Seti ziyaret etmek isteyen Kevin Costner'ın isteği reddedildi.Kevin Costner was refused a chance to visit the set.
Hapoel maçları zamanı bu kapı destekçileri ziyaret etmek için kullanılır.In Hapoel matches, this stand is used for visiting supporters.
Riemann, 1840 yılında büyükannesi ile yaşamak ve Lyceum'u ziyaret etmek için Hanover'e gitti.During 1840, Riemann went to Hanover to live with his grandmother and attend lyceum (middle school).
1898'de amcası Emili Gaissert'i ziyaret etmek için Barselona'ya geldi.In 1899, he went to Barcelona to visit his uncle, Emili Gaissert, who was living there.
Ziyaret etmek ilginç yerler bulunur.There are also some very interesting villages to visit.
Birçok insan onun mezarını ibadet etme ve ona dua etmek için ziyaret etmektedir.Most common folk do not worship or propitiate him, although they fear him greatly.
Turist gemileri bunlardan ilkini ziyaret etmektedirler.Other boat owners follow his example.
Aşıkları, onu ziyaret etmekte, feyz ve bereketlerinden istifade etmektedirler.In denial, she invites her old lovers (and their wives) to a party.
Çarşamba gününden pazar gününe kadar müzeyi ziyaret etmek mümkündür.The museum is open from Tuesday through to Sunday.
Genellikle müzeleri her sene 4 milyondan fazla kişi ziyaret etmektedir.Collectively, these museums are visited by over 9 million people per year.
Yokohama'da yaşamaktadır ancak sık sık İran'ı ziyaret etmektedir.He lives in London but often spends time in Sudan.
25 Amerikan şehrini ziyaret etmek ve 4000 ya da 5000 kişiyi çekmek istiyorum.I want to visit 25 American cities, and I want to shoot 4,000 or 5,000 people.
Çoğu insan üzücü olduğu için barınakları ziyaret etmek istemediğini söyler.Many people claim they don't visit shelters because it's depressing for them.
Biz eylem sahne ziyaret etmek için gittiğinde "Şimdiye kadar ben vardı."So far I had got when we went to visit the scene of action.
Ve elbette onlari ziyaret etmek için hediyeler alırdık. bize şeker ve para ikram ederlerdiAnd, of course, sometimes there was a bonus for going. They would offer sweets or money.
Planet üzerinde daha masum bir zaman dilimini ziyaret etmek gibiydi.It was like visiting a more innocent time on the planet.
Onu ziyaret etmekle görevlendirilmiştim.I was called down to the ward to see him.
Bir solunum fizyoloğu tarafından onu ziyaret etmekle görevlendirilmiştim.I was called down to the ward to see him by a respiratory physician.
Ziyaret etmek mümkün.Visit? Yes.
Her neyse, buradayken ziyaret etmek istediğiniz şeye çift tıklamanız yeterli.Anyway, while we're here, again, if you want to visit anything, all you need to do is double-click.
Seni ziyaret etmek için sık sık bodruma inebilirim.I can visit the basement more frequently to see you.
Cyril eğer ziyaret etmek istersem diye söylemişti.Cyril told me in case I wanted to come visit.
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.And he would grab my pinkie, because what he wanted to do every day is he wanted to go visit.
Seung Jo, büyükannen ve annenin mezarlarını ziyaret etmek istedi.Seung Jo wanted to greet your grandmother and mother.
2001 yılında, bir araştırma yapmak ve onları ziyaret etmek için izin aldım.And in 2001, I took a research leave to visit them.
Ben, yeryüzündeki ailemi ziyaret etmek İstiyorum.I want to visit my family on Earth.
Bir Tokyo Geyþa evini ziyaret etmek istiyorum.I'd like to visit a Tokyo geisha house.
Ne mutlu gücünü senden alan insana! Aklı hep Siyonu ziyaret etmekte.Blessed are those whose strength is in you; who have set their hearts on a pilgrimage.
Ziyarete gücü yeten herkese Beytullahı ziyaret etmek, Allah'ın onun üzerindeki hakkıdır.And whosoever can afford should visit the House on a pilgrimage as duty to God.
KEnvy24 wiki sayfasını ziyaret etmek için buraya tıklayınClick here to visit the KEnvy24 wiki
KEnvy24 wiki sayfalarını ziyaret etmek için buraya tıklayınClick here to visit the KEnvy24 wiki pages
Grup, buradaki yıkılmış Ortodoks kiliselerini ziyaret etmek istedikleri şeklinde bir açıklama yaptı.The group explained they wanted to visit destroyed Orthodox churches there.
