O kadınların en güzel yüzü var ve zihnin en kararlı erkekler.男性。 私は別の女性と結婚すべきではなく、彼女ではないのとへの長さはありません
Öklit'in Elementler kitabını, başucu kitabı yapmıştı; zihnini formda tutabilmek için.마음이 흐트러지지 않게 하기 위해 "원론"이라는 유클리드의 기하학 책을 책장 한 곳에 항상 두었습니다.
Öklit'in Elementler kitabını, başucu kitabı yapmıştı; zihnini formda tutabilmek için.נהג לשמור עותק של הספר "יסודות" של אוקלידס על השידה לצד מיטתו כדי לשמור על חדות שכלו.
Öklit'in Elementler kitabını, başucu kitabı yapmıştı; zihnini formda tutabilmek için.اعتاد ان يحتفظ بنسخة لكتابات اقليدس في الطاولة الخلفية ! ليحافظ على مرونة عقله (نباهته)
O konular üzerine dönüyor sanki "Bu böyle büyük bir yalnız yer," dedi, yavaş yavaş dedi zihninde."Das ist so eine große einsamen Ort", sagte sie langsam, als ob sie drehen würden Fragen über in ihrem Kopf.
O konular üzerine dönüyor sanki "Bu böyle büyük bir yalnız yer," dedi, yavaş yavaş dedi zihninde."Đây là một nơi cô đơn lớn", cô nói chậm rãi, như thể cô đã được chuyển sang các vấn đề trên trong tâm trí cô.
O konular üzerine dönüyor sanki "Bu böyle büyük bir yalnız yer," dedi, yavaş yavaş dedi zihninde."Detta är en så stor enslig plats", sade hon långsamt, som om hon vände frågor över i hennes sinne.
O konular üzerine dönüyor sanki "Bu böyle büyük bir yalnız yer," dedi, yavaş yavaş dedi zihninde."Dette er sådan et stort ensomt sted," sagde hun langsomt, som om hun drejede anliggender over i hendes sind.
O konular üzerine dönüyor sanki "Bu böyle büyük bir yalnız yer," dedi, yavaş yavaş dedi zihninde."Dit is zo'n grote eenzame plek," zei ze langzaam, alsof ze draaiden zaken met betrekking tot in haar geest.
O konular üzerine dönüyor sanki "Bu böyle büyük bir yalnız yer," dedi, yavaş yavaş dedi zihninde."Este es un lugar solitario grande", dijo lentamente, como si estuviera girando sobre los asuntos en su mente.
O konular üzerine dönüyor sanki "Bu böyle büyük bir yalnız yer," dedi, yavaş yavaş dedi zihninde."Ez olyan nagy magányos helyre," mondta lassan, mintha fordult a dolgokat az elméjében.
O konular üzerine dönüyor sanki "Bu böyle büyük bir yalnız yer," dedi, yavaş yavaş dedi zihninde.그녀가 문제를 뒤집는 것처럼 "이것은 그렇게 큰 외로운 장소가되어,"그녀는 천천히 말했다
O konular üzerine dönüyor sanki "Bu böyle büyük bir yalnız yer," dedi, yavaş yavaş dedi zihninde."To jest taki wielki miejsce pustynne," powiedziała powoli, jak gdyby była zwrotnym sprawach, w w jej umyśle.
O konular üzerine dönüyor sanki "Bu böyle büyük bir yalnız yer," dedi, yavaş yavaş dedi zihninde."To je tako velik samoten kraj," je rekla počasi, kot da bi obračali zadevami v mislih.
O konular üzerine dönüyor sanki "Bu böyle büyük bir yalnız yer," dedi, yavaş yavaş dedi zihninde."To je tak veľký osamelé miesto," povedala pomaly, ako by sa obrátil na otázky v jej mysli.
O konular üzerine dönüyor sanki "Bu böyle büyük bir yalnız yer," dedi, yavaş yavaş dedi zihninde."To je tak velký osamělé místo," řekla pomalu, jako by se obrátil na otázky v její mysli.
O konular üzerine dönüyor sanki "Bu böyle büyük bir yalnız yer," dedi, yavaş yavaş dedi zihninde."Αυτό είναι μια τέτοια μεγάλη μοναξιά", είπε αργά, σαν να ήταν στροφή θέματα, των στο μυαλό της.
O konular üzerine dönüyor sanki "Bu böyle büyük bir yalnız yer," dedi, yavaş yavaş dedi zihninde."Това е толкова голям самотно място," каза тя бавно, като, ако тя се обръщат въпроси, над в ума си.
O konular üzerine dönüyor sanki "Bu böyle büyük bir yalnız yer," dedi, yavaş yavaş dedi zihninde."זה מקום כזה בדידות גדולה," אמרה לאט, כאילו היא מפנה את הדברים
O konular üzerine dönüyor sanki "Bu böyle büyük bir yalnız yer," dedi, yavaş yavaş dedi zihninde."هذا هو مثل هذا المكان الكبير وحيدا" ، وقالت ببطء ، كما لو كانت الأمور أكثر من تحول
O konular üzerine dönüyor sanki "Bu böyle büyük bir yalnız yer," dedi, yavaş yavaş dedi zihninde.彼女の心インチ"家は孤独であり、そして公園があります
Ölen dostlarımın zihnimdeki sesleri... yanıbaşımda ölen arakadaşım Lual gibi... çoğu açlıktan öldü.Des voix, dans mon esprit, d'amis égorgés. Des amis comme Lual morts à mes côtés de faim.
Ölen dostlarımın zihnimdeki sesleri... yanıbaşımda ölen arakadaşım Lual gibi... çoğu açlıktan öldü.죽임을 당하는 친구의 목소리가 내 머리 속에 울려 퍼진다. 내 곁에서 친구 루알은 죽었다. 굶주림으로.
Ölen dostlarımın zihnimdeki sesleri... yanıbaşımda ölen arakadaşım Lual gibi... çoğu açlıktan öldü.Sok embert láttam meghalni mint legyeket. De nem láttam olyan halott ellenséget, amelyiket én öltem volna meg.
Ölen dostlarımın zihnimdeki sesleri... yanıbaşımda ölen arakadaşım Lual gibi... çoğu açlıktan öldü.Stemmen in mijn hoofd van vrienden die zijn gedood. Vrienden als Lual die stierf aan mijn zijde van de honger.
Ölen dostlarımın zihnimdeki sesleri... yanıbaşımda ölen arakadaşım Lual gibi... çoğu açlıktan öldü.Stimmen im Kopf, von Freunden die getötet Freunden wie Lual, die an meiner Seite starben, an Hunger.
Ölen dostlarımın zihnimdeki sesleri... yanıbaşımda ölen arakadaşım Lual gibi... çoğu açlıktan öldü.Voci în capul meu, ale prietenilor care au fost ucişi. Prieteni ca Lual care a murit lângă mine de foame.
Ölen dostlarımın zihnimdeki sesleri... yanıbaşımda ölen arakadaşım Lual gibi... çoğu açlıktan öldü.Voci nella mia testa, di amici caduti in guerra. Amici come Lual morto al mio fianco di fame.
Ölen dostlarımın zihnimdeki sesleri... yanıbaşımda ölen arakadaşım Lual gibi... çoğu açlıktan öldü.W mej głowie głosy przyjaciół, którzy zostali zabici. Przyjaciół jak Lual, który zginął u mego boku z głodu.
Ölen dostlarımın zihnimdeki sesleri... yanıbaşımda ölen arakadaşım Lual gibi... çoğu açlıktan öldü.В голове звучат голоса моих убитых друзей. Таких же, как Луал, который умер у меня на руках от голода.
Ölen dostlarımın zihnimdeki sesleri... yanıbaşımda ölen arakadaşım Lual gibi... çoğu açlıktan öldü.Гласове в мозъка ми, на избити приятели. Приятели като Луал, който умря до мен от глад.
Ölen dostlarımın zihnimdeki sesleri... yanıbaşımda ölen arakadaşım Lual gibi... çoğu açlıktan öldü.קולות בתוך מוחי, של חברי שנשחטו. חברים כמו לואל, שמת לצידי, שגווע ברעב.
Ölen dostlarımın zihnimdeki sesleri... yanıbaşımda ölen arakadaşım Lual gibi... çoğu açlıktan öldü.صوت من عقلي، لصديق كان مقتولاً. صديق مثل لوال الذي مات بجانبي، من الجوع.
Ölen dostlarımın zihnimdeki sesleri... yanıbaşımda ölen arakadaşım Lual gibi... çoğu açlıktan öldü.僕のそばで お腹をすかせて 友達が死んだ 火が燃え広がるジャングルや不毛の地で
onu kaybettiđini, kendi baţýna kaldýđýný... Zihninin dýţýnda.Einfach nur, dass du verloren hast, dass du neben dir stehst... neben deiner selbst.
onu kaybettiđini, kendi baţýna kaldýđýný... Zihninin dýţýnda./Po prostu się zagubiłe, /że jeste stale przy sobie... /lecz zdala od umysłu.
onu kaybettiđini, kendi baţýna kaldýđýný... Zihninin dýţýnda.Sólo eso que has perdido, que estás fuera de ti... fuera de tu mente.
onu kaybettiđini, kendi baţýna kaldýđýný... Zihninin dýţýnda.Ότι τάχασες, ότι είσαι εκτός εαυτού... χωρίς τα μυαλά σου.
"Orada dururken birdenbire zihnim aydınlandı, herşey yerine oturdu." demek istiyorlar.Chcą powiedzieć: "I tak sobie stałem, kiedy nagle wszystko w mojej głowie stało się jasne."
"Orada dururken birdenbire zihnim aydınlandı, herşey yerine oturdu." demek istiyorlar.Chcú povedať, "Tam som bol, stál som tam a zrazu som mal v hlave jasno."
"Orada dururken birdenbire zihnim aydınlandı, herşey yerine oturdu." demek istiyorlar.Chtěli by říci: "Jen tak jsem tam stál a najednou mi bylo všechno jasné."
"Orada dururken birdenbire zihnim aydınlandı, herşey yerine oturdu." demek istiyorlar.Desiderano dire, "Ero lì, in piedi, e all'improvviso tutto divenne chiaro nella mia mente".
"Orada dururken birdenbire zihnim aydınlandı, herşey yerine oturdu." demek istiyorlar.De vill säga, "Jag stod där, och helt plötsligt var alltihop glasklart i mitt sinne."
"Orada dururken birdenbire zihnim aydınlandı, herşey yerine oturdu." demek istiyorlar.Họ muốn nói là: "Tôi đó, tôi đang đứng ở đó và mọi thứ bỗng trở nên rõ ràng rành mạch."
"Orada dururken birdenbire zihnim aydınlandı, herşey yerine oturdu." demek istiyorlar.Ils veulent dire: "J'étais là, je me tenais là et tout à coup c'était très clair dans ma tête. "
"Orada dururken birdenbire zihnim aydınlandı, herşey yerine oturdu." demek istiyorlar.사람들은 "내가 저기 있었어. 저기 서 있었는데 갑자기 머리가 맑아지더니 풀리더라고."라고 말하고 싶어 합니다.
"Orada dururken birdenbire zihnim aydınlandı, herşey yerine oturdu." demek istiyorlar.Mereka ingin berkata, "Disana, saya berdiri disana dan tiba-tiba pikiran saya mendapatkan pencerahan."
"Orada dururken birdenbire zihnim aydınlandı, herşey yerine oturdu." demek istiyorlar.Sie möchten sagen: "Ich war da, ich stand da und ich hatte alles plötzlich ganz klar in meinem Kopf."
"Orada dururken birdenbire zihnim aydınlandı, herşey yerine oturdu." demek istiyorlar.Valami ilyet akarnak mondani: "Itt álltam éppen, és akkor hirtelen minden világos lett".
"Orada dururken birdenbire zihnim aydınlandı, herşey yerine oturdu." demek istiyorlar.Vor să spună: "Eram acolo, stăteam acolo şi mi-a venit dintr-o dată clar în minte."
"Orada dururken birdenbire zihnim aydınlandı, herşey yerine oturdu." demek istiyorlar.Ze willen zeggen: "Daar was ik, ik stond daar en ineens had ik het helder in mijn hoofd."
"Orada dururken birdenbire zihnim aydınlandı, herşey yerine oturdu." demek istiyorlar.Θέλουν να πουν, 'Ήμουν εκεί, καθόμουν εκεί και την είχα έτσι ξαφνικά ολοκάθαρη στο μυαλό μου.'
"Orada dururken birdenbire zihnim aydınlandı, herşey yerine oturdu." demek istiyorlar.Вони хочуть сказати, "Я був там, стояв ось тут, і раптом все миттєво прояснилося у мене в голові."
"Orada dururken birdenbire zihnim aydınlandı, herşey yerine oturdu." demek istiyorlar.Они хотят сказать, "Я был там, стоял вот здесь, и, вдруг, все мгновенно прояснилось в моей голове."
"Orada dururken birdenbire zihnim aydınlandı, herşey yerine oturdu." demek istiyorlar.Те обичат да казват: "Аз бях там, стоях там и изведнъж всичко беше ясно в главата ми."
"Orada dururken birdenbire zihnim aydınlandı, herşey yerine oturdu." demek istiyorlar.הם רוצים לומר, "הנה כאן הייתי, עמדתי כאן ופתאום הכל נהיה לי ברור בראש."
"Orada dururken birdenbire zihnim aydınlandı, herşey yerine oturdu." demek istiyorlar.يريدون أن يقولوا ، "كنت هناك ، كنت واقفا هناك وحصل أن أصبح كل شيء فجأة واضحا في رأسي. "
"Orada dururken birdenbire zihnim aydınlandı, herşey yerine oturdu." demek istiyorlar.と言いたいのです でも実際に 過去の記録を調べてみると
Oradan da zihnini merakla sağlam tutun almış bir konuyu tekrar dolaştım그때부터 그의 마음은 호기심 회사 잊혀지지 가진 주제에 다시 어슬렁
Oradan da zihnini merakla sağlam tutun almış bir konuyu tekrar dolaştım Onun hayal gücü.Därifrån hans sinne vandrade tillbaka till ett ämne som hade tagit ett nyfiket fast grepp av hans fantasi.