Köle sahipleri, kölelerini bu işe zorlamaktaydı.Život otrokov bol v rukách ich majiteľov.
3000 kişilik Per takviyesi yaklaştığına dair haberler Herakleios'a ulaştı ve onu harekete geçirmeye zorladı.Novica, da se bliža 3.000 perzijskih vojakov je Heraklija prisila k ukrepanju.
Finansal sıkıntılar bazı takımları Formula 1’i bırakmaya zorladı.Namreč zaradi finančnih težav jih je več zapustilo Formulo 1.
Bu durum yasal bir zorlamanın sonucu değildir.Takšna oporoka ne izgubi pravnega učinka.
Eldivenli iken zorlanmadan bağlanabilir.Pravtako je fina dela težko opravljati z rokavicami.
Siyahın piyon hamlesi bulunmasaydı beyaz, şah matı zorlayamayacaktı.Če bi lahko črni izpustil potezo, beli ne bi imel mata v drugi potezi.
Kimin tarafında olacağını seçmekte zorlanır.Igralec lahko izbira, na kateri strani bo igral.
Zaten başı ağırlaşmış, görmesi zorlaşmıştır.Vendar je le zmajala z glavo: pretežko je.
Hatta Bizans ağır bir vergi karşılığında barışa zorlanmıştır.Normani so delali pod težkim davčnim bremenom.
Diğer kişiler ile konuşmada ve ilişkide zorlanmalar görülebilecek diğer etkilerdendir.Zdi se, da je pogovor in soočenje drug z drugim njuna edina rešitev.
Birliğe katılımda gönüllülük esastı, hiçbir şekilde zorlama ya da reddedilme söz konusu değildi.Na meji pomeni toliko kot niti sprejemati niti zavračati.
II. Aleksios, Andronikos'u ortak imparator yapmaya zorlandı sonra öldürüldü.Alekseja II. so nato prisilili, da je priznal Andronika za sovladarja, potem pa so ubili še njega.
Bu ilk hatayı yaptıktan sonra diğer hataları yapmaya zorlandı.Kmalu po začetku uporabe so se pokazale prve serijske napake.
12 Eylül darbesinden sonra sürgün edilerek zorla emekli edildi.12. januarja so jih razglasili za pogrešane.
Gereksiz zorlama ve yeni yaralanmalardan kaçınılmalıdır.Novejši materiali bi naj bili odporni proti tem poškodbam.
Çatışmada Pommern bir süreliğine savaş hattı dışına çıkmaya zorlandı.Džamuka je med spopadom pobegnil z bojišča.
Bu onun eylemini zorlaştıracaktır.Tai apsunkina jos darbą.
70'te kendisiyle evlenmesi için Domitia Longina'yı boşanmaya zorladı.70 m. jis privertė Domiciją Longiną išsiskirti, kad galėtų ją vesti.
Başlangıçta, V. Behram ve II. Yezdigirt, bunlara kesin mağlubiyeti zorla kabul ettirdi ve doğu tarafına sürdü.Iš pradžių Bahramas V ir Jazdegerdas II laimėjo keletą lemiamų mūšių ir išvijo juos į rytus.
Geri geri gidebilirlerse de zorlanır.Grįžti taip pat sunku.
Serbest geri çekilme karşılığı mütarekeye zorlandı.Už jo išlaisvinimą teko sumokėti milžinišką išpirką.
1820'lerde İmparator zorlanarak Reformlar dönemi başlatıldı.Po 1820 m. imperatorius buvo priverstas sušaukti senatą ir prasidėjo reformos.
Savunma ve hayatta kalma giderek zorlaştı.Nuo jų apsiginti buvo vis sunkiau.
Bunu Anne itiraf etmekte zorlanır.Manoma, kad tai įvyko su motinos pritarimu.
Kraliyet ailesi, kalabalık grupla beraber Paris'e dönmeye zorlandı.Karalius su šeima buvo priverstas apsigyventi Paryžiuje.
Norveççe bilen bir kişi zorlanarak da olsa İsveççe bir konuşmayı anlayabilir.Norvegai gali suprasti švedų kalbą be didesnių pastangų, o danams tai yra šiek tiek sunkiau.
Ancak bu güç, vücudunun zorlanmasına neden olur.Sakoma, kad tokia jėga trukdo kūnui judėti.
Kışın besin bulmak zorlaştığı için tüm gün besin ararlar.Žiemą saigoms tenka ieškoti maisto visą dieną.
Ayrıca, hiç kimse dernek kurmaya veya derneğe üyeliğe zorlanamaz.Niekas nesivargino kaupti ar saugoti jos kūrybos.
Bu en zorlandığım şey oldu.Didžiausią įtaką padarė pastaroji.
Bağcılığın yok olmasının sebebi, ilçedeki Rumlar'ın göçe zorlanmış olmasıdır.Tai turėjo atsitikti, kai sunkieji elementai jau buvo nugrimzdę į Žemės vidų.