Birisi dağlarımızı ziyaret etmek istese, 10 saat yol gitmesi gerekiyor."If someone wants to visit one of our mountains, they need to drive ten hours to get there."
Miodrag Miloseviç, Çiçekler Evi'ni ziyaret etmek için Umcare köyünden 43 kilometre yol gelmiş.Miodrag Milosevic walked 43km from his village of Umcare to visit the House of Flowers.
Bu kitabın uygulamalarından biri iki kişiyi ziyaret etmek ve onlarla bir dua çalışmaktır.One practice for this book is to visit two people, and study a prayer with them.
Yaz ayları Karkaralı'yı ziyaret etmek için yılın en konforlu zamanı olarak kabul edilir.The summer months are considered the most comfortable time of the year to visit Karkaraly.
Her yıl 3.000'den fazla kişi bu müzeyi ziyaret etmektedir.[1]More than 3,000 people visit this museum every year.[1]
Her yıl yüzlerce hacı okulu ziyaret etmektedir.Hundreds of pilgrims visit every year.
St Petersburg, 1883 Şah'ı ziyaret etmek.St Petersburg, 1883 Visiting the Shah.
Buna rağmen, Arrietty, Shō'yu yatak odasında ziyaret etmek için gizlice dışarı çıkar.Nevertheless, she sneaks out to visit Shō in his bedroom.
Zărnești, milli parkı ziyaret etmek kullanılan güzergahtaki en önemli şehirdir.Zărnești is the most important town for visiting the national park.
1828 Noelinde nişanlısını ziyaret etmek için kızakla Norveç'in Froland kentine gitti.At Christmas 1828, he traveled by sled to Froland, Norway, to visit his fiancée.
İnsanlar Karkar adasından kano ile bu adayı ziyaret etmektedirler.People from Karkar visit Bagabag by canoe.
Batı'yı ziyaret etmek büyük arzusuydu.She had a great desire to visit the West.
Park, ağacı ziyaret etmek için gelen 10.000 ziyaretçiyi ağırlamaktadır.The park receives 10,000 visitors a year who visit the tree.[citation needed]
Diğer doğa bilimcileri ziyaret etmek amacıyla yoğun bir şekilde seyahat etmiştir.He travelled extensively to visit other naturalists.
Tom John'u ziyaret etmek için Boston'a gitmemizi istiyor.Tom möchte, dass wir uns nach Boston begeben, um John zu besuchen.
Tom yarın bizi ziyaret etmek istiyor.Tom möchte uns morgen besuchen.
Onu ziyaret etmek için çok geç.Es ist zu spät, um sie zu besuchen.
Tom'u ziyaret etmek için yarın Boston'a gidiyorum.Ich fahre morgen nach Boston, um Tom zu besuchen.
Tom'u ziyaret etmek istiyorum.Ich will Tom besuchen.
Ne kadar çok insan tanırsanız, onları ziyaret etmek için o kadar az zamanınız olur.Je mehr Leute du kennst, desto weniger Zeit hast du, sie zu besuchen.
Kardeşi 1827 yılından beri Berlin’de yaşamış ve Tegel’e Humboldt’u ziyaret etmek için sık sık gelmiştir.Ab 1827 war der Bruder wieder in Berlin und häufig zu Besuch in Tegel.
Hamo, üç oğul sahibi dul bir Kürttür ve her gün karısının mezarını ziyaret etmektedir.Der kurdische Witwer Hamo, Vater dreier Söhne, besucht täglich das Grab seiner Frau.
Mağarayı yılda 10.000 kişi ziyaret etmektedir.Die Höhle besuchen jährlich etwa 10.000 Gäste.
Hastalığı herneyse, bu onu 128 baharında Afrika'yı ziyaret etmekten alıkoyamadı.Die Wunde entzündete sich, so dass er bei der Tour de France 2016 nicht starten konnte.
Bazı yabancı turist kafileleri, günübirlik ilçeyi ziyaret etmektedir.Thailändische Touristen besuchen die Landzunge gerne, um hier den Sonnenuntergang zu beobachten.
Üzgün olan Anne kocasının mezarını her gün ziyaret etmektedir.Sommer: Yesterday besucht wie jeden Tag das Grab ihres Mannes.
Her yıl ortalama 500.000 kişi ziyaret etmektedir.Im Durchschnitt kommen 500 Besucher pro Tag.
Kullanıcı bir internet sitesini ziyaret etmek istediğinde farklı bir siteye yönlendirilir.Gegebenenfalls kann so der Besuch unterschiedlicher Websites einem Benutzer zugeordnet werden.