Ana içeriğe geç
Sözlük

zorlamak ile cümle

zorlamak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Şansımı zorlamak istemedim.I didn't want to push my luck.
Gitmen için seni zorlamak istemiyorum.I don't want to force you to go.
Onu yapman için seni zorlamak istemiyorum.I don't want to force you to do that.
Kendini çok zorlamak istemiyorsun.You don't want to push yourself too hard.
İkna genellikle zorlamaktan daha etkilidir.Persuasion is often more effectual than force.
Seni zorlamak istemiyorum.I don't want to pressure you.
Linda Dan'ı onunla evlenmeye zorlamak için asılsız gebelik iddialarında bulundu.Linda made false claims of pregnancy to force Dan to marry her.
Linda, Dan'ı evliliğe zorlamak için hamile olduğunu iddia etti.Linda claimed she was pregnant to force Dan into marriage.
Onu alması için Tom'u zorlamak zorunda kaldım.I had to force Tom to take it.
Tek bir çözüm vardı, Sovyet kuvvetleri, açlık ve susuzluk nedeniyle teslim olmaya zorlamak.There was only one solution - to force the Soviets to capitulate through hunger and thirst.
Creonte, Orontea'yı Alidoro'yu bırakmaya zorlamaktadır.Creonte forces Orontea to reject Alidoro.
Top atışları ile düşmanı geri püskürtmek, hasar verip, geri çekilmeye zorlamaktır.Attack the enemy by fire or by fire and movement, and defeat him.
Ottavio Anna'yi kendisiyle hemen evlenmek için zorlamaktadır.Later Mark urges her to marry him as soon as possible.
Genellikle üretim, oyuncuyu kaynak yönetimine zorlamak için kısıtlanmıştır.The term is normally used when the player is forced to make that lead.
Madonna her zaman sınırları zorlamak istiyor."Madonna once again confounds our expectations."
Beyninizi iyice zorlamak için bir tane daha örnek yapalım.Let's do another one, one more problem just to thoroughly melt your brain.
Burada mümkün olanı sorgulamak için bulunmuyoruz; imkansızı zorlamak için buradayız.We are not here to question the possible; we are here to challenge the impossible.
Kendi bakışımı ya da ona benzer birşeyi zorlamak ile alakalı değil.It's not about bullying my vision or anything like that.
Veya, ivme Toplu bölünmüş zorlamak için eşittir.Or, acceleration is equal to force divided by you mass.
Kez mesafe zorlamak için eşit olduğundan.Because work is equal to force times distance.
Ve zorlamak zorundayız, zor kullanmadan.And so we have to enforce, but without force.
Bakın, bugün yaptığımız şey insanları matematik öğrenmeye zorlamaktır.See, the thing we're doing right now is we're forcing people to learn mathematics.
Ve zorlamak!And push!
"Fiziksel, zihinsel, yapman gereken şey zorlamak, zorlamak, zorlamak."Physically, mentally, you've got to push, push, push."
Ayrılmaya zorlamak için onları rahatsız etmeyin.And if they are pregnant, provide for them maintenance until they have delivered their burden.
Kesin en- boy oranı kesimine zorlamak için bu seçeneği etkinleştirin.Enable this option to force exact aspect ratio crop.
DVD+RW ortamını biçimlendirmeye zorlamak, tavsiye edilmez.It is not recommended to force formatting of %1 media.
Sadeleştirilmiş biçim kullanımına zorlamak için bunu işaretle.Check this to force the use of the reduced form.
Bu paylaşımı ayırmayı zorlamak istiyor musunuz?Do you really want to force the unmounting of this share?
Buenger, "Bosnalı Sırpları devlet düzeyinde bir kurum yaratmaya zorlamak istemedik."We didn’t want to drag them [Bosnian Serbs] into creating a state-level institute.
Bunun yerine L'Angelier, mektupları onu ifşa etmek ve onunla evlenmeye zorlamakla tehdit etti.Instead, L'Angelier threatened to use the letters to expose her and force her to marry him.
Minié tüfeği, bir gömme ramrod şeklini zarar vermeden topu zorlamak için gerekliydi.In the Minié rifle a countersunk ramrod was necessary to force the ball without damaging its shape.
Hristiyanları Yahudiliğe geçmeye zorlamak için Necran'a gitti.He went to Najran to force the Christian people there to convert to Judaism.
Beyaz 2 hamlede mata zorlamaktadır.White can force mate in two moves in the diagram at left as follows: 1.
