Bu etki insanı başlamış olduğu işi bitirmeye zorlar.「ツァイガルニク効果」とは 課題を達成しないとき 不快感を覚えさせ
Bunlar frekans dağılımının kendi türleridir, Fakat çok zorlardır.Chúng đều có tần suất phân bố riêng biệt, nhưng rất phổ biến.
Bunlar frekans dağılımının kendi türleridir, Fakat çok zorlardır.Hanno tutti la loro distribuzione di frequenza, ma è accertato.
Bunlar frekans dağılımının kendi türleridir, Fakat çok zorlardır.Każdy z nich ma inny rozkład częstości, ale różnice są widoczne.
Bunlar frekans dağılımının kendi türleridir, Fakat çok zorlardır.Les langues ont toutes leur propre type de distribution de fréquences, mais c'est consistant.
Bunlar frekans dağılımının kendi türleridir, Fakat çok zorlardır.Mindegyiknek megvan a maga előfordulási eloszlása, de az jellemző.
Bunlar frekans dağılımının kendi türleridir, Fakat çok zorlardır.Sie alle haben eine eigene Häufigkeitsverteilung, aber es ist solide.
Bunlar frekans dağılımının kendi türleridir, Fakat çok zorlardır.Toate au un tip propriu a distribuției de frecvențe, dar e unul robust.
Bunlar frekans dağılımının kendi türleridir, Fakat çok zorlardır.Todos tienen su propia frecuencia de distribución de letras, pero es robusto.
Bunlar frekans dağılımının kendi türleridir, Fakat çok zorlardır.Ze hebben allemaal hun eigen type frequentieverdeling, maar het blijft hetzelfde.
Bunlar frekans dağılımının kendi türleridir, Fakat çok zorlardır.Όλα έχουν το δικό τους τύπο κατανομής συχνοτήτων, αλλά είναι ισχυρό.
Bunlar frekans dağılımının kendi türleridir, Fakat çok zorlardır.Все языки характеризуются своим частотным распределением, и это распределение у каждого своё.
Bunlar frekans dağılımının kendi türleridir, Fakat çok zorlardır.Всі вони мають свою унікальну часоту розпреділеня. і вона досить стала.
Bunlar frekans dağılımının kendi türleridir, Fakat çok zorlardır.Те всичките си имат свои собствени разпределения на честотите, но са добре изразени.
Bu seçenek KDE' yi, bulunursa, Dante' yi kullanmaya zorlar.Această opțiune va forța KDE să utilizeze Dante dacă este instalat.
Bu seçenek KDE' yi, bulunursa, Dante' yi kullanmaya zorlar.A Dante SOCKS- t fogja használni a KDE, ha az elérhető.
Bu seçenek KDE' yi, bulunursa, Dante' yi kullanmaya zorlar.Das zwingt KDE, Dante zu verwenden, falls vorhanden.
Bu seçenek KDE' yi, bulunursa, Dante' yi kullanmaya zorlar.Dette vil tvinge KDE til at bruge Dante hvis det er til stede.
Bu seçenek KDE' yi, bulunursa, Dante' yi kullanmaya zorlar.Dit dwingt KDE om Dante te gebruiken als deze wordt aangetroffen.
Bu seçenek KDE' yi, bulunursa, Dante' yi kullanmaya zorlar.Questo costringe KDE ad usare Dante se si riesce a trovarlo.
Bu seçenek KDE' yi, bulunursa, Dante' yi kullanmaya zorlar.Tämä pakottaa KDE: n käyttämään Dantea, mikäli sellainen on asennettuna.
Bu seçenek KDE' yi, bulunursa, Dante' yi kullanmaya zorlar.To bo prisililo KDE, da uporablja Dante, če je najden.
Bu seçenek KDE' yi, bulunursa, Dante' yi kullanmaya zorlar.Tùy chọn này sẽ ép buộc KDE sử dụng Dante (nếu tìm).
Bu seçenek KDE' yi, bulunursa, Dante' yi kullanmaya zorlar.Αυτό θα αναγκάσει το KDE να χρησιμοποιήσει τη Dante, αν μπορεί να βρεθεί.
Bu seçenek KDE' yi, bulunursa, Dante' yi kullanmaya zorlar.Этот параметр заставляет KDE использовать Dante (если он будет найден).
Bu seçenek KDE' yi, bulunursa, Dante' yi kullanmaya zorlar.אפשרות זו תאלץ את KDE להשתמש ב־ Dante, אם הוא בנמצא.
Çince beni konuştuğumu sürekli düşünmeye zorlar.Bahasa Cina memaksa saya untuk terus memikirkan informasi tiu.
Çince beni konuştuğumu sürekli düşünmeye zorlar.Čínština mě o tom neustále nutí přemýšlet.
Çince beni konuştuğumu sürekli düşünmeye zorlar.Il cinese mi costringe a pensare costantemente a quello.
Çince beni konuştuğumu sürekli düşünmeye zorlar.중국어는 제가 가족에 대해 끊임없이 생각하도록 합니다.
Çince beni konuştuğumu sürekli düşünmeye zorlar.le chinois me force constamment à penser à tout ça.
Çince beni konuştuğumu sürekli düşünmeye zorlar.Китайският език ме принуждава постоянно да мисля за това.
Çince beni konuştuğumu sürekli düşünmeye zorlar.הסינית מאלצת אותי לחשוב כל הזמן על כך.
Çince beni konuştuğumu sürekli düşünmeye zorlar.فإنّ الصينيّة تجبرني على التّفكير دوما فيما أقوله.
Çince beni konuştuğumu sürekli düşünmeye zorlar.私はこういうことで 延々と楽しめる子でしたが
Denizden suyu alırız ve basınç uygularız. Ve bu basınç deniz suyunu bir zar içerisinden zorlar.Vezmeme vodu z moře ta je natlakována a tento tlak nutí vodu projít membránou.
Fakat çok zorlardır. Bilim hakkında mı ya da siyaset hakkında mı yazıldığı pek önemli değil.לא משנה אם זו שירה
Fakat çok zorlardır.그것은 강력합니다
Fakat çok zorlardır.Todas têm o seu próprio tipo de frequência de distribuição, mas é consistente.
Fakat çok zorlardır.لكنه قوي
Fakat çok zorlardır.内容が政治であろうが科学であろうが
Genelde birçok öğrenciyi zorlar ama aslında çok zor değildir.Ele tende a causar dor de cabeça para muitos estudantes, embora seja um conceito bastante simples.
Genelde birçok öğrenciyi zorlar ama aslında çok zor değildir.Normalmente le da un dolor de cabeza a muchos estudiantes aunque es un concepto bastante sencillo.
Genelde birçok öğrenciyi zorlar ama aslında çok zor değildir.Ten temat przysparza uczniom kłopotów, chociaż tak naprawdę to dość prosta sprawa.
Genelde birçok öğrenciyi zorlar ama aslında çok zor değildir.Způsobuje to mnoho studentům potíže i přes to, že je to docela přímočarý koncept.
Genelde birçok öğrenciyi zorlar ama aslında çok zor değildir.ويبدو ان كثير من الطلاب يصعب عليهم فهمها مع انه مفهوم بسيط و سهل
Liseye gitmeyi istiyorsan... ...daha zorlarını çözmelisin.Ne te presse pas et réfléchis bien.
Oksitosin size arkadaşlarınız ve ailenizle fiziksel temas kurmanız için zorlar.A oxitocina faz-nos desejar o contacto físico com os nossos amigos e família.
Oksitosin size arkadaşlarınız ve ailenizle fiziksel temas kurmanız için zorlar. Empati yeteneğinizi arttırır.옥시토신은 당신의 주변 사람들과 신체 접촉을 원하게 해요. 공감하는 능력을 향상시켜주죠.
Oksitosin size arkadaşlarınız ve ailenizle fiziksel temas kurmanız için zorlar.La oxitocina hace desear el contacto físico con tus amigos y familiares.
Oksitosin size arkadaşlarınız ve ailenizle fiziksel temas kurmanız için zorlar.Oksytocyny sprawia, że pragną kontaktu fizycznego z przyjaciółmi i rodziną.
Oksitosin size arkadaşlarınız ve ailenizle fiziksel temas kurmanız için zorlar.Oxytocín Vám dodáva potrebu zbližovať sa so svojimi priateľmi a rodinou.
Oksitosin size arkadaşlarınız ve ailenizle fiziksel temas kurmanız için zorlar.Oxytoxin får dig att längta efter fysisk kontakt med dina vänner och din familj.
Oksitosin size arkadaşlarınız ve ailenizle fiziksel temas kurmanız için zorlar.Окситоцин викликає у вас бажання фізичного контакту з друзями та родиною.
Oksitosin size arkadaşlarınız ve ailenizle fiziksel temas kurmanız için zorlar.Окситоцин вызывает у вас стремление к физическим контактам с друзьями и семьей.
Oksitosin size arkadaşlarınız ve ailenizle fiziksel temas kurmanız için zorlar.肉体的な接触を求めさせます 人との共感を高め
Özet olarak, ne kadar zorlarsam zorlayayım bir türlü kırılmasını sağlayamadım.A když to shrnu - bez ohledu na to, jak daleko v tom pokračuji, nemohu jej prolomit.
Özet olarak, ne kadar zorlarsam zorlayayım bir türlü kırılmasını sağlayamadım.Dan singkatnya, betapapun saya mencoba, saya tidak dapat meruntuhkan hubungan ini.
Özet olarak, ne kadar zorlarsam zorlayayım bir türlü kırılmasını sağlayamadım.En resumen, por mucho que lo intente, no puedo conseguir que se rompa.
Özet olarak, ne kadar zorlarsam zorlayayım bir türlü kırılmasını sağlayamadım.És csupán egy összefoglalással, mindegy, meddig eröltetem, ez nem fog sikerülni.