Video klip, BET'nin 106 & Park listesinde zirveye yerleşti.Następnie klip puszczono na BET 106 i Park.
Burada kariyerinin zirvesine çıkmıştır.To tam nabrała tempa jego kariera pisarska.
Baskılar ilk olarak Haçlı Seferleri sırasında zirveye çıkmıştır.Wioska była między innymi wzmiankowana w okresie wypraw krzyżowych.
Dağların zirvelerinde alpin ve supalpin dağ çayırları görülür.W górach tereny pokrywają subalpejskie i alpejskie gleby górskie.
Ancak, 1998'de bir takım Tibet'den doğru dağın ek zirvesine başarıyla tırmanmıştır.W 1998 roku uczestniczył w wyprawie na Mount Everest od strony Tybetu.
İki versiyonu da Billboard World Album Chart'te yayınlanmasından sonraki bir hafta zirveye yükseldi.Obie wersje zajęły pierwsze miejsce na Billboard World Album Chart tydzień po wydaniu.
1897 - İsviçreli Matthias Zurbriggen, Aconcagua zirvesine tırmanan ilk kişi oldu.14 stycznia – Szwajcar Matthias Zurbriggen zdobył Aconcaguę w Andach, najwyższy szczyt półkuli południowej.
Bu çabanın sonucunda Cemal Abdünnasır 21 Eylül'de Kahire'de ilk Arap Birliği acil zirvesini topladı.Naser zwołał pierwszy nadzwyczajny szczyt Ligi Państw Arabskich który odbył się w Kairze w dniu 21 września.
1952 - Türk dağcıları Ağrı Dağı'nın zirvesine ilk kez tırmandılar.W 1952 jeseniccy turyści górscy zmienili je na schronisko górskie.
Buna ek olarak, Belçika'nın her iki listesine de zirveden girmeyi başardı.W obu przypadkach zdobywał także Superpuchar Belgii.
Beşikdüzü şehir merkezinden yürüyerek 60 dakikada zirveye ulaşılmaktadır.Stamtąd, na szczyt dociera w ciągu 5 minut kolejka elektryczna.
Dağlarının zirveleri büyük buzullarla kaplıdır.Wejścia do nor są zwieńczone dużymi kopcami.
En yüksek zirvesi 7495 m. yüksekliği ile İsmail Samani Zirvesi'dir.Najwyższym szczytem jest Szczyt Ismaila Samaniego, który osiąga 7495 m.
Şarkı,KBS Music Bank Listeleri’nde 5 numara ile zirve yaptı.Utwór zadebiutował na 5 miejscu listy Music Bank K-Chart.
Her iki zirve de kireçtaşı/kalkerden oluşmuştur.Tak więc obie krezki tworzą się ze zdwojenia otrzewnej.
İlk single "Love Is Gone" Amerika dans listelerinde zirveye oturdu.Single "I'll Be There" zajął pierwsze miejsce na amerykańskiej liście przebojów.
Bugüne kadar sekiz D-8 zirve toplantısı yapıldı.Wyprodukowano dotychczas 8 sezonów serialu.
Şarkı zirvede 5 hafta boyunca kalmıştır.Piosenka łącznie spędziła w rankingu pięć tygodni.
2 albümde tüm dünyada sırayla müzik listelerinin zirvesine oturdular.Obie bardzo podnoszą walory muzyczne całej płyty.
Cape Finisterre, zirveden bir görünüm.Cape Point i Przylądek Dobrej Nadziei.
28 Nisan 1991'de şarkı, İsveç'in Svensktoppen listesinde zirveye oturdu.10 września 2006 roku utwór znalazł się na szwedzkiej liście hitów Svensktoppen.
Zirveye NATO üyesi 28 ülkenin devlet ve hükûmet başkanları katıldı.Partia zdołała wprowadzić swoich posłów do 27 i 28 Parlamentu Kanady.
2005'te ise Tottenham Hotspur'a geçerek kariyerinin zirvesine oturdu.W 2005 Tainio przeszedł do Tottenham Hotspur.
Grup ülkeleri, 1975'ten beri yıllık ekonomi zirveleri düzenlemektedirler.Tabela przedstawia zmiany liczby ludności od 1950 roku.
Bu sırada Vuruş Zirvesi M.G.'yi öldürür.Czyż nie dobija się koni Mc.
Albüm, grubu kariyerinin zirvesine ulaştırmıştır.Roku, który okazał się przełomowym w karierze członków kapeli.
Dağın zirvesi karla kaplı.Szczyty gór są pokryte śniegiem
1983 Reinhold Messner dördüncü denemesinde zirveye ulaşmayı başarır.1983 Reinhold Messner lyckas vid fjärde försöket.
Zirve yapan ilk Arjantinli ise 8 Mart 1934 tarihinde asker Nicolás Plantamura 'dır.Den första argentinaren på berget var den 8 mars 1934 soldaten Nicolás Plantamura.
Ancak, 1998'de bir takım Tibet'den doğru dağın ek zirvesine başarıyla tırmanmıştır.1998 lyckades dock ett team att ta sig upp på ett av bergets mindre toppar från Tibetsidan.
1978 Avusturyalı Koblmuller ve Furtner, zirveye çok zor olan güneydoğu yüzünden tırmanırlar.1978 Österrikarna Edi Koblmüller och Alois Furtner bestiger berget via den mycket svåra sydöstväggen.
Scafell Pike, 978 metre irtifayla İngiltere'nin en yüksek zirvesi.Scafell Pike är det högsta berget i England, 978 meter högt.
Dük Jacob Kettler'in yönetimi altında, düklük refah seviyesinde zirveye ulaşmıştır.Under hertigen Jakob Kettler nådde hertigdömet höjdpunkten av sin rikedom.
Vuruş Zirvesi onu kovalar.Det är dansscenen som förföljer honom.
Onların ilişkisi şık bir akşam yemeği ve dans zirveye ulaşır.Deras förhållande når sin klimax vid en elegant middag och dans.
Kuruluşun zirvesi 7 Mayıs 2009 tarihinde Prag'da yapılmıştır.Det östliga partnerskapet etablerades formellt vid det första toppmötet i Prag, den 7 maj 2009.
Zirve dorugu yakinind abuluna nir kamping yapma alami.Svin Lobotomera Käftsmäll Kan du inte ta och hålla käft!?
Dağın zirvesinde bir kale direği bulunmaktadır.Numera finns en moské vid bergets fot.
İlk zirve 14 Aralık 2005 tarihinde Malezya'nın Kuala Lumpur kentinde gerçekleştirildi.Det första mötet hölls i Kuala Lumpur den 14 december 2005.
"Şenol Güenş, Beşiktaş'ın zirvesinde"."Sött på gränsen till komik".
II. Dünya Savaşı konferansları SSCB-ABD zirveleri ^ Churchill, Winston Spencer (1951).Andra sino-japanska kriget ^ Churchill, Winston Spencer (1951) (på engelska).
Zirvesine ulaşmak için pek çok yol vardır.Det finns flera sätt att ta sig upp till toppen.
Eskişehir in bozdağ zirvelerinde yer almaktadır .Den ligger i Gärde i Häradsbygden.
Şubat 2009'da, Kilimanjaro Dağı'na şortla 2 günde zirveye ulaştı.2009 nådde han toppen på Kilimanjaro på två dagar iförd endast kortbyxor.
Genellikle Ağustos ayında zirveye çıkar.Vanligen äger den rum under maj.
1975 - Japon dağcı Junko Tabei, Everest'in zirvesine tırmanan ilk kadın dağcı olma unvanını kazandı.1975 – Japanska Junko Tabei blir den första kvinnan som når toppen av världens högsta berg Mount Everest.
Film, ikisini de aynı anda zirveye taşımışdı.Båda filmerna spelades in samtidigt.
Telugu dili zirvesini Krişnadevaraya döneminde gördü.Det var det språk han förmodligen lärt sig i barndomens Silbojokk.
Yetersiz haritalamalar nedeniyle, ilk zirveya çıkmaya çalışan ekip dağın yerini bulamamıştır.Detta ledde till att de första som försökte bestiga berget över huvud taget inte kunde finna det.
Gücünün zirvesinde, yüzlerce aktif üyeye sahipti.När rörelsen var som starkast hade den flera hundra aktiva medlemmar.
İki versiyonu da Billboard World Album Chart'te yayınlanmasından sonraki bir hafta zirveye yükseldi.De två versionerna toppade tillsammans Billboard World Albums Chart en vecka efter att de släpptes.
Hatta, zirve sonrası Arafat'ın kamuoyu desteği %39'dan %46'ya kadar arttı.Dagen därefter ökade hans stöd från 36 procent till 49 procent.
2008 zirvesinde Arnavutluk ve Hırvatistan resmen NATO'ya davet edildi.Under toppmötet i april 2008 inbjöds Kroatien och Albanien officiellt att gå med i Nato.
Alesia, bir tepenin zirvesinde, nehir vadileriyle çevrelenmiş, savunmaya elverişli bir kaleydi.Staden låg uppe på en bergskulle med flera naturliga klippor som var lätta att försvara.
Lassen Zirvesi ve etrafı kar, yağmur, dolu.Med nederbörd är avses regn, snö, hagel och underkylt regn.
Galatasaray Ligde başlangıcı çok iyi yapmasa da ilk yarının sonlarına doğru ligin zirvesini zorlamaya başladı.För Coronels del blev det heller inte bättre när de kom in i första kurvan.
Zirve sonunda Bakü Bildirgesi de yayınlandı.Dessutom togs fasadbelysningen bort.
Zirvesi vardır ve tek başına ya da birkaç küçük yükselti ile bir arada bulunabilir.De sitter ensamma, eller upp till 10 ihop på en kort sporre.
Ayrıca, zirveye teleferik ile çıkılabilir.Telegram kunde även ringas in på telefon till telegrafstationen.
Bu dönemde İspanya gücünün zirvesine ulaşmıştı.Från denna tid var den spanska riktningen förhärskande.