1896 yılında babasının ölümü üzerine zorluklar yaşadı.Han blev lensgreve ved faderens død i 1896.
Bütün bu zorluklar moleküler markörlerin devreye girmesiyle aşılabilmektedir.Denne kobling skyldes, at hele molekylet har mulighed for at rotere.
Fakat bu hareketimiz büyük zorluklar içinde yapılabiliyordu.Arbejdet blev udført under store vanskeligheder.
Çocukluğu yoksul bir çevrede zorluklar içinde geçti.Köse blev opvokset i en fattig familie under dårlige forhold.
İşçilerin hayatları zorluklarla doluydu.Optagelserne var plaget af problemer.
Eğer zorluklar çok fazlaysa birey yeni beceriler edinerek akış durumuna geri dönebilir” demiştir."Så meget som de glæder sig, kan de sagtens genskabe den gamle nerve".
Strateji video oyunları, stratejik, taktiksel ve bazen lojistik zorlukları ve keşifleri vurgular.Spillene understreker strategiske, taktiske, og noen ganger logistiske utfordringer.
Yeni devletin maddi zorluklarının baskısı altında Ben-Gurion, Batı Almanya ile tazminat anlaşması imzaladı.For å løse de økonomiske krisene signerte Ben-Gurion en erstattingsavtale med Vest-Tyskland.
Harry'e 5. yılında büyük zorluklar verir.I sitt femte år overlot det til Harry.
Bu zamanlarda finansal zorluklarla karşılaştı ve gayrimenkullerini kardeşine rehin bırakmak zorunda kaldı.Hun fikk finansielle problemer og måtte be sin søster om hjelp.
Mozart hayatında nadiren maddi zorluklar yaşamıştır.Mozart hadde på mange måter et vanskelig liv.
Tuvalet alışkanlıklarının değişmesi sosyal hayatta zorluklara neden olabilir.Overgangen mellom paradigmer kan være vanskelig, grunnet sosiale motsetninger i samfunnet.
Leo Fokas, zorlukla bir gemiye binip kaçabildi.Marcus Antonius klarte å komme seg over på et mindre skip med sitt flagg og flykte fra slaget.
Eğitimine ekonomik zorluklardan dolayı ara vermek durumunda kaldı.Tetapi studinya harus dihentikan lagi karena kesulitan dana.
Göz açıklığı zorlukla görülebilir.Dagunya dapat dilihat dengan jelas.
1862'de iç savaş yüzünden çeşitli zorluklarla karşılaştılar.Pada tahun 1862, timbul kesulitan akibat berkobarnya Perang Saudara Amerika.
İşsizlik sebebiyle ekonomik zorluklar çekti.Disebabkan karena masalah kesulitan ekonomi.
Ayrıca, tıbbi planlara sadık kalınması ve yaşam tarzında değişiklik yapılmasında da zorluklar yaşanmaktadır.Pasien juga mengalami kesulitan mematuhi jadwal minum obat dan mengubah gaya hidup.
Çeşitli zorluklarla karşılaştı.Beragam kesulitan ditemukan.
Zorlukların üstesinden gelip doktor olur.Sau đó, Vũ vượt qua khảo thí, được làm Bác sĩ.
İşçilerin hayatları zorluklarla doluydu.Đời sống nhân dân gặp rất nhiều khó khăn.
Kral Charles bu dinsel reformları İskoçya'da zorla uygulamaya başlayınca büyük zorluklarla karışlaştı.Khi Charles cố gắng áp đặt chính sách tôn giáo của ông đối với người Scotland, ông đối mặt với nhiều khó khăn.
Ve bunlar sayesinde tüm coğrafi zorlukların üstesinden geldiler.Nhờ đó, cả nhóm vượt qua thử thách khó khăn này.
Şiirde bu çift de bir sıra macera ve zorluklarla karşılasşaktadırlar."Chuyến phiêu lưu nào cũng chứa nhiều ngạc nhiên và thách thức.
