Çocuğu yemesi için zorlama.Don't force the child to eat.
Şansını zorlama çocuk.Don't press your luck, kid.
Onunla evlenmen için seni asla zorlamayacağım.I will never force you to marry him.
Gözlerini zorlamamaya dikkat et.Take care not to strain your eyes.
Fikirlerinizi başkaları için zorlamaya çalışmamanız gerekir.You should not try to force your ideas on others.
Şansınızı zorlamayın.Don't push your luck.
İşi zorlamayla yaptı.He did the work against his will.
Onlar güneyi zorlamaya devam etti.They continued to push south.
Tom Mary'yi öldürmek için bir zorlama hissetti.Tom felt an urge to kill Mary.
Tom sınırları zorlamayı sever.Tom likes to push the limits.
Kimse bana yardım etmen için zorlamadı.Nobody forced you to help me.
Beni zorlama.Don't push me.
Beni sana tekrar şut çekmeye zorlama.Don't make me shoot you again.
Ne kadar zorlamayı denesem de ben Tom'u uyandıramam.I can't wake Tom up no matter how hard I try.
Beni zorlama, çocuk!Don't you push me, boy!
Beni zorlama!Don't push me!
Şansımı zorlamak istemedim.I didn't want to push my luck.
Gitmen için seni zorlamak istemiyorum.I don't want to force you to go.
Onu yapman için seni zorlamak istemiyorum.I don't want to force you to do that.
Kendini çok zorlamak istemiyorsun.You don't want to push yourself too hard.
Onu zorlamayı denemeyin.Don't try to force it.
Zorlamaya kalkmayın.Don't try to force it.
İstemiyorsan kendini yemeye zorlama.Don't force yourself to eat if you don't want to.
Onu yapması için Tom'u zorlamayacağım.I'm not going to force Tom to do that.
Tom beni herhangi bir şey yapmaya zorlamadı.Tom didn't force me to do anything.
Umarım Tom seni yapmak istemediğin bir şeyi yapmaya zorlamaz.I hope Tom isn't pressuring you to do anything you don't want to do.
İkna genellikle zorlamaktan daha etkilidir.Persuasion is often more effectual than force.
Seni zorlamak istemiyorum.I don't want to pressure you.
Beni sana sırtından ateş ettirmeye zorlama, Tom.Don't make me shoot you in the back, Tom.
Lütfen kendinizi fazla zorlamamaya dikkat edin.Please be careful not to overexert yourself.
Lütfen beni gitmem için zorlama.Please don't force me to go.
Lütfen bunu yapmak için beni zorlama.Please don't force me to do this.
Lütfen onu yemem için beni zorlama.Please don't force me to eat that.
Hiç kimse onu yapmak için seni zorlamayacak.Nobody will force you to do that.
Hiç kimse onu yapması için Tom'u zorlamadı.Nobody forced Tom to do that.
Tom Mary'yi çatıdan atlaması için zorlamaya başladı.Tom tried to force Mary to jump off the roof.
Dan, Linda'nın çıkması için zorlamaya çalıştı.Dan tried to force Linda to quit.
Linda Dan'ı onunla evlenmeye zorlamak için asılsız gebelik iddialarında bulundu.Linda made false claims of pregnancy to force Dan to marry her.
Linda, Dan'ı evliliğe zorlamak için hamile olduğunu iddia etti.Linda claimed she was pregnant to force Dan into marriage.
Tom Mary'yi işi bırakması için zorlamaya başladı.Tom tried to force Mary to quit.
Şansını zorlama.Don't press your luck.
Beni zorlamaya çalışma!Don't try to force me!
Şansımızı zorlamayalım.Let's not press our luck.
Klearchos askerleri gitmeleri için zorlamaya çalıştı; fakat onlar ona taş attı.Klearchos tried to force the soldiers to go; but they threw stones at him.
Onu alması için Tom'u zorlamak zorunda kaldım.I had to force Tom to take it.
Tom'u onu yapmaya zorlamayacağız.We're not going to force Tom to do that.
Tom'u bunu yapması için zorlamayacağız.We're not going to force Tom to do this.
Tom bulmaca parçalarını birbirine geçirmek için zorlamaya çalıştı.Tom tried to force the puzzle pieces to fit together.
Kendimi odaklanmış kalmaya zorlamaya çalıştım.I tried to force myself to stay focused.
Ben uyanık kalmak için kendimi zorlamaya çalıştım.I tried to force myself to stay awake.
Bence onu yapması için Tom'u zorlamalıyız.I think we should force Tom to do that.
Tom Mary'yi bunu yapması için zorlamayacak.Tom isn't going to force Mary to do that.
Tom'u hiçbir şey yapmaya zorlamadım.I didn't force Tom to do anything.
Birilerinin zorlamasıyla mı İslam'a geçtin?Did anyone force you to convert to Islam?
Tom Mary'yi bunu yapmak için zorlamayacak.Tom won't force Mary to do that.
Tom bunu yapmanız için sizi zorlamayacak.Tom isn't going to force you to do that.
Tom'u bunu yapması için zorlamayın.Don't force Tom to do that.
Asla seni onu yapmaya zorlamadım.I'd never force you to do that.
Hiç kimse beni onu yapmaya zorlamadı.Nobody forced me to do that.
Kimse beni onu yapmaya zorlamadı.No one forced me to do that.