Ve David, Fransa'ya kaçmaya zorlandı.Spėjama, kad Mikelandželas galėjo planuoti išvykimą į Prancūziją.
Anonimlik denetmen bulmayı daha da zorlaştıran bir unsurdur.Netikslinga priimti informaciją iš anoniminių šaltinių.
Dön bana, yapma zorlama.Räägi asjast otse, ära keeruta!
24 Ekim'de imparatorluk askerleri Namur şehrini alarak Namur eyaletini imparatorun yetkisini tanımaya zorladı.24. oktoobril 1790 võtsid keisriväed tagasi Namuri linna, sundides Namuri provintsi keisri võimu tunnistama.
Çocuğun üzerinde oluşturulan baskı anıları doğru hatırlamasını zorlaştırır.Lastele pandav surve võib õige mälestuse meenutamise raskemaks muuta.
Hepsi bu...Hafızamı ona dair hep zorladım.Ma olen igavesti tema päralt, ma tean seda.
İnsan Olmak Bu Kadar mı Zorlaştı ?Kas sellepärast, et inimelu on nii tähtis?
Zırhlı araçlar köprüyü fazla zorlanmadan geçip Staaken yönünde çekildiler.Kolm vagunit, mis pääsesid silla alt läbi ilma suuremate vigastusteta peatusid.
Serbest geri çekilme karşılığı mütarekeye zorlandı.Pidi ise end kuulutama maksuvõimetuks.
Kültivarların sayısı sınıflandırmayı zorlaştırır.Sõjatingimuste tõttu on elanike arvu kindlakstegemine raskendatud.
Gereksiz zorlama ve yeni yaralanmalardan kaçınılmalıdır.Nad kardavad haavata saamist ja teiste reaktsioone.
İçeri girmek son derece zordu ve neredeyse daha da zorlaşıyordu.Täielikult liigutatavat koodi oli raskem teha ja see oli ka keerulisem.
Bu en zorlandığım şey oldu.Seetõttu oli see ka kõige raskem vägitegu.
Ancak ustaşalar ölmeye mahkûmların akraba olması halinde birbirini öldürmeye zorladılar.Ohvreid sunniti üksteist sepahaamritega surnuks peksma.
Aslında yaptıkları şey, ilerleyen zırhlı birlik hattının arkasını zorlamaktı.Hiljem moodustasid need väed liitlaste sissetungiarmee tuumiku.
1944'te askeri liderlik, bu kişilerin tutuklanmalarından çok hastaneye zorla sevkedilmelerini emretti.1944 anti ametlikult luba poiste relvastamiseks vastavalt olukorrale.
Ancak yine de Parlamento güçleri iyice zorlanmaktadır.Kuid sellegi peale vaatamata töötavad mehed vahvasti...
16 yaşında Disleksi tanısı kondu ve bu hastalık okul yıllarında onu oldukça zorladı.16-aastaselt haigestus ta tuberkuloosi ning oli sunnitud katkestama kooliõpingud.
Sovyet destek birliklerinin aşırı yayılma sonucu zorlanmasıyla saldırı durma noktasına geldi.Nad otsustasid Vene vägede liiga pikad kaitseliinid koondatud rünnakuga ühte punkti läbi murda.
Eğer size gerçekleri söylersem, buna inanmakta zorlanabilirsiniz.Kui inimene kohkub oma tegudest, võib tal olla raske end selles veenda.
Sıkıyönetim birçok insanı ülke dışına çıkmaya zorlamıştır.Paljudes piirkondades sundis inimesi kodust lahkuma sõjavägi.
Bazıları diğerlerine oranla daha zorlayıcı olabilir.Mõnel on see küll lihtsam kui teistel.
Şişme normal nefes alıp vermeyi zorlaştırır.Aeglaselt täidab toit kõhu ja annab jõudu.
Ayrıca toprağın nemli olması yer kullanımını zorlaştırıyordu.Tänu sellele oli masina kasutamine ebatasasel maastikul raskendatud.
Tsunami nedeniyle meydana gelen su baskınları başka bölgelerden yardım gelmesini zorlaştırdı.Et tsunami oli teed lõhkunud, oli abi andmine raskendatud.
Şimdi, bunun dışında bir davranışa zorlanmamı da doğrusu hiç aklım almıyor.Meie kunagi ei kurda, kui on raskused teel ees.
İknanın amacına ulaşmada kullandığı yöntem amaca doğru zorlamak yerine amacı ilgi çekici kılmaktır.Nad omistasid aktivatsiooni põhjuse aga silla asemel naisele, pannes ta atraktiivsemana tunduma.
Kimin tarafında olacağını seçmekte zorlanır.Nii et on raske öelda, mis erakonda ma pooldan.
10 yaşında gazete dağıtıcılığı yapmaya zorlandım.10 évesen újság kihordónak kellett állnom.