Çıkarma, zorluklara karşın aralıksız sürmektedir.設定に関わらず難易度は固定されている。
İşçilerin hayatları zorluklarla doluydu.家族の生活は苦難に満ちていた。
Sarı ceketlerin çoğu, düşük maaşlar ve yüksek enerji fiyatları nedeniyle ekonomik zorluklar çeken insanlardır.黄色いベスト運動の抗議者のおおくは、主に低給与と高エネルギー価格による経済的困難によって動機づけられている。
O kadar ıslak ve üşümüştüm ki, zorlukla binebildim.その上軽量で柔らかく、凍結しにくいなど取り扱いが楽であった。
Aslı'ya çeşitli zorluklar sonucu kavuşur.しかし、実際の実装ではいくつかの問題が生じる。
( Körü körüne zorlukların üstüne gitmek şanssızlığa yol açar.(コマをつけて運行することは恥とされる。
Bazı zorluklardan sonra, Cordelia'nın "Buffy'nin Sunnydale'e hiç gelmemiş olması" dileğini yerine getirir.「バフィーなんかいなくなればいい」というコーディリアの願いを真に受け、バフィーが来なかったサニーデールを創りあげてしまう。
Sosyal ilişki zorlukları, akademik zorluklar kadar sık görülmektedir.受験の難易度は、通常は学力偏差値によって表される。
Bu zorlukları aşması için de öğrencilerden oluşan yardımcılardan destek almaktadır.そのストレスを生徒に厳しくしかることで晴らそうとするため、生徒たちからは敬遠されている。
Bütün bu zorluklara rağmen Suarez’in programı Temmuz 1976-Haziran 1977 arasında başarıyla uygulanacaktır.尽管面临着这些挑战,苏亚雷兹的计划还是在1976年7月到1977年6月间执行了下去。
Geriye dönüp baktığımızda evren bize; onu gözlemlememizde bazı zorluklar çıkartmıştır.当我看见贪污腐败时,我就尝试去揭露它。
Ayrıca, tıbbi planlara sadık kalınması ve yaşam tarzında değişiklik yapılmasında da zorluklar yaşanmaktadır.人们同时也面对坚持服药以及改变生活方式的挑战。
Bütün bunların yanında ortaya çıkan toprak kaymaları ile büyük zorluklarla karşılaşılmıştır.所有的偉人都是從艱苦中脫穎而出的。
İlerleyen bölümlerde Michael, önüne çıkan zorluklara rağmen planını uygulamaya koyar.第一季紧跟迈克尔突破重重困难实践他的计划。
Çok uluslu firmalar bu alanda çeşitli zorluklarla karşı karşıyadır.這個國家的很多工商業人士都畏懼著某種東西。
Ekip 40 milyon dolarlık bütçeyle, yine de birçok zorlukla karşı karşıya kaldı.儘管有著達4,000萬美元的製片預算,劇組仍遇到了一些瓶頸。
1896 yılında babasının ölümü üzerine zorluklar yaşadı.1896年,他在他母亲的坟墓前自杀未遂。
İşsizlik sebebiyle ekonomik zorluklar çekti.由于财政困难,工程耽搁。
Şarkıda Tupac çocuklardan, özellikle Siyahi kadınlardan ve onların çektiği zorluklardan bahseder.文中,杜波依斯颂扬女性、特别是黑人女性的尊严与价值。
Tüm zorluklar ise ondan korkmaktadır”.그러니 그들이 가장 두려워하는 것은 바로 (우리의) 야습이다.”
Graz daki politik ve dini zorluklar Kepler in Brahe’ye hızlıca dönme umutlarını altüst etti.그라츠에서의 정치적, 종교적 어려움이 튀코에게 바로 돌아가겠다는 케플러에게 찬물을 끼얹었다.
Ameliyatları zorluklarından ötürü "muharebe" olarak nitelendirdi.아버지는 참봉 벼슬을 하여 우도에서는 고선달이라고 불렸다.
O kadar ıslak ve üşümüştüm ki, zorlukla binebildim.기질을 이상하게 타고나서 능히 춥고 더운 것은 물론 배고픈 것도 견딜 수 있었다.
Yolculuğu esnasında bazı otellere alınmamak gibi çeşitli zorluklarla karşı karşıya kaldı.הוא סבל מקשיים אחרים במסע כמו איסור כניסה למלונות רבים.
O kadar ıslak ve üşümüştüm ki, zorlukla binebildim.מזג האוויר המשיך להיות קשוח, גשום וקר והיה קושי למצוא חומרי בעירה.
Ancak kollektivizasyon politikasının uygulanmasında yaşanan zorluklar ciddi bir sorun yarattı.אבל ירידת כוחו הפוליטי הייתה כבר עובדה.
Çiftçiler bile büyük zorluklar yaşamışlardır.באחוזות החקלאיות הגדולות היו תנאיהם קשים במיוחד.
Aslında bu zorluklar, alanı terk etmesinin temel nedenlerinden biridir.צעד זה היה אחד הגורמים המרכזיים לעזיבתה.
Bazı zorluklardan sonra, Cordelia'nın "Buffy'nin Sunnydale'e hiç gelmemiş olması" dileğini yerine getirir.בעונה הזו יש לנו הצצה קטנה ל"מה היה קורה אם באפי לא הייתה מגיע לסאנידייל" בעקבות בקשה של קורדיליה.
TallMountain'in hayatı zorluklarla dolu bir yolculuktur.מסעו של אינמאן מלא תלאות.
Van Gogh zorlukla cevap vermeye çalışarak, merdivenlerden odasına çıakrken "Yok, ama ben..." der.לאחר מכו ביונסה עולה לחלק העליון של מדרגות ואומרת "אני ...
Zorluklara karşın Yahudi yerleşimciler yavaş yavaş oblasta gelmeye başladı.ואכן לפחות בהתחלה היה קצב הגיוס מקרב היהודים איטי מאוד.
2 Eylül 1652 tarihinde öldüğü zaman, ciddi mali zorluklar içindeydi.Умира на 2 септември 1652 г. в сериозни финансови затруднения. ((en))
2009'da "ebeveynlerin tavsiyesiyle" Ermenistan'a döndü ve mevcut zorluklara rağmen kendi ülkesinde kaldı.През 2009 г. се връща в Армения и остава там, въпреки трудностите, които изпитва.
Ancak kollektivizasyon politikasının uygulanmasında yaşanan zorluklar ciddi bir sorun yarattı.При опитите за създаване на изцяло цивилно правителство обаче възникват проблеми.
Bu zorlukların ilki coğrafi idi.Първите поставени задачи са били прости.