Ana içeriğe geç
Sözlük

zorlukla ile cümle

zorlukla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu durum, sınıflandırılmada zorluklara yol açar.Detta blir ett problem under tiden i klassrummet.
Farabi'nin metafizik öğretileri modern araştırmacılara bazı zorluklar çıkarmaktadır.Moerbekes översättningar är fortfarande respekterade av moderna forskare.
Bu zorlukların ilki coğrafi idi.Dess viktigaste bestämmelser var följande.
Tedavi çoğunlukla zorluklar içerir.Behandlingen är ofta svår.
Fakat bu hareketimiz büyük zorluklar içinde yapılabiliyordu.Dessa projekt genomfördes under stora svårigheter.
Europa'nın kolonizasyonu çeşitli zorlukları beraberinde getirmektedir.Kolonisation av Mars stöds av en rad organisationer med varierande inriktning.
Ama bunun getirdiği zorluklardan dolayı grup, 1998 yılında dağıldı.Trots framgången splittrades gruppen 1998.
Çin'in nüfusu, coğrafi genişliği ve sosyal çeşitliliği, Pekin'den yönetme girişimlerinde zorluklar oluşturur.Населення Китаю, географічних просторах, і соціальне різноманітність зірвати спроби правило з Пекіна.
Şiirin yaşlanma ve ölüme odaklanması, filmin sanatsal zorlukları irdelemesiyle bağlantılıdır.Зосередження вірша на старінні та смерті пов'язане з вивченням художніх труднощів.
Buna rağmen 12 saatlik bir çabayla, zorlukla da olsa, iki gemi de Korfu Limanı'na ulaşabildi.Тільки через 12 годин обидва есмінця вдалося привести в гавань Корфу.
Fransız Ordusu bu isyan zorlukla bastırmıştır.Французькі війська загалом підтримали повстання.
İşçilerin hayatları zorluklarla doluydu.Умови праці робітників були тяжкі.
Bağdad halkı büyük zorluklar çekmeye başladı.Уряд Балдуїна почав стикатися зі значними труднощами.
O kadar ıslak ve üşümüştüm ki, zorlukla binebildim.Був контужений і важко обморожений, проте залишився живим.
Bütün bu zorlukların yanı sıra boyutunun küçük olması neden daha önce keşfedilemediğini açıklamaktadır.Разом із невеликими розмірами галактики це пояснює, чому її не було відкрито раніше.
Zorluklar sonucu Annabeth, Athena'nın heykelini bulmayı başarır.Тому і недивно, що Барсанті знаходить роботу альтиста.
Tabii başka zorluklarda vardır.Тут є, звичайно, свої складнощі.
Çiftçiler bile büyük zorluklar yaşamışlardır.Значних успіхів добились і працівники ферм.
Bu körelme öğrenme zorluklarına neden olur.Прагнення поволі вчитися цьому.
Europa'nın kolonizasyonu çeşitli zorlukları beraberinde getirmektedir.S kolonizací Europy jsou však spojené některé obtíže.
H334 Solunması halinde nefes alma zorlukları, astım nöbetleri veya alerjiye yol açabilir.H334: Při vdechování může vyvolat příznaky alergie nebo astmatu nebo dýchací potíže.
İnsanların başına zorluklar getirir.Zbytečná facka vlastním lidem.
Tedavi çoğunlukla zorluklar içerir.Léčba u lidí je často obtížná.
Çiftçiler bile büyük zorluklar yaşamışlardır.Značné pomoci se dostalo rovněž zemědělcům.
Kral Charles bu dinsel reformları İskoçya'da zorla uygulamaya başlayınca büyük zorluklarla karışlaştı.Karlova samostatná vláda skončila, když se pokusil zavést své náboženské reformy ve Skotsku.
Zorlukları onun yerine idare eder.Lepší je nechat je jít svou cestou.
Uçakların performansı arttıkça zorluklar da artmıştır.Díky větší hmotnost se snížily výkony letounu.
Europa'nın kolonizasyonu çeşitli zorlukları beraberinde getirmektedir.Colonizarea Europei este asociată cu o serie de probleme.
Strateji video oyunları, stratejik, taktiksel ve bazen lojistik zorlukları ve keşifleri vurgular.Ele pun accent pe provocări strategice, tactice, și uneori logistice.
Yaşadığı zorluklara rağmen, Tohru, neşesini ve iyimserliğini hiç kaybetmez.În ciuda traiului greu, Tohru rămâne optimistă.
Yunanistan'ı yönetirken birçok zorlukla karşı karşıya kaldı.Situația Greciei era complicată de alți câțiva factori.
Benim soruyu yorumlama zorluklarım vardı.Am avut dificultăți în interpretarea întrebării.
Ancak kollektivizasyon politikasının uygulanmasında yaşanan zorluklar ciddi bir sorun yarattı."Viszont a kiegyezés elfogadtatása a társadalommal, komoly nehézségekbe ütközött.
Eşsiz bir doğal çevreye sahip olmakla birlikte dağlarda ulaşım zorlukları vardır.A különleges természeti környezet megcsodálását nehezíti, hogy a hegységben hiányoznak a kiépített utak.
O kadar ıslak ve üşümüştüm ki, zorlukla binebildim.Ez még rideg és törékeny, nehezen formázható volt.
Sıkıysa Yakala filmi, aile parçalanmaları ve çocukluk döneminde yaşanan zorlukları işlemektedir.A film a szétzilált családok, összetört otthonok és a zavaros gyermekkor témájával foglalkozik.
Politik duruşundan asla taviz vermediği için, sürekli mali zorluklarla boğuşmak zorunda kaldı.Nem tud bánni a pénzzel, ezért állandóan anyagi gondokkal küszködik.
İki yıl sonra mali zorluklar yaşamaya başladığı için tüm mülkü satmak zorunda kaldı.Anyagi nehézségek miatt két év után munkába kellett állnia.
Leo Fokas, zorlukla bir gemiye binip kaçabildi.Pertu pasa egy gyors hajóval megszökött a csata helyszínéről.
Zorluklarına, parça sayılarına ve büyüklüklerine göre pek çok yapboz türü bulunur.Működés, sejtalak és rétegződés szerint sok fajtája van.
Tabii ki bunlar yapılırken birçok zorlukla karşılaşıldı.Ezt a rendszert akkor sokan túl bonyolultnak találták.
Sevdiğin kişiyle el ele verirsen, hayatın tüm zorluklarından alnı açık çıkabilirsin.Bárki, aki megtalálja, elteheti az egész kibaszott dolgot.
Berlin'e geldiğinde ise oldukça fazla zorluklar çekti.Úgy érezte, hogy Berlinben nagyon sokan kihasználták.
Fransız Ordusu bu isyan zorlukla bastırmıştır.Ranskan armeija kukisti kapinan nopeasti.
II. Dünya Savaşı, Osaka bölgesinden Tokyo'ya seyahat etmek konusunda çok büyük zorluklara sebep olmuştu.Toisen maailmansodan syttyminen merkitsi suuria vaikeuksia Tampereen Liikenne Oy:n toimintaan.
Yazıların, zorlukla okunduklarının yanı sıra bilmece gibi kalıyorlar.Muuten säännöt ovat kuuroilla samat kuin kuulevilla.
Ancak, ekonomik zorluklardan dolayı yarışmadan çekilmek zorunda kalmıştır.Hän joutui kuitenkin vatsavaivojen vuoksi keskeyttämään kilpailun.
O kadar ıslak ve üşümüştüm ki, zorlukla binebildim.Viileinä kausina oli kuivempaa, ja lämpiminä kosteampaa.
Finansal zorluklara rağmen ailesi çocuklarına müzik ve sanat dersleri aldırmayı başarmıştır.Taloudellisista vaikeuksista huolimatta äiti pystyi kustantamaan molemmat tyttärensä yksityiskouluihin.
Beş tane özetleme sayısını vermekle tek bir özetleme ölçüsünü seçmenin zorluklarından kaçınılmış olmaktadır.Näin yksittäisen järjestelmän vikaantumisen seurauksena voidaan menettää vain yksi viidestä puolustustasosta.
Kurbanı zorlukla kurtuldu.Uhri jäi henkiin.
Türk azınlığının uyumu beraberinde zorlukları da getirmiştir.Turkin puutteesta on omat haittatekijänsä.
Birçok zorluklarla karşılaştım.Kohtasin monia vaikeuksia.
Graz daki politik ve dini zorluklar Kepler in Brahe’ye hızlıca dönme umutlarını altüst etti.Οι θρησκευτικές και πολιτικές δυσκολίες του Γκρατς εξάλειψαν τις ελπίδες του να επιστρέψει στον Μπράχε.
2009'da "ebeveynlerin tavsiyesiyle" Ermenistan'a döndü ve mevcut zorluklara rağmen kendi ülkesinde kaldı.Επέστρεψε στην Αρμενία το 2009 και έμεινε εκεί, παρά τις δυσκολίες που αντιμετώπισε.
Strateji video oyunları, stratejik, taktiksel ve bazen lojistik zorlukları ve keşifleri vurgular.Τονίζει τη στρατηγική, τακτική, και μερικές φορές υλικοτεχνικές προκλήσεις.
Geç Dönem Orta Çağ felaketler ve zorluklar dönemiydi.Ο ύστερος Μεσαίωνας σημαδεύτηκε από μεγάλες δυσκολίες και συμφορές.
O kadar ıslak ve üşümüştüm ki, zorlukla binebildim.Στη ζέστη γινόταν μαλακό και κολλώδες, και στο κρύο γινόταν σκληρό και εύθραυστο.
Kuantum kuramı ile ilgili zorluklar 1940’ın sonlarına doğru arttı.Οι δυσκολίες με τη θεωρία αυξήθηκαν στο το τέλος του 1940.
5. yüzyılda batının yaşadığı zorlukların pek çoğu doğuda kendini göstermedi.I 5. århundrede var de østlige statsindkomster mange gange større end de vestlige.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod