Ana içeriğe geç
Sözlük

ziyaret etmek ile cümle

ziyaret etmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
13
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Planet üzerinde daha masum bir zaman dilimini ziyaret etmek gibiydi.Het was alsof je de planeet in een onschuldige tijd bezocht.
Planet üzerinde daha masum bir zaman dilimini ziyaret etmek gibiydi.Ini ibarat mengunjungi jaman yang lebih murni dari planet ini.
Planet üzerinde daha masum bir zaman dilimini ziyaret etmek gibiydi.이 지구가 순수했던 시간 속에 있는 듯한 느낌이었습니다.
Planet üzerinde daha masum bir zaman dilimini ziyaret etmek gibiydi.Olyan volt, mint egy ártatlanabb korban élni.
Planet üzerinde daha masum bir zaman dilimini ziyaret etmek gibiydi.Ήταν σαν μια επίσκεψη σε μια πιο αθώα εποχή στον πλανήτη.
Planet üzerinde daha masum bir zaman dilimini ziyaret etmek gibiydi.Беше като посещение на по-невинно време на планетата.
Planet üzerinde daha masum bir zaman dilimini ziyaret etmek gibiydi.Это было как встреча с более невинным временем на планете.
Planet üzerinde daha masum bir zaman dilimini ziyaret etmek gibiydi.זה היה כמו לבקר בעידן תמים יותר בתולדות כדור הארץ.
Planet üzerinde daha masum bir zaman dilimini ziyaret etmek gibiydi.كان الأمر كزيارة أكثر عصور البراءة على كوكب الأرض
Planet üzerinde daha masum bir zaman dilimini ziyaret etmek gibiydi.訪れたかのようでした そこには地衣類もいました
Seni ziyaret etmek için sık sık bodruma inebilirim.Aku bisa lebih sering datang ke basement untuk melihatmu.
Seni ziyaret etmek için sık sık bodruma inebilirim.Będę mogła się z tobą częściej, widywać w piwnicy.
Seni ziyaret etmek için sık sık bodruma inebilirim.Je pourrais venir plus souvent te voir dans la cave.
Seni ziyaret etmek için sık sık bodruma inebilirim.Pot sa te vizitez mai des
Seni ziyaret etmek için sık sık bodruma inebilirim.Μπορώ να επισκέπτομαι το υπόγειο πιο συχνά για να σε βλέπω.
Seni ziyaret etmek için sık sık bodruma inebilirim.Я могу тебя чаще навещать
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.Después me agarraba del meñique, porque lo que quería hacer diariamente era hacer visitas.
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.E ele agarrava o meu dedo mindinho, porque o que ele queria todos os dias, era fazer uma visita.
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.Et il attrapait mon petit doigt, parce que ce qu'il voulait faire chaque jour c'était aller en visite.
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.Hij pakte mijn pink, want hij wilde elke dag op bezoek gaan.
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.I łapał mnie za mały palec, bo chciał odwiedzać kogoś każdego dnia.
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.In zagrabil je moj mezinec, ker je vsak dan hotel iti na obisk.
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.그리고 그는 나의 새깨 손가락을 잡습니다, 왜냐하면 그가 매일 하기를 원했던것은 가서 방문하는것 이었기 때문입니다
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.Lalu dia menggenggam jari kelingking saya karena yang dia inginkan setiap hari adalah pergi berkunjung.
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.Megragadta ilyenkor a kisujjam, mert mindig azt akarta, hogy menjünk látogatóba.
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.Og han ville gribe min lillefinger, fordi det, han ville gøre hver dag, er, han ville gå på besøg.
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.Poi mi prendeva il mignolo, perché ogni giorno lui voleva andare a far visita [ai carcerati].
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.Şi mă apuca de degetul mic pentru că în fiecare zi vroia să meargă în vizită.
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.Und er würde meinen kleinen Finger packen, denn was er jeden Tag tun wollte, war Besuche zu machen.
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.Và cậu ta chộp lấy ngón út của tôi, bởi vì những gì cậu ta muốn làm hàng ngày là cậu ta được đi thăm.
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.И той сграбчваше кутрето ми, защото това, което искаше да прави всеки ден бе да ходи на посещения.
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.І він хапав мій мізинець, бо він хотів ходити на відвідини кожного дня .
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.Он хватал меня за мизинец потому что он хотел каждый день ходить в гости.
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.אוחז את הזרת שלי,מפני שמה שהוא רצה לעשות כל יום זה לבקר
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.الخنصر، لأنه اراد زيارة جميع السجناء بصورة يومية
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.他の囚人たちのところへ行きたがっていたのです 毎日 全員を訪れるということは
Seung Jo, büyükannen ve annenin mezarlarını ziyaret etmek istedi.Seung Jo a vrut sa aduca un omagiu bunicii si mamei tale.
Seung Jo, büyükannen ve annenin mezarlarını ziyaret etmek istedi.Seung Jo chciał przywitać twoją babcię i mamę.
Seung Jo, büyükannen ve annenin mezarlarını ziyaret etmek istedi.Seung Jo ingin bertemu dengan Nenek dan Ibumu.
Seung Jo, büyükannen ve annenin mezarlarını ziyaret etmek istedi.Seung Jo je hotel pozdraviti tvojo mamo in babico.
Seung Jo, büyükannen ve annenin mezarlarını ziyaret etmek istedi.Seung Jo muốn đi thăm bà và mẹ con
Seung Jo, büyükannen ve annenin mezarlarını ziyaret etmek istedi.Seung JO ville hälsa på din mormor och mamma.
Seung Jo, büyükannen ve annenin mezarlarını ziyaret etmek istedi.Seung Jo voleva salutare tua madre e tua nonna.
Seung Jo, büyükannen ve annenin mezarlarını ziyaret etmek istedi.Seung Jo voulait saluer ta grand-mère et ta maman.
Seung Jo, büyükannen ve annenin mezarlarını ziyaret etmek istedi.Seung jo wilde je oma en moeder groeten.
Seung Jo, büyükannen ve annenin mezarlarını ziyaret etmek istedi.Seung Jo wollte deine Großmutter und Mutter grüßen.
Seung Jo, büyükannen ve annenin mezarlarını ziyaret etmek istedi.Ο Σουνγκ Τζο ήθελε να χαιρετήσει την γιαγιά σου και την μαμά σου.
Seung Jo, büyükannen ve annenin mezarlarını ziyaret etmek istedi.Сын Чжо хотел поприветствовать твоих маму и бабушку.
Seung Jo, büyükannen ve annenin mezarlarını ziyaret etmek istedi.סן גו רצה להכיר ולברך את אימך וסבתך
Seung Jo, büyükannen ve annenin mezarlarını ziyaret etmek istedi.سيونغ جو يريد يلقي التحية على جدتك و أمك
Seung Jo, büyükannen ve annenin mezarlarını ziyaret etmek istedi.私は忙しくて思いもしなかったんだが...
Ve bu şekilde gözüküyordu. Onu ziyaret etmekle görevlendirilmiştim.A beteget Jimnek hívták, Jim Smithnek, és így nézett ki.
Ve bu şekilde gözüküyordu. Onu ziyaret etmekle görevlendirilmiştim.והוא נראה אז ככה. קראו לי למחלקה לראות אותו.
Ve elbette onlari ziyaret etmek için hediyeler alırdık. bize şeker ve para ikram ederlerdiA samozřejmě to s sebou někdy přinášelo i určitý bonus. Občas nám nabídly sladkosti nebo peníze.
Ve elbette onlari ziyaret etmek için hediyeler alırdık. bize şeker ve para ikram ederlerdiE, naturalmente, a volte c'era una ricompensa per essere andati. Ci offrivano dolci o qualche soldino.
Ve elbette onlari ziyaret etmek için hediyeler alırdık. bize şeker ve para ikram ederlerdiEn soms zat er natuurlijk een extraatje aan vast. Als ze me snoepjes of geld gaven.
Ve elbette onlari ziyaret etmek için hediyeler alırdık. bize şeker ve para ikram ederlerdiEt, bien entendu, des fois il y avait un bonus pour y avoir été. Elles offraient des bonbons ou de l'argent.
Ve elbette onlari ziyaret etmek için hediyeler alırdık. bize şeker ve para ikram ederlerdi물론, 아주머니들을 방문하면 무언가를 받기도 했습니다. 단것들이나 돈을 주시기도 하셨습니다.
Ve elbette onlari ziyaret etmek için hediyeler alırdık. bize şeker ve para ikram ederlerdiOczywiście, czasem była dodatkowa zaleta z chodzenia. Ofiarowali słodycze lub pieniądze.
Ve elbette onlari ziyaret etmek için hediyeler alırdık. bize şeker ve para ikram ederlerdiȘi, bineînţeles, uneori exista un bonus pentru a merge în vizită. Ele ne ofereau dulciuri sau bani.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod