Az ekmek ve zeytinyağı yeterli olacaktır.خبز القمح وزيت الزيتون سيكون كافي
Az ekmek ve zeytinyağı yeterli olacaktır.玉子の黄身と
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.(91:11) а мой рог Ты возносишь, как рог единорога, и я умащен свежимелеем;
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.(92:11) Et tu me donnes la force du buffle; Je suis arrosé avec une huile fraîche.
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.Aber mein Horn wird erhöht werden wie eines Einhorns, und ich werde gesalbt mit frischem Öl.
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.Dar mie, Tu-mi dai puterea bivolului, şi m'ai stropit cu untdelemn proaspăt.
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.Du har løftet mit Horn som Vildoksens, kvæget mig med den friskeste Olie;
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.Ecco, i tuoi nemici, o Signore, ecco, i tuoi nemici periranno, saranno dispersi tutti i malfattori
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.Engkau membuat aku sekuat banteng liar, dan memberkati aku dengan kebahagiaan
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.For se, dine fiender, Herre, for se, dine fiender forgår; alle de som gjør urett, blir adspredt.
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.Kijk, HERE, Uw vijanden zullen vernietigd worden. Alle zondaars zullen worden verspreid over de aarde.
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.그러나 주께서 내 뿔을 들소의 뿔같이 높이셨으며 내게 신선한 기름으로 부으셨나이다
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.Mas tens exaltado o meu poder, como o do boi selvagem; fui ungido com óleo fresco.
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.Nhưng Chúa làm cho sừng tôi ngước cao lên như sừng con bò tót; Tôi được xức bằng dầu mới.
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.Nhưng_Chúa làm cho sừng tôi ngước cao lên như sừng con bò_tót ; Tôi được xức bằng dầu mới .
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.Pero tú enaltecerás mi poder como el de un toro salvaje, y sobre mí verterás aceite fresco
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.Rog moj pa povzdigneš kakor samorogov, maziljen bodem s presnim oljem.
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.rt ímé, a te ellenségeid elvesznek, [és ]elszélednek mind a hamisság cselekedõk!
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.Ty se, dina fiender, HERRE, se, dina fiender förgås, alla ogärningsmännen bliva förströdda.
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.Αλλα συ θελεις υψωσει ως του μονοκερωτος το κερας μου εγω θελω χρισθη με νεον ελαιον
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.Но моя рог Ти ще въздигнеш като рог на дивия вол; Аз ще бъда помазан с прясно миро;
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.ותרם כראים קרני בלתי בשמן רענן׃
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.وتنصب مثل البقر الوحشي قرني. تدهنت بزيت طري.
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.你 卻 高 舉 了 我 的 角 、 如 野 牛 的 角 . 我 是 被 新 油 膏 了 的
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.你 卻高舉 了 我 的 角 、 如 野牛 的 角 . 我 是 被 新 油膏 了 的
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.Có bửu vật và dầu trong nhà người khôn ngoan; Nhưng kẻ ngu muội nuốt nó đi.
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.Có bửu vật và dầu trong nhà người khôn_ngoan ; Nhưng kẻ ngu_muội nuốt nó đi .
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.Comori de preţ şi untdedelemn sînt în locuinţa celui înţelept, dar omul fără minte le risipeşte. -
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.De précieux trésors et de l`huile sont dans la demeure du sage; Mais l`homme insensé les engloutit.
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.Dyrbara skatter och salvor har den vise i sin boning, men en dåraktig människa förslösar sitt gods.
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.Há tesouro precioso e azeite na casa do sábio; mas o homem insensato os devora.
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.I den vises Bolig er kostelig Skat og Olie, en Tåbe af et Menneske øder det.
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.Im Hause des Weisen ist ein lieblicher Schatz und Öl; aber ein Narr verschlemmt es.
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.Kalliita aarteita ja öljyä on viisaan majassa, mutta tyhmä ihminen syö suuhunsa sellaiset.
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.Kivánatos kincs és kenet van a bölcsnek házában; a bolond ember pedig eltékozolja azt.
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.지혜있는 자의 집에는 귀한 보배와 기름이 있으나 미련한 자는 이것을 다 삼켜버리느니라
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.Kostelige skatter og olje er det i den vises hus, men dåren gjør ende på det.
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.Orang bijaksana tetap makmur dan kaya; tetapi orang bodoh memboroskan hartanya
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.Poklad žádostivý a olej jest v příbytku moudrého, bláznivý pak člověk zžírá jej.
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.Skarb pożądany i olej są w przybytku mądrego; ale głupi człowiek pożera go.
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.Tesori preziosi e profumi sono nella dimora del saggio, ma lo stolto dilapida tutto
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.Tesoro precioso y aceite hay en la morada del sabio, pero el hombre necio lo disipará
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.Vzácny poklad a olej je v príbytku múdreho; ale človek blázon ho pohlcuje.
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.Zaklad predrag in mazilo je v modrega prebivališču, človek bedak pa ga pogoltne.
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.Θησαυρος πολυτιμος και μυρα ευρισκονται εν τω οικω του σοφου ο δε αφρων ανθρωπος καταδαπανα αυτα.
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.Вожделенное сокровище и тук – в доме мудрого; а глупый человекрасточает их.
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.Скъпоценно съкровище и масло се намират в жилището на мъдрия, А безумният човек ги поглъща.
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.אוצר נחמד ושמן בנוה חכם וכסיל אדם יבלענו׃
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.كنز مشتهى وزيت في بيت الحكيم اما الرجل الجاهل فيتلفه.
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.智 慧 人 家 中 積 蓄 寶 物 膏 油 . 愚 昧 人 隨 得 來 隨 吞 下
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.智慧人 家中 積蓄寶物 膏油 . 愚昧 人 隨得來隨 吞下
boğayla birlikte tahıl sunusu olarak yarım hin zeytinyağıyla yoğrulmuş onda üç efa ince un sun.thì_phải dâng chung với con bò tơ một của lễ chay bằng ba phần mười ê - pha bột lọc nhồi với nửa hin dầu ,
boğayla birlikte tahıl sunusu olarak yarım hin zeytinyağıyla yoğrulmuş onda üç efa ince un sun.harus dipersembahkan juga tiga kilogram tepung dicampur dengan dua liter minyak zaitun untuk kurban sajian
boğayla birlikte tahıl sunusu olarak yarım hin zeytinyağıyla yoğrulmuş onda üç efa ince un sun.소제로 고운 가루 한 에바 십분지 삼에 기름 반 힌을 섞어 그 수송아지와 함께 드리고
boğayla birlikte tahıl sunusu olarak yarım hin zeytinyağıyla yoğrulmuş onda üç efa ince un sun.naj se z volom vred daruje jedilna daritev, tri desetinke bele moke, omešene s polovico hina olja,
boğayla birlikte tahıl sunusu olarak yarım hin zeytinyağıyla yoğrulmuş onda üç efa ince un sun.oltre il giovenco si offrirà, in oblazione, tre decimi di efa di fior di farina intrisa in mezzo hin di oli
boğayla birlikte tahıl sunusu olarak yarım hin zeytinyağıyla yoğrulmuş onda üç efa ince un sun.on présentera en offrande, avec le veau, trois dixièmes de fleur de farine pétrie dans un demi-hin d`huile,
boğayla birlikte tahıl sunusu olarak yarım hin zeytinyağıyla yoğrulmuş onda üç efa ince un sun.skal du foruden Tyren frembære som Afgrødeoffer tre Tiendedele Efa fint Hvedemel, rørt i en halv Hin Olie;
boğayla birlikte tahıl sunusu olarak yarım hin zeytinyağıyla yoğrulmuş onda üç efa ince un sun.so sollst du zu dem Rind ein Speisopfer tun, drei Zehntel Semmelmehl, mit einem halben Hin Öl gemengt,
boğayla birlikte tahıl sunusu olarak yarım hin zeytinyağıyla yoğrulmuş onda üç efa ince un sun.thì phải dâng chung với con bò tơ một của lễ chay bằng ba phần mười ê-pha bột lọc nhồi với nửa hin dầu,