zorlanmış ile cümle

zorlanmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Kapı zorlanmış.The door has been forced.
İstifa etmek istemiyordu ama buna zorlanmıştı.He didn't want to resign but he was forced into it.
Kendimi konuşmaya zorlanmış hissettim.I felt compelled to speak.
İspanyolca öğrenmeye zorlanmıştım.I was forced to learn Spanish.
1167 yılında ihanetle suçlanmış ve manastıra kapanmaya zorlanmıştır.In 1167, he was accused of treason and forced to enter a monastery.
Bu direniş sırasında, İtalyanlar yerlerinde kalmaya ve savunma durum almalarına zorlanmışlardır.During this offensive, the Italians were forced back in places and put on the defensive.
Kolejdeki birinci yılında, okuldaki ödevleri yapmakta ve kurallara uymakta oldukça zorlanmıştır.He is very serious about his job and following the rules in the school.
Sammy Davis sadece siyahlara tahsis edilmiş bir otelde kalmaya zorlanmıştı.Samuel Pepys stayed at The Swan Revived Hotel.
Hatta Bizans ağır bir vergi karşılığında barışa zorlanmıştır.Normans laboured under a heavy fiscal burden.
Hiperbol çizmekte hep zorlanmışımdır.look something like this.
Genetik olarak zorlanmışlardı.They had been pushed genetically.
Bu kişiler zorla homoseksüel eylemler yapmaya zorlanmışlardı.And had wires hooked up to them.
Göçe zorlanmışlar için pedagojik yeni modeller.New models for pedagogy for the displaced.
Yapmakta çok zorlanmıştım, çünkü gülünç bir şekilde açıktı. -I would have trouble doing it because it almost seems so ridiculously obvious.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.The man's sons were banished to live three kilometers away, in a cowshed.
Zorlanmış döndürme kipi için en küçük zaman ölçeğiMinimum timescale for forced-slewing mode
Zorlanmış döndürmenin o değerden itibaren herzaman etkin olacağı zaman ölçeği.The timescale above which slewing mode is forced on at all times.
Cüzdan kapanmaya zorlanmış. Çalışmaya devam etmek için tekrar açmalısınız.This wallet was forced closed. You must reopen it to continue working with it.
Güçlü bir suç örgütünün lideri olan annesi tarafından bu okula gitmeye zorlanmıştır.Willie is a sharpshooter who specializes in firearms.
Zorlanmış taşınım (veya zorlanmış konveksiyon): hem laminer hem de türbülent akışta gerçekleşebilir.Forced convection can occur in both laminar and turbulent flow.
George, aslında solaktı ancak bütün işlerinde sağ elini kullanmaya zorlanmıştır.He was forced to write with his right hand, as was common practice at the time.
Annesi ölümcül bir kalp krizi geçirmeden önce "onun düşüşünü izlemeye zorlanmıştı."His mother had "been forced to watch [his] decline" before suffering a fatal heart attack.
Alexander ailesi, Evie'yi bulana kadar Walter ile evlenecek bir kadın bulmakta zorlanmıştır.The Alexander family had trouble finding a female member until they found Evie.
Bunların çoğunluğu, mal varlığını da geride bırakmaya zorlanmıştır.Dabei wurde ihnen ein Großteil ihres Vermögens weggenommen.
Siyah seçkin bir hamle oynamış olmalı ve Beyaz da onunla başa çıkma konusunda fazlasıyla zorlanmış olmalı.Das Spiel ist sehr scharf und Schwarz muss aufpassen keine Fehler zu machen.
Hatta Bizans ağır bir vergi karşılığında barışa zorlanmıştır.Quant à l'augmentation des impôts, Petty se montre un ardent défenseur des taxes sur la consommation.
Yayınlanan belgelere göre şirketler eBayde, ağındaki tüm anahtarları satmaya zorlanmıştır.Il est demandé aux parents de rapporter d’urgence dans les pharmacies tous les flacons en leur possession .
Bu direniş sırasında, İtalyanlar yerlerinde kalmaya ve savunma durum almalarına zorlanmışlardır.Durante esta ofensiva, los italianos se vieron obligados a ponerse a la defensiva.
Bunların çoğunluğu, mal varlığını da geride bırakmaya zorlanmıştır.La mayor parte de estas obras no han sobrevivido o, de conservarse, no se le atribuyen.
Hatta Bizans ağır bir vergi karşılığında barışa zorlanmıştır.Se sacrifica un peón por un gran ataque.
Fisyon: Atom çekirdeğinin zorlanmış olarak parçalanması.Talón: que soporta el peso de la pala de timón.
Fakat sonunda 1264'te ilk İngiltere parlamentosunu kurup toplantıya davet etmeye zorlanmıştır.En 1362 se empleó por primera vez el inglés para convocar al parlamento.
Fakat sonunda 1264'te ilk İngiltere parlamentosunu kurup toplantıya davet etmeye zorlanmıştır.Dall'esilio francese, alla fine del 1244 convoca un concilio per giudicare definitivamente l'imperatore.
Erkeklerinin çoğu öldüğünden kadınlar ve genç kızlar, Alman askerlerine seks kölesi olmaya zorlanmışlardır.Peggio di tutti stavano le donne ed i bambini, costretti a lavorare in condizioni pressoché di schiavitù.
Hatta Bizans ağır bir vergi karşılığında barışa zorlanmıştır.Tabriz fu risparmiata grazie al pagamento di un pesante tributo.
Genç kadın, masum bir zenciye ihanet etmesi için tüm saygın insanlar tarafından zorlanmıştır.المرأة الشابة ، أجبرت من طرف أشخاص مرموقين كى تهين الرجل الزنجى البريء .
Ardından yörede yaşayan Rumlar'ın büyük bir kısmı ise İstanbul'a göç etmeye zorlanmıştır.وما زال بعض سكان الإقليم يطالبون بإلحاقه إلى بريتاني.
Hatta Bizans ağır bir vergi karşılığında barışa zorlanmıştır.Hij sluit vrede met Sjapoer I door het betalen van een grote geldsom.
Hatta Bizans ağır bir vergi karşılığında barışa zorlanmıştır.Henryk zapłacił również Karolowi spore odszkodowanie.
Kolejdeki birinci yılında, okuldaki ödevleri yapmakta ve kurallara uymakta oldukça zorlanmıştır.Under sitt första år på college upplevde han studierna och reglerna som alltför betungande.
Bu sebeple de kondansatör üreticileri öngörü yapmakta zorlanmış ve ağzı sıkılığı tercih etmiştir.Bönderna var tveksamma, och valde att hellre vika än att utmana.
Fakat sonunda 1264'te ilk İngiltere parlamentosunu kurup toplantıya davet etmeye zorlanmıştır.Для встановлення суспільної рівноваги наприкінці 1264 року оголошує про скликання нового парламенту.
Ancak çevresinde metal ile ilgilenen pek fazla kişi olmadığından grup kurmakta zorlanmıştır.Mnoho z nich se pochopitelně necítí bezpečně, když jsou kolem nich ozbrojení muži.
1948 yılında 2000 lik Yahudi nüfus, kuşatılmış ve zorla bölgeden ayrılmaya zorlanmıştır.În 1948, populația sa era de în jur de 2,000 de evrei ce au fost asediați și forțați să plece în masă.
1167 yılında ihanetle suçlanmış ve manastıra kapanmaya zorlanmıştır.Το 1167 κατηγορήθηκε για προδοσία και πιέστηκε να μπει σε μονή.
Hatta Bizans ağır bir vergi karşılığında barışa zorlanmıştır.まとめと述べると佃戸は重い税を納めていた。
1948 yılında 2000 lik Yahudi nüfus, kuşatılmış ve zorla bölgeden ayrılmaya zorlanmıştır.1948年,住在该区的大约2,000名犹太人被包围,被迫全体离开。
Siyah seçkin bir hamle oynamış olmalı ve Beyaz da onunla başa çıkma konusunda fazlasıyla zorlanmış olmalı.בעיה זאת נחשבת ליפה במיוחד, עקב העובדה שהשחור נמצא ביתרון גדול, ובכל זאת הלבן מצליח להתגבר עליו.
Hatta Bizans ağır bir vergi karşılığında barışa zorlanmıştır.Normani so delali pod težkim davčnim bremenom.
Bağcılığın yok olmasının sebebi, ilçedeki Rumlar'ın göçe zorlanmış olmasıdır.Tai turėjo atsitikti, kai sunkieji elementai jau buvo nugrimzdę į Žemės vidų.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.그 남자의 아들들은 3 킬로미터가 떨어진 외양간에서 살도록 추방되었습니다.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.Az öreg fiait kitaszították, 3 kilométernyire kellett élniük egy tehénpajtában.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.Die Söhne des Mannes wurden lebenslang auf drei Kilometer Entfernung verbannt, in einen Kuhstall.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.Fiii acelui om au fost alungaţi să trăiască la trei kilometri depărtare, într-un staul de vaci.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.Les fils de l'homme ont été bannis, condamnés à vivre 3 kilomètres plus loin, dans une étable.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.Miehen pojat karkotettiin elämään kolmen kilometrin päähän karjavajaan.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.Os filhos do homem foram banidos para três quilómetros de distância, e viviam num estábulo de vacas.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.Sönerna förvisades till att bo tre kilometer bort, i ett koskjul.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.Sus hijos fueron desterrados a tres km de distancia, en un cobertizo de vacas.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.Synowie tego człowieka zostali wygnani z wioski, żeby żyć trzy kilometry od niej, w komórce dla zwierząt.

İlgili Sayfalar