zil ile cümle
zil kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Ýţe bile çýkmýyorlardý zilliler. Bu kapýdan çýkarsa, kaçýrýrýz diye.They weren't even going to work not lose him in case he leaves his room
Bu ön kapı zili çaldı, bundan sonra yaklaşık bir saat olmalıdır.It must have been about an hour after this that the front-door bell rang.
Bazen kulaklarım zil.Sometimes my ears ring.
Onlar bile uyku, ve kulaklarında zil tutmak.They keep sleeping, and even their ears ring.
(Zil çalması)[bell rings]
(Sürekli zil çalması)[bell rings continuously]
Ben zili çaldı ve eski parçası benim olmuştu odasına gösterildi kendi.I rang the bell and was shown up to the chamber which had formerly been in part my own.
"Bazı soğuk sığır eti ve bir bardak bira," dedi, çan zil yanıtladı."Some cold beef and a glass of beer," he answered, ringing the bell.
Sonra zili çaldı ve umduğu gibi, asistan yanıtladı.Then I rang the bell, and, as I hoped, the assistant answered it.
Gerçekten sadece basınç sensörü aynı kapı zilinde olanlar gibi.It's really just a pressure sensor like the kind that's in a doorbell.
Tamam, dinle, zil çaldý ve artýk deđiţiklik zamaný.Okay, listen, its ding-ding, all change around here.
Zili çaldýk ama açan olmadý.Weve had no response to the ringing of the doorbell.
Mesela, ilk olarak, ses var ; bir zilin varSo, first of all, you had sound.
(Telefon zili).
Annen de zil takýp oynasýn!Your mom jumps for joy!
Ama bu ilk dođum günü. (Zil sesi)But this is the first birtday of her.
(Telefon zili) (Kerem) Baba, içeride misin?. Dad are you there?
(Telefon zili) (Telefon zili) (Kerem) Baba!. .
Bu durumu ilk farkeden ve alarm zillerini çalan ilk kişidir.He's the one who first identified this condition and raised the alarm bells.
Biraz daha ileri gidip bu zili ekleyerek bir gürültü makinası yapabilirsiniz.Add this buzzer for some extra punch and you've created a noise machine.
[Telefon zil; bip sesi][Phone ringing; beeping]
Zili bir daha çaldı.He rings the bell again.
(Daktilo sesleri) (Daktilo zili)(Typing noises) (Typewriter bell)
Shi Zilun benim en iyi öğrencimdi benden çok şey öğrenmiştiHe has learned 70%% of my skills
Tüm gece kapı ziline bastım durdum... ...ve seni yüz kez aradım.I rang the doorbell all night. And called you a hundred times.
Köpeklere bir miktar yiyecek gösterip aynı anda bir zil çaldı.He showed dogs some food and rang a bell at the same time.
Bir süre sonra, köpekler zil ile yiyeceği ilişkilendirmeye başlayacaklardı.After a while, the dogs would associate the bell with the food.
Zili duyduklarında, besleneceklerini öğreneceklerdi.They would learn that when they heard the bell, they would get fed.
Neticede, sadece zili çalmak bile köpeklerin salya akıtmasını sağladı.Eventually, just ringing the bell made the dogs salivate.
Zilin sesiyle yemek beklemeyi öğrendiler.They learned to expect food at the sound of a bell.
Watson'ın robotsu bir parmağı vardı ve zile basıyordu.It had a robot thumb that was clicking on the buzzer.
Burada gördüğümüz zil sesi korsanlığının sinsi kaybı.What we're looking at here is the insidious cost of ringtone piracy.
Çoğu insan için uyan zilinin bir hastalık biçiminde geldiğini sanıyorum.And I think for many people, that wake-up call takes the form of an illness.
[Ringo bagetlerle ve ara ara gelen zillerle zamanı veriyor.][Ringo keeps time with drumsticks & occasional cymbal.]
[Yumuşak zil sesi tekrar geliyor.][Soft cymbal sound comes in again.]
Bu noktada, kapı zili çaldı.Mr. Wooster has just returned," I heard him say.
Zili çaldım ve Restoratif emretti.I rang the bell and ordered restoratives.
Ben sadece benim telefon zili çaldı o gece uykuya vardı.I had just got off to sleep that night when my telephone-bell rang.
Senin eline silah değil zil vermek lazımmış.You ought to be holding a rattle for children, not a gun.
Bu durumda, bende birkaç zil çaldý.So then, a couple bells went off.
Kapı zili çaldı, karakterim gibi giyinmiş şeker ya da şaka diyen bir çocuk geldi.The doorbell rang and it was a trick-or-treater dressed as my character.
"Ziller" bu tarafta, ben böyle tanımlıyorum.The "bells" on the side, I use to call it.
Bu tip iddialar her zaman sizde alarm zilleri çaldırmalı.That should always ring alarm bells.
Ama hayat çalan ziller ve salyadan ibaret değildir.But life is not just bell rings and salivation.
[Zil sesi]Well now people do that in a more - (Loud ringing sound)
Eve zil-zurna sarhoþ geldi!Came home dead drunk!
Bu nedenle genelde kapı ziline aldırmam, ama o gün cevap veresim tuttu.So normally, I just ignore the doorbell, but on this day, I answered.
(Nokia zil sesi) Bu, dünyada en çok çalan melodi bugün.(Nokia ringtone) This is the most-played tune in the world today.
Kapıda bir zil olduğunu görmüyor musun?Don't you see there's a bell on the door?
Lavan cariyesi Zilpayı kızı Leanın hizmetine verdi.Laban gave Zilpah his handmaid to his daughter Leah for a handmaid.
Zilpa Yakupa bir erkek çocuk doğurdu.Zilpah, Leah's handmaid, bore Jacob a son.
Leanın cariyesi Zilpa Yakupa ikinci bir oğul doğurdu.Zilpah, Leah's handmaid, bore Jacob a second son.
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;So the singers, Heman, Asaph, and Ethan, were given cymbals of brass to sound aloud;
Zillerle Ona övgüler sunun! Çınlayan zillerle Ona övgüler sunun!Praise him with loud cymbals! Praise him with resounding cymbals!
Lea artık doğum yapamadığını görünce, cariyesi Zilpayı Yakupa eş olarak verdi.When Leah saw that she had left bearing, she took Zilpah her maid, and gave her Jacob to wife.
Gözleri düşük olarak yüzlerini bir zillet kaplar.Lowered will be their eyes, disgrace overwhelming them.
Gözleri 'zillet ve dehşetten düşmüş olarak', sanki 'yayılan' çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar.They will come out of the graves with downcast eyes like an expanding swarm of locusts.
Gözleri 'korkudan ve dehşetten düşük', kendilerini de zillet sarıp-kuşatmış.Lowered will be their eyes, disgrace overwhelming them.
Gözler zillet içinde düşecek.Eyes be lowered in submission.
O gün, öyle yüzler vardır ki, 'zillet içinde aşağılanmıştır.'Many faces will be contrite on that day,