Ana içeriğe geç
Sözlük

zorla ile cümle

zorla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Açlık çocuğu yazar kasadan para çalmak için zorladı.Hunger compelled the boy to steal money from the cash register.
Hırsız parayı vermesi için onu zorladı.The thief forced her to hand over the money.
Ani bir hastalık onu randevusunu iptal etmeye zorladı.A sudden illness forced her to cancel her appointment.
Borsa krizi birçok emekliyi yeniden iş piyasasına zorladı.The stock market crash forced many retirees back into the job market.
Biz çok çalışmak için zorlandık.We were forced to work hard.
Şartlar bizi toplantıyı ertelememiz için zorladı.Circumstances forced us to put off the meeting.
Hiçbir şey ondan vazgeçmem için beni zorlayamaz.Nothing can force me to give it up.
Hiç kimse seni iradene karşı bir şey yapman için zorlayamaz.No one can force you to do anything against your will.
Eğer imzalamaya zorlandıysan, sözleşme geçersizdir.The contract, if you were forced to sign it, is invalid.
Michael iki yakasını bir araya getirmekte zorlanıyordu.Michael had a hard time making ends meet.
Sen beni aradığında otelde zorla kayıt yaptırdım.I had hardly checked in at the hotel when he called me.
Dick onun planını kabul etmem için beni zorladı.Dick forced me to agree with his plan.
Taksiye binmede biraz zorlandım.I had a little difficulty in getting a taxi.
Taksi bulmakta zorlandım.I had trouble getting a taxi.
Yaşlı adam duymakta zorlanıyor.The old man was hard of hearing.
Yeni yasa ada halkına zorla kabul ettirildi.The new law was enforced on the people of the island.
Adam eve zorla girdiğini itiraf etti.The man admitted having broken into the house.
Çocuğu yemesi için zorlama.Don't force the child to eat.
Jim zorlanmadan sorumu yanıtladı.Jim answered my question without difficulty.
Konser için bilet alırken zorlandım.I had difficulty getting a ticket for the concert.
Bu beni bir hafta daha kalmaya zorladı.This compelled me to stay another week.
Gecikme bizi pahalı bir otelde bir gece kalmaya zorladı.The delay forced us to stay overnight in an expensive hotel.
Sen uzakta tatilde bir soyguncu zorla evine girdi.A burglar broke into your house while you were away on vacation.
Şansını zorlama çocuk.Don't press your luck, kid.
Onunla evlenmen için seni asla zorlamayacağım.I will never force you to marry him.
Polis silahı katilden zorla aldı.The policeman wrested a gun from the murderer.
Polis daireye pencereden zorla girmek için zorlandı.The police were forced to break into the apartment through the window.
Köpekler zorla giren kişiye öfkeyle havladı.The dogs barked furiously at the intruder.
Kilidi kırmakta zorlanmadım.I had no difficulty breaking the lock.
Siyah insanlar pamuk tarlalarında çalışmak için zorlandılar.Black people were compelled to work in cotton fields.
Hayat bu günlerde zorlaşıyor.Life is getting hard these days.
Dün gece biri evimin yanındaki küçük dükkana zorla girdi.Last night someone broke into the small shop near my house.
Dün gece evime zorla girildi.My house was broken into last night.
Dün gece bir hırsız dükkâna zorla girdi.A burglar broke into the shop last night.
Dün gece bir genç adam zorla evime girdi.A young man broke into my house last night.
İş gittikçe zorlaşmaya başlar.The work begins to get more difficult.
Gözlerini zorlamamaya dikkat et.Take care not to strain your eyes.
Çocuklar babalarını hızla ayrılmaya zorladı.The kids urged their father to leave quickly.
Kendi inançlarımızı başkalarına zorla kabul ettirmekten kaçmaya çalışmalıyız.We should try to avoid imposing our own beliefs on others.
Evinizi zorla buldum.I found your house with difficulty.
Evimi bulmada zorlandın mı?Did you have any difficulty in finding my house?
Benim patron istifa etmesi için zorlandı.My boss was forced to resign.
Anne babam beni beyzbol klübünden ayrılmaya zorladı.My parents pushed me to quit the baseball club.
İsimleri hatırlamakta hep zorlanırım.I always have trouble remembering names.
İsteğim dışında içmeye zorlandım.I was forced to drink against my will.
Onların neden restoranı kapatmak için zorlandıklarından emin değilim.I'm not sure why they were forced to close the restaurant.
Kendimi İngilizce olarak anlatmamda hâlâ zorlanıyorum.I still have difficulty in making myself understood in English.
Zorla bunu yapmak için zorlandım.I was compelled to do this against my will.
Onunla zorla evlendim.I married him against my will.
Ben kaderime boyun eğmek için zorlandım.I was forced to submit to my fate.
Kaybolup da otele geri dönmeye çalışırken epey zorlandım.I got lost and had a hard time finding my way back to the hotel.
Benim arzuma boyun eğmesi için onu zorladım.I forced him into complying with my wish.
Söylediği şeyi zorla anlayabildim.I could hardly make out what she said.
Dün gece bizim evimize hırsızlar tarafından zorla girilmiş.Our house was broken into by burglars last night.
Sınav beni sıkı çalışmaya zorladı.The examination compelled me to study hard.
Dişçi çürük dişimi zorla çekti.The dentist pulled out my decayed tooth by force.
Fikrini diğerlerine zorla benimsetmemelisin.You shouldn't impose your opinion on others.
Garnizon teslim olmaya zorlandı.The garrison was forced to surrender.
Durumun üstesinden gelmek gittikçe zorlaşıyordu.The situation was getting difficult to deal with.
Geçinmek gittikçe zorlaşıyor.It is getting more and more difficult to make a living.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod