego niezastąpioną częścią.