Bu patlamalar gaz bölgesinde yıldız oluşumunu sağlayan zincirleme reaksiyonları tetikler.Essas explosões provocam uma reação em cadeia de criação de estrelas que se espalha por toda a região gasosa.
Genellikle kaçmamaları için küreklere zincirlenirler.Os prisioneiros eram frequentemente acorrentados para evitar que escapassem.
Endonükleazlar bir polinükleotit zincirindeki fosfodiester bağını kesen enzimlerdir.Endonucleases são enzimas que clivam a ligação fosfodiéster dentro de uma cadeia polinucleotídica.
Tasarım gereği, bir blok zinciri, verilerin modifikasyonuna doğal olarak dirençlidir.Por design, os blockchains são inerentemente resistentes à modificação dos dados.
Gözaltında başına ağır darbeler aldı ve bir gün boyunca zincirlenerek hücreye kapatıldı.Ficaram esquecidos por todos e trancados no estúdio por uma semana.
Sürekli görev-emir-komuta zincirine odaklanıp, birer android konumuna getirilmişlerdir.Também é acionado pela voz e permite dar comandos para um telefone Android.
Alisiklik bileşikler bağlı bir veya daha fazla alifatik yan zincir içerebilir.Compostos alicíclicos podem ou não ter cadeias alifáticas laterais.
Her ikisinin de karbon zincirinin ortasında çift bağ vardır.Existe uma ligação dupla entre os dois carbonos.
Tedarik zincirini yönetiminde, zinciri oluşturan tüm fonksiyonlar bütünleşmiş olmalıdır.Por outro lado, necessita que todos os elos da cadeia participem.
Bilinen son kontrol noktalarından daha derinde blok zincirinin yeniden yapılandırılmasına izin verilmemiştir.Nenhuma reorganização de blockchain foi permitida mais profundamente que os últimos checkpoints conhecidos.
Ünlü kahve dükkânları zinciri Starbucks'un sahibidir.O disco foi distribuído exclusivamente nos estabelecimentos da conhecida cadeia de café Starbucks.
GNU araç zinciri, GNU Tasarısı tarafından üretilen geniş bir programlama araçları yığınıdır.O conjunto de ferramentas GNU é um termo dado às ferramentas de programação produzidas pelo Projecto GNU.
Biz, gerçekdışı zincirlerle gerçekten bağlanmışız.O conceito está relacionado às cadeias tróficas.
Blok süresi, ağın blok zincirinde bir ilave blok üretmesi için geçen ortalama süredir.O tempo de bloqueio é o tempo médio que leva para a rede gerar um bloco extra no blockchain.
Bu analiz, Monte Carlo Markov zinciri (MCMC) yöntemi kullanılarak da uygulanabilir.Cada uma dessas repetições é dita um passo Monte Carlo (MC).
Bu terim üretim ve Tedarik Zinciri Yönetiminde kullanılır.Esses aspectos levam a pesquisa mais aprofundada em Produção e Gestão da Cadeia de Suprimentos.
Böylece Avatar zinciri başlamış olur.Começa então a série Angel.
Bütün üreticiler, tedarik zincirindeki müşterilerinin taleplerinin tam olarak karşılanma gereksinimi duyarlar.Todos os bens dos envolvidos devem ir a leilão.
Cemil ruhunu şeytana sattıktan sonra komik olaylar zinciri başlar.Após a morte de Merswin, a reputação da confraria junto à Igreja começou a se deteriorar.
Bu tür göç olayına ise “Zincirleme Göç” denir.Este tipo de bomba é por isso chamada "crosta de pão".
Firavun Musa'nın zincire vurulup zindana atılmasına emir verir.Zij bezetten Naissus (Niš) en maakte zich meester van Neder-Moesië.
Bu yüzden polimer tesadüfi rastgele hareket ve ideal zincir ile tarif edilebilir.Het polymeer kan daarom beschreven worden door een eenvoudige toevalsbeweging en de ideale keten.
Polimer zincir modelleri iki tipe ayrılır: “ideal” modeller ve “gerçek” modeller.De modellen van polymeerketens worden verdeeld in twee typen: "ideale" modellen en "echte" modellen.
Martinelli, Panama'nın Super 99 adlı süpermarket zincirinin yönetim kurulu başkanıdır.Martinelli is voorzitter van de raad van bestuur van de supermarktketen Super 99.
Thomas bir eşeğin üzerinde zincirlenmiş olarak Mihail'e teslim edildi.Thomas wordt gevangengenomen en op een ezel aan Michaël uitgeleverd.
Bu sırada Leia da Jabba'yı zincirle boğarak öldürür.Leia vermoordt Jabba met haar eigen ketting.
Biz, gerçekdışı zincirlerle gerçekten bağlanmışız.De basementen zijn door kettingen aan elkaar verbonden.
Joe Fox, Fox Books (Fox Kitapları) adında büyük kitapçı dükkânları zincirine sahip Fox ailesinin bir üyesidir.Joe Fox (Tom Hanks) runt daarentegen het bedrijf van zijn familie, een grote winkelketen genaamd 'Fox Books'.
Tek bir polimer zincirinin istatistiği çözücüye bağlıdır.De wiskundige eigenschappen van een enkele polymeerketen hangt van het oplosmiddel af.
İdeal zincir modelleri zincir monomerleri arasında hiçbir etkileşim olmadığını varsayar.Ideale ketenmodellen gaan ervan uit dat er geen interacties zijn tussen de monomeren in de keten.
Nişanın yıldızı ve zinciri kılıçlı ve kılıçsız oluyor.De ster wordt met of zonder zwaarden toegekend.
C&A, Hollandalı uluslararası bir giyim perakende zinciri.V&D was een Nederlandse keten van warenhuizen.
Boynunda zincirli bir halka takılı idi.Een Grote Keten werd om de hals gedragen.
Nedenler zincirini başlatan varlıktır.In het eerste geval bestaat er een noodzakelijk wezen aan het begin van de keten dat de oorzaak ervan is.
Zincir sanki ideal zincirmiş gibi hareket eder.Deze ketting loopt in de vorm van een kettinglijn.
Tedarik zincirleri, değer zincirlerine bağ vardır.De schakels zijn met gouden kettinkjes verbonden.
Yakın incelemeler bu gökadaları birbirlerine bağlayan birçok loş ışık zincirlerini ortaya koymaktadır.Een teveel aan (gebonden) chloor (zie verder) kan echter irritaties aan de slijmvliezen (ogen) veroorzaken.
Erkekler kırmızı-beyaz kurdele veya bir zincir ile bu nişanı takmaktaydı.Men droeg dit kleinood aan een rood met wit lint of een keten.
Zincir gömlek (diğer adıyla gömlek zırh veya hauberk) örme zincirden yapılmış bir gömlektir.Onder de jas werd een broek gedragen (gewatteerd, gemaakt van vissenhuid of stof).
Motorun gücü arka dingile bir zincir tarafından ulaştırılır.De kracht werd naar het achterwiel overgebracht via kettingaandrijving.
Laboratuvarda DNA polimerazlar çoğu zaman polimeraz zincir reaksiyonu için kullanılırlar.In het laboratorium wordt DNA-polymerase gebruikt om in een polymerase-kettingreactie het DNA te vermeerderen.
Macy's, Amerikalı departmanlı mağaza zinciri.Macy's is een Amerikaanse warenhuisketen.
Caribou Coffee, bir Amerikan kahve şirketi ve kahvehane zinciridir.Denny's is een Amerikaanse koffiebar en familierestaurantketen.
Joker onu zorla zincirler.De derailleur houdt de ketting op spanning.
BILLA (Almanca telaffuz: ), Avusturya merkezli bir Avrupa süpermarket zinciridir.Merkur (supermarktketen), Een belangrijke supermarktketen in Oostenrijk.
Ayrıca, Stuff by Hilary Duff adlı bir giyim mağazası zinciri ve With Love...Hij heeft ook in de reclame van Hilary Duffs geurtje With Love...
İlk zamanlarında zincir Rusya ile İsveç - Norveç Birliği arasından geçmekte idi.Dit ondanks de Unie tussen Zweden en Noorwegen destijds.
Fenena ve Yahudilerin zincirler altına ölüme götürüldüklerini görür.Het komt voor dat synagogen en joodse graven worden beklad.
Andromeda bir kayaya zincirle bağlanır ve canavarın gelişini bekler.Jerom heeft intussen de inktvis verslagen en ziet dat het beest aan een ketting ligt.
Zincirin sonunda metin kısmı kaydedilir.In het laatste gedeelte van de rit is overdekt.
Her ikisinin de karbon zincirinin ortasında çift bağ vardır.Het heeft twee dubbele bindingen in de lange koolstofketen.
Polisler olası kazaları önlemek için kar zinciri kontrolü yapıyorlardı.De compagnie had controleposten ingericht om sluikhandel te voorkomen.
Askeriyede yer alan emir zinciri, üstler tarafından verilen "yasal" emirlerin yerine getirilmesini hükmeder.C-Note zit in het leger en "regelt" weleens wat voor zijn leidinggevende.
Bunun yaklaşık 6 tonunu çelik zincirler oluşturmaktadır.Het is gemaakt van zevenduizend stukjes aluminium.
Büyük mağaza zincirlerinin gelişiyle, küçük parfümeri dükkânlarının bazı çalışanları işlerini kaybettiler.Door de komst van grote winkelketens, hebben sommige medewerkers van kleine drogisterijen hun baan verloren.
Firavun Musa'nın zincire vurulup zindana atılmasına emir verir.Mojżesz rozmawia z faraonem prawie zawsze w obecności Aarona.
Bunların yüz tanesi 110 dirhem olup, kenarı zincirli ve dâiresinin etrafı nakışlı idi.Te znowu dzieliły się na setki, a setki na kurenie (kurzenie), czyli rzędy.
Sonuç olarak, insan kontrolündeki ilk zincir reaksiyonu 2 Aralık 1942’de gerçekleşti.Pierwsza kontrolowana reakcja łańcuchowa została w nim zapoczątkowana 2 grudnia 1942.
Biz, gerçekdışı zincirlerle gerçekten bağlanmışız.Słupy połączone były łańcuchami.
Almanya'da mağazalar zinciri bulunan, Yahudi ve Siyonist olan Salman Schocken 1937'de gazeteyi satın almıştır.Salman Schocken, zamożny działacz syjonistyczny z Niemiec, kupił gazetę w 1937.