Koyu Zeytin YeşilicolorVerde oliva oscurocolor
Koyu Zeytin YeşilicolorVerde oliva scurocolor
Koyu Zeytin Yeşilicolorvert olive sombrecolor
Koyu Zeytin YeşilicolorΣκούρο πράσινο λαδίcolor
Koyu Zeytin YeşilicolorТемний оливково- зеленийcolor
Koyu Zeytin YeşilicolorТёмно- оливковыйcolor
Koyu Zeytin YeşilicolorТъмно маслинено зелено 1color
Koyu Zeytin Yeşilicolorירוק־ זית כההcolor
Koyu Zeytin Yeşilicolorزيتوني غامقcolor
Koyu Zeytin Yeşilicolorダークオリーブグリーンcolor
Küçük şişeler kullanmış, camