Yeni ofisimize ziyaretinizi dört gözle bekliyoruz.We are looking forward to your visit to our new office.
Lütfen bizi yeni ofisimizde ziyaret edin.Please visit us in our new office.
Yeni müze ziyaret etmeye değer.The new museum is worth visiting.
Bir insanın mutluluğu sahip olduğu şeyden ziyade onun ne olduğuna bağlıdır.A man's happiness depends on what he is rather than on what he has.
İnsanları ziyaret etmek ziyaret edilmekten daha hoştur.Visiting people is nicer than being visited.
İnsanoğlu Ay'ı ilk olarak 1969 da ziyaret etti.Men first visited the moon in 1969.
Yıllar önce, ben Hiroşima'nın merkezini ziyaret ettim.Many years ago, I visited the center of Hiroshima.
Geçen hafta müzeyi ziyaret ettik.We visited the museum last week.
Geçenlerde müzeyi ziyaret ettim.The other day I visited the museum.
Geçenlerde evini ziyaret etti.He visited her house the other day.
Ülke çapında bir ekonomik patlama ile ziyaret edildik.We have been visited by a nation-wide economic boom.
Ben onu ziyaret ettiğimde büyükannem bir haftadır hastaydı.My grandmother had been sick for a week when I visited her.
Ara sıra oğlum beni ziyarete geliyordu.My son came to see me from time to time.
Köylüler ziyaretçilerine karşı nazikti.The villagers were kind to their visitors.
Birçok Avrupalı her yıl Mısırı ziyaret eder.Many Europeans visit Egypt every year.
Çok sayıda turist her yıl Kyoto'u ziyaret eder.Many sightseers visit Kyoto every year.
Çok sayıda insan Japonyayı ziyaret etti.Scores of people visited Japan.
Ziyaretin nasıldı?How was your stay?
Ziyaretinizden zevk aldınız mı?Did you enjoy your visit?
Bakan önümüzdeki hafta Meksika'yı ziyaret edecektir.The minister is to visit Mexico next week.
Tarihi kenti çok sayıda insan ziyaret eder.A large number of people visit the historic site.
Başkan o ay Fransa'yı ziyaret ediyordu.The president was visiting France that month.
Başkan Japonya ziyaretini erteledi.The president put off visiting Japan.
Bazı insanlar ay'ı bile ziyaret ettiler.Some people have even visited the moon.
Lütfen kasabadayken beni ziyaret et.Please look in on me when you're in town.
Bütün kasaba ziyaretçiye içten bir karşılama yaptı.The whole town accorded a hearty welcome to the visitor.
Nagano bölgesindeki arkadaşımı ziyaret ettiğimde, bana lezzetli soba ikram edildi.When I visited my friend in Nagano, I was treated to delicious soba.
Nara hayatında en az bir kez ziyaret etmeye değer eski bir şehirdir.Nara is an old city worth visiting at least once in your life.
Japonya'yı ziyaret eden her yabancı, burada fiyatların çok yüksek olduğunu söylüyor.Every foreigner who visits Japan says that prices here are too high.
Müzede az sayıda ziyaretçi vardı.Visitors were few at the museum.
Müzedeki ziyaretçiler azdı.Visitors were few at the museum.
O, çocuklarım için bazı hediyeler getirmeden asla bizi ziyaret etmez.He never visits us without bringing some presents for my children.
Onun ziyaret etmek istediği yer Mısır'dır.It is Egypt that he wants to visit.
Önümüzdeki pazar günü bizi ziyaret edip etmeyeceğini bilmiyorum.I don't know if he will visit us next Sunday.
Beni ziyaret edeceğini umdum.I expected that he would visit me.
O beni ziyaret ettiği zaman ödevimi yeni bitirmiştim.I had just finished my homework when he visited me.
Onun bizi ziyaret etme fırsatı yoktu.He had no chance to visit us.
Onun hafıza kaybı fiziksel bir sorundan ziyade psikolojik bir sorun.His loss of memory is a psychological problem rather than a physical one.
Onu ziyaret etmeye isteksizim.I'm reluctant to visit him.
Hastalığından haberim olsaydı, onu hastanede ziyaret ederdim.If I'd known about his illness, I would've visited him in the hospital.
O, o ziyaretlerden zevk aldı.He enjoyed those visits.
İş için sık sık Japonya'yı ziyaret eder.He makes frequent visits to Japan on business.
Doğduğu ülkeyi ziyaret etmek için ara sıra tatillerden faydalandı.He availed himself of the 'off-and-on' holidays to visit his native country.
On yıldır ilk defa memleketini ziyaret etti.He visited his hometown for the first time in ten years.
O, Asya'da birçok ülkeyi ziyaret etti.He visited many countries in Asia.
O beni çok sık ziyaret eder.He drops in on me very often.
O bir satıcı kılığına girdi ve onun evini ziyaret etti.He disguised himself as a salesman and visited her house.
Bir satıcı olarak kimliğini gizledi ve onun evini ziyaret etti.He disguised himself as a salesman and visited her house.
O,müzeyi ziyaret etme fırsatından yararlandı.He took advantage of the opportunity to visit the museum.
O zamandan önce Avrupayı sık sık ziyaret etti.He had often visited Europe before that time.
O bazen beni ziyaret eder.He sometimes drops in on me.
O, Nara'yı otobüsle ziyaret etti.He visited Nara by bus.
O, Paris'i ziyaret edeceğini umuyor.He hopes he will visit Paris.
Fransa'yı üç kez ziyaret etti.He has visited France three times.
Avrupa'daki birçok ülkeleri ziyaret etti.He has visited most countries in Europe.
Avrupa'yı birkaç kez ziyaret etti.He has visited Europe several times.
Londra'dayken British Museum'u ziyaret etti.While in London, he visited the British Museum.
O, daha önce İtalya'yı ziyaret etti.He visited Italy before.
O, bu öğleden sonra bana kısa bir ziyarette bulunacak.He will look in on me again this afternoon.
O, dün amcasını ziyaret etti.He visited his uncle yesterday.