Sen ise, ‹Tanrı ne bilir?› diyorsun, ‹Zifiri karanlığın içinden yargılayabilir mi?Og du sier: Hvad vet Gud? Kan han vel dømme gjennem mørket?
Sen ise, ‹Tanrı ne bilir?› diyorsun, ‹Zifiri karanlığın içinden yargılayabilir mi?Protož pravíš: Jak by věděl Bůh silný? Skrze mrákotu-liž by soudil?
Sen ise, ‹Tanrı ne bilir?› diyorsun, ‹Zifiri karanlığın içinden yargılayabilir mi?Przetoż mówisz: A cóż wie Bóg? izaż przez chmury sądzić będzie?
Sen ise, ‹Tanrı ne bilir?› diyorsun, ‹Zifiri karanlığın içinden yargılayabilir mi?Sin embargo, tú dices: "¿Qué sabe Dios? ¿Podrá juzgar a través de la densa oscuridad
Sen ise, ‹Tanrı ne bilir?› diyorsun, ‹Zifiri karanlığın içinden yargılayabilir mi?Şi tu zici: ,Ce ştie Dumnezeu? Poate să judece El prin întunerecul de nori?
Sen ise, ‹Tanrı ne bilir?› diyorsun, ‹Zifiri karanlığın içinden yargılayabilir mi?Und du sprichst: "Was weiß Gott? Sollte er, was im Dunkeln ist, richten können?
Sen ise, ‹Tanrı ne bilir?› diyorsun, ‹Zifiri karanlığın içinden yargılayabilir mi?Και συ λεγεις, Τι γνωριζει ο Θεος; δυναται να κρινη δια του γνοφου;
Sen ise, ‹Tanrı ne bilir?› diyorsun, ‹Zifiri karanlığın içinden yargılayabilir mi?А ти казваш: Где ще знае Бог? През мрака ли може да съди?
Sen ise, ‹Tanrı ne bilir?› diyorsun, ‹Zifiri karanlığın içinden yargılayabilir mi?И ты говоришь: что знает Бог? может ли Он судить сквозь мрак?
Sen ise, ‹Tanrı ne bilir?› diyorsun, ‹Zifiri karanlığın içinden yargılayabilir mi?ואמרת מה ידע אל הבעד ערפל ישפוט׃
Sen ise, ‹Tanrı ne bilir?› diyorsun, ‹Zifiri karanlığın içinden yargılayabilir mi?فقلت كيف يعلم الله. هل من وراء الضباب يقضي.
Sen ise, ‹Tanrı ne bilir?› diyorsun, ‹Zifiri karanlığın içinden yargılayabilir mi?你 說 、 神 知 道 甚 麼 . 他 豈 能 看 透 幽 暗 施 行 審 判 呢
Sen ise, ‹Tanrı ne bilir?› diyorsun, ‹Zifiri karanlığın içinden yargılayabilir mi?你 說 、 神 知道 甚麼 . 他 豈能 看透 幽暗 施行 審判呢
Ve bu özellikleri onların zifiri karanlık ortamda yönlerini bulmalarını sağlar.Astfel ei se pot orienta în întuneric beznă.
Ve bu özellikleri onların zifiri karanlık ortamda yönlerini bulmalarını sağlar.Cela leur permet de s'orienter dans l'obscurité la plus totale.
Ve bu özellikleri onların zifiri karanlık ortamda yönlerini bulmalarını sağlar.Das ermöglicht ihnen die Orientierung in völliger Dunkelheit.
Ve bu özellikleri onların zifiri karanlık ortamda yönlerini bulmalarını sağlar.E isto permite-lhes orientarem-se na escuridão total.
Ve bu özellikleri onların zifiri karanlık ortamda yönlerini bulmalarını sağlar.E questo gli consente di orientarsi nell'oscurità totale.
Ve bu özellikleri onların zifiri karanlık ortamda yönlerini bulmalarını sağlar.Esto les permite orientarse en completa oscuridad.
Ve bu özellikleri onların zifiri karanlık ortamda yönlerini bulmalarını sağlar.Ez teszi képessé őket arra, hogy tájékozódjanak a teljes sötétségben.
Ve bu özellikleri onların zifiri karanlık ortamda yönlerini bulmalarını sağlar.그리고 이것은 완전한 어둠 속에서도 그들이 자신의 위치를 알 수 있도록 해줍니다.
Ve bu özellikleri onların zifiri karanlık ortamda yönlerini bulmalarını sağlar.Og dette gør dem i stand til at orientere sig i fuldstændig mørke.
Ve bu özellikleri onların zifiri karanlık ortamda yönlerini bulmalarını sağlar.Pozwala to na orientowanie się w ciemności.
Ve bu özellikleri onların zifiri karanlık ortamda yönlerini bulmalarını sağlar.Và điều này cho phép chúng hoàn toàn định hướng được trong bóng tối.
Ve bu özellikleri onların zifiri karanlık ortamda yönlerini bulmalarını sağlar.Zo kunnen ze zich oriënteren in volledige duisternis.
Ve bu özellikleri onların zifiri karanlık ortamda yönlerini bulmalarını sağlar.Αυτό τους επιτρέπει να προσανατολίζονται σε απόλυτο σκοτάδι.
Ve bu özellikleri onların zifiri karanlık ortamda yönlerini bulmalarını sağlar.Це дозволяє їм орієнтуватися в цілковитій темряві.
Ve bu özellikleri onların zifiri karanlık ortamda yönlerini bulmalarını sağlar.Это позволяет им ориентироваться в полной темноте.
Ve bu özellikleri onların zifiri karanlık ortamda yönlerini bulmalarını sağlar.וזה מאפשר להם להתמצא בחשיכה מוחלטת.
Ve bu özellikleri onların zifiri karanlık ortamda yönlerini bulmalarını sağlar.و يمكنهم هذا من التوجه فى الظلام الحالك.
Ve bu özellikleri onların zifiri karanlık ortamda yönlerini bulmalarını sağlar.たしかにコウモリの見た目は奇妙です 我々は人間であり
Zifiri karanlık çünkü güneş ışınları okyanusun ortalama derinliği olan 12.000 feet'e ulaşamaz.이곳은 완벽한 어둠인데 왜냐하면, 빛의 입자(광자)가 해양의 평균 깊이인 12000 피트까지 도달하지 못하기 때문입니다.
Zifiri karanlık çünkü güneş ışınları okyanusun ortalama derinliği olan 12.000 feet'e ulaşamaz.Benar-benar gelap di sana karena foton tidak dapat mencapai kedalaman rata-rata samudera sekitar 12.000 kaki.
Zifiri karanlık çünkü güneş ışınları okyanusun ortalama derinliği olan 12.000 feet'e ulaşamaz.Det är kolsvart eftersom- -fotoner inte kan nå havets snittdjup-
Zifiri karanlık çünkü güneş ışınları okyanusun ortalama derinliği olan 12.000 feet'e ulaşamaz.Este o beznă totală pentru că fotonii nu pot ajunge la adâncimea medie a oceanului, care este de 3.600m.
Zifiri karanlık çünkü güneş ışınları okyanusun ortalama derinliği olan 12.000 feet'e ulaşamaz.Het is pikkedonker, want fotonen kunnen de gemiddelde diepte van de oceaan niet bereiken, op 3,6 kilometer.
Zifiri karanlık çünkü güneş ışınları okyanusun ortalama derinliği olan 12.000 feet'e ulaşamaz.Je to tak, pretože fotóny sa nemôžu dostať až do priemernej hĺbky oceánu, ktorá je 3658 metrov.
Zifiri karanlık çünkü güneş ışınları okyanusun ortalama derinliği olan 12.000 feet'e ulaşamaz.Koromsötét, mert a fotonok nem tudnak lehatolni az óceán átlagmélységébe, ami 3600 méter.
Zifiri karanlık çünkü güneş ışınları okyanusun ortalama derinliği olan 12.000 feet'e ulaşamaz.Panują całkowite ciemności, bo fotony nie mogą dotrzeć na średnią głębokość oceanu, która wynosi 3400 m.
Zifiri karanlık çünkü güneş ışınları okyanusun ortalama derinliği olan 12.000 feet'e ulaşamaz.זה לגמרי חשוך מפני שפוטונים לא יכולים להגיע לעומק הממוצע של האוקיינוסים,
Zifiri karanlık çünkü güneş ışınları okyanusun ortalama derinliği olan 12.000 feet'e ulaşamaz.بالتأكيد الظلام الشديد لأن الفوتون (خلايا الضوء) لا تصل لمتوسط أعماق المحيطات
Zifiri karanlık çünkü güneş ışınları okyanusun ortalama derinliği olan 12.000 feet'e ulaşamaz.光子は約4000メートルという平均海底深度まで 達しないのです 地溝帯は約3000メートルあります
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››do zeme hustej tmy jako mrak tône smrti, kde nieto nijakého poriadku, ta, kde je svetlosť ako mrak.
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››Do ziemi ciemnej, jako chmura, i do cienia śmierci, gdzie niemasz przemiany, jedno sama gęsta ciemność.
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››ins Land da es stockfinster ist und da keine Ordnung ist, und wenn's hell wird, so ist es wie Finsternis.
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››이 땅은 어두워서 흑암 같고 죽음의 그늘이 져서 아무 구별이 없고 광명도 흑암 같으니이다
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››Landet med bælgmørkt Mulm, med Mørke og uden Orden, hvor Lyset selv er som Mørket."
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››maahan, jonka pimeys on synkkä pilkkopimeä ja sekasorto ja jossa valkeneminenkin on pimeyttä."
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››negeri yang kelam, penuh bayangan dan kekacauan, di mana terang serupa dengan kegelapan.
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››terra di caligine e di disordine, dove la luce è come le tenebre
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››tierra lóbrega como la oscuridad, de densas tinieblas y desorden, donde lo que brilla es como oscuridad
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››v deželo temnejšo od mraka, kjer je le senca smrti in nered, kjer noč najbolj črna se šteje za svetlost.
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››γην γνοφεραν, ως το σκοτος της σκιας του θανατου, οπου ταξις δεν ειναι, και το φως ειναι ως το σκοτος.
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››в страну мрака, каков есть мрак тени смертной, где нет устройства, где темно, как самая тьма.
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››Земя, мрачна като самата тъмнина, Земя на мрачна сянка и без никакъв ред, Дето виделото е като тъмнина.
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››ארץ עפתה כמו אפל צלמות ולא סדרים ותפע כמו אפל׃
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››ارض ظلام مثل دجى ظل الموت وبلا ترتيب واشراقها كالدجى
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››那 地 甚 是 幽 暗 、 是 死 蔭 混 沌 之 地 . 那 裡 的 光 好 像 幽 暗
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››那 地 甚 是 幽暗 、 是 死 蔭 混沌 之地 . 那裡 的 光 好像 幽暗
Zifiri karanlıkta yürümüştür.Ele pisgou-se no meio desta escuridão.