Oluşturmak istediğim nesne bedenimi kendi özelliğini oluşturmaya zorlamaktadır.Das Objekt, das ich schaffen will, zwingt meinem Körper seine Eigenart auf.
Tek bir çözüm vardı, Sovyet kuvvetleri, açlık ve susuzluk nedeniyle teslim olmaya zorlamak.Doch am Ende mussten sich die Osmanen wegen Hunger und Durst ergeben.
Bu anlamıyla baskı, zorlamak ile aynı anlamda ele alınmaktadır.Si es necesario utiliza la presión o la coerción.
Tek bir çözüm vardı, Sovyet kuvvetleri, açlık ve susuzluk nedeniyle teslim olmaya zorlamak.Tras una heroica resistencia, los Xauxas acabaron por rendirse, agobiados por el hambre y la sed.
Madonna her zaman sınırları zorlamak istiyor."««Madonna usa el sexo para sacudir los estereotipos»».
Bu kurula katılıma kendilerinin seçeceği kişilerin de katılmasını zorlamak isterler.A proponer, en unión de otro señor socio, a los que deseen ingresar.
Bu kurula katılıma kendilerinin seçeceği kişilerin de katılmasını zorlamak isterler.Saranno poi i membri stessi del partito a chiedergli di aderire.
Birine bir şey yaptırmak için zor kullanmak, kişiyi bir şey yapmaya zorlamak anlamında.Запугивание, для того чтобы заставить других людей совершить что-либо.
Mahkûmları itirafa zorlamak için kullanılırdı.Узников использовали на принудительных работах.
Creonte, Orontea'yı Alidoro'yu bırakmaya zorlamaktadır.أيا يكن، أجبر بونسون على الهروب لبوردو.
Tek bir çözüm vardı, Sovyet kuvvetleri, açlık ve susuzluk nedeniyle teslim olmaya zorlamak.Hierdoor moesten de troepen van Napoleon wegens honger en kou zich terugtrekken.
Mahkûmları itirafa zorlamak için kullanılırdı.Ze trachten de gevangenen tot bekentenissen te dwingen.
Birine bir şey yaptırmak için zor kullanmak, kişiyi bir şey yapmaya zorlamak anlamında.Do pomyślenia jest to, że ktoś kogoś zmusza, możliwe jest też to, że ktoś robi co chce.
Yönetmen Carl Denham, çekim hazırlığındaki yeni macera filmi için yapımcıların sabrını zorlamaktadır.Filmowiec Carl Denham zamierza dokończyć swój film przygodowy, jednak producenci zmniejszają fundusze.
Ama döviz kurlarının yüksek oluşu onu zorlamaktaydı.Detta var då han stod på höjden av sin makt.
Birine bir şey yaptırmak için zor kullanmak, kişiyi bir şey yapmaya zorlamak anlamında.Ligga någon till last – Vara till besvär för någon.
Mahkûmları itirafa zorlamak için kullanılırdı.Nu är det känt att bekännelserna framtvingades.
Aslında yaptıkları şey, ilerleyen zırhlı birlik hattının arkasını zorlamaktı.Tento čin také způsobil následné zatlačení Hordy vojsky Aliance.
Köle sahipleri, kölelerini bu işe zorlamaktaydı.Copiii sclavilor aparțineau proprietarului acelor sclavi.
Bu anlamıyla baskı, zorlamak ile aynı anlamda ele alınmaktadır.Deci avem de a face cu o forță distribuită, adică cu o presiune.
Seni zorlamak istemiyorum.Nu vreau să te forțez.
Şansımı zorlamak istemedim.N-am vrut să-mi forțez norocul.
Onu yapman için seni zorlamak istemiyorum.Nu vreau să te forțez să faci asta.
Köle sahipleri, kölelerini bu işe zorlamaktaydı.Isännät ovat vastuussa orjiensa aiheuttamista vahingoista.
Birine bir şey yaptırmak için zor kullanmak, kişiyi bir şey yapmaya zorlamak anlamında.Heitä haittaisi, jos joku yrittäisi tuputtaa heille jotain väkisin.
Tek bir çözüm vardı, Sovyet kuvvetleri, açlık ve susuzluk nedeniyle teslim olmaya zorlamak.Η στρατολόγηση της μονάδας γινόταν από εξαθλιωμένους και πεινασμένους Σοβιετικούς αιχμαλώτους πολέμου.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod