zil ile cümle
zil kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Çoğu insan için uyan zilinin bir hastalık biçiminde geldiğini sanıyorum.En ik denk dat voor vele mensen, die openbaring de vorm van een ziekte aanneemt.
Çoğu insan için uyan zilinin bir hastalık biçiminde geldiğini sanıyorum.E penso che per molte persone questa illuminazione prenda la forma di una malattia.
Çoğu insan için uyan zilinin bir hastalık biçiminde geldiğini sanıyorum.És azt hiszem ez az ébresztő telefonhívás sokaknál egy betegség formáját ölti.
Çoğu insan için uyan zilinin bir hastalık biçiminde geldiğini sanıyorum.Et je pense que pour beaucoup de gens, cette alarme prend la forme d'une maladie.
Çoğu insan için uyan zilinin bir hastalık biçiminde geldiğini sanıyorum.그리고 그 알람은 사람들에게 어떤 질병의 형태로 많이 오는 것 같습니다.
Çoğu insan için uyan zilinin bir hastalık biçiminde geldiğini sanıyorum.Myślę, że dla wielu osób ten alarm odzywa się w postaci choroby.
Çoğu insan için uyan zilinin bir hastalık biçiminde geldiğini sanıyorum.Og jeg tror at for mange mennesker, at den brate opvågning viser sig i form af en sygdom.
Çoğu insan için uyan zilinin bir hastalık biçiminde geldiğini sanıyorum.Si cred ca pentru multi oameni, semnalul de alarma ia forma unei boli.
Çoğu insan için uyan zilinin bir hastalık biçiminde geldiğini sanıyorum.U mnohých ľudí má toto varovanie podobu choroby.
Çoğu insan için uyan zilinin bir hastalık biçiminde geldiğini sanıyorum.Und ich glaube, für viele Menschen kommt diese Warnung in Form einer Krankheit.
Çoğu insan için uyan zilinin bir hastalık biçiminde geldiğini sanıyorum.Y creo que para mucha gente, esta advertencia toma forma de enfermedad.
Çoğu insan için uyan zilinin bir hastalık biçiminde geldiğini sanıyorum.Žijeme rychlý život, namísto dobrého života. A já myslím, že ten "budíček" má u mnohých lidí formu nemoci.
Çoğu insan için uyan zilinin bir hastalık biçiminde geldiğini sanıyorum.Και νομίζω ότι για πολλούς ανθρώπους, αυτή η κλήση αφύπνισης παίρνει την μορφή μιας ασθένειας.
Çoğu insan için uyan zilinin bir hastalık biçiminde geldiğini sanıyorum.И аз мисля за много хора, този звън за събуждане е под формата на някакво заболяване.
Çoğu insan için uyan zilinin bir hastalık biçiminde geldiğini sanıyorum.И я думаю, что для многих людей таким сигналом является болезнь в какой-либо форме.
Çoğu insan için uyan zilinin bir hastalık biçiminde geldiğini sanıyorum.І, я думаю, для багатьох людей цим попередженням стає хвороба.
Çoğu insan için uyan zilinin bir hastalık biçiminde geldiğini sanıyorum.ואני חושב שעבור הרבה אנשים, קריאת ההשכמה הזו מגיעה בצורת מחלה.
Çoğu insan için uyan zilinin bir hastalık biçiminde geldiğini sanıyorum.وأعتقد أن لكثير من الناس، هذا التنبيه يأتي على هيئة مرض.
Çoğu insan için uyan zilinin bir hastalık biçiminde geldiğini sanıyorum.病気として表面化します 燃え尽き症候群や
(Daktilo sesleri) (Daktilo zili)(Bruits de clavier) (Sonnerie de machine à écrire)
(Daktilo sesleri) (Daktilo zili)(Gépelés zaja) (Írógép csengés)
(Daktilo sesleri) (Daktilo zili)(타이핑 소리) (타자기의 벨소리)
(Daktilo sesleri) (Daktilo zili)(Ruidos de escribir) (Timbre de la máquina)
(Daktilo sesleri) (Daktilo zili)(Tiếng gõ chữ)
(Daktilo sesleri) (Daktilo zili)(Tippgeräusch) (Schreibmaschinenklingeln)
(Daktilo sesleri) (Daktilo zili)(Typegeluiden) (Bel van typemachine)
(Daktilo sesleri) (Daktilo zili)(Zgomot tastare) (Clopoțel maşină de scris)
(Daktilo sesleri) (Daktilo zili)(Звук друкарської машинки)(Друкарський дзвіночок)
(Daktilo sesleri) (Daktilo zili)(Звук печатной машинки) (Звонок машинки)
(Daktilo sesleri) (Daktilo zili)(Звуци от пишеща машина) (Звънец на машинописец)
(Daktilo sesleri) (Daktilo zili)((צלילי הדפסה)(צלצול פעמון של מכונת כתיבה)
Defalarca kez zil çalınmasını takibenAprès de nombreuses présentations de la cloche, suivies de la poudre de viande savoureuse,
Defalarca kez zil çalınmasını takiben종을 친 후에 맛있는 고기를
Defalarca kez zil çalınmasını takibenאחרי הרבה חזרות של הצלצול,
Defalarca kez zil çalınmasını takibenوبعد العديد من العروض من الجرس،
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;A speváci Héman, Azaf a Étan, s medenými cymbalmi, boli nato, aby dali čuť hudbu a spev.
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;A śpiewacy Heman, Asaf, i Etan na cymbałach miedzianych głośno grali.
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;Assim os cantores Hemã, Asafe e Etã se faziam ouvir com címbalos de bronze;
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;Cîntăreţii Heman, Asaf şi Etan aveau ţimbale de aramă, ca să sune din ele.
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;Denn Heman, Asaph und Ethan waren Sänger mit ehernen Zimbeln, hell zu klingen;
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;Éneklõk: Hémán, Asáf és Etán, réz czimbalmokkal, hogy zengedezzenek;
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;I cantori Eman, Asaf ed Etan usavano cembali di bronzo per il loro suono squillante
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;in sicer pevce, Hemana, Asafa in Etana, da glasno godejo na medene cimbale;
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;Ja veisaajista oli Heemanin, Aasafin ja Eetanin soitettava vaskikymbaaleilla,
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;노래하는 자 헤만과 아삽과 에단은 놋제금을 크게 치는 자요
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;Les chantres Héman, Asaph et Éthan avaient des cymbales d`airain, pour les faire retentir.
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;Los músicos Hemán, Asaf y Eitán hacían sonar címbalos de bronce
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;Nebo zpěváci Héman, Azaf a Etan hrali hlasitě na cymbálích měděných,
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;Những người hát xướng, là Hê-man, A-sáp, và Ê-than, dùng những chập chỏa đồng, đặng vang dầy lên;
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;Những người hát_xướng , là Hê-man , A-sáp , và Ê - than , dùng những chập chỏa đồng , đặng vang dầy lên ;
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;Och sångarna, Heman, Asaf och Etan, skulle slå kopparcymbaler.
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;Sangerne Heman, Asaf og Etan skulde slå på kobbercymbler;
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;Sangerne Heman, Asaf og Etan skulde spille på Kobbercymbler,
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;Ουτως οι ψαλτωδοι, Αιμαν, Ασαφ και Εθαν, διωρισθησαν δια να ηχωσι με κυμβαλα χαλκινα
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;Еман, Асаф и Ефан играли громко на медных кимвалах,
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;Така певците Еман, Асаф и Етан се определиха да дрънкат с медни кимвали;
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;והמשררים הימן אסף ואיתן במצלתים נחשת להשמיע׃
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;والمغنون هيمان وآساف وايثان بصنوج نحاس للتسميع.
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;這 樣 、 派 歌 唱 的 希 幔 、 亞 薩 、 以 探 、 敲 銅 鈸 、 大 發 響 聲
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;這樣 、 派 歌唱 的 希幔 、 亞薩 、 以 探 、 敲銅鈸 、 大 發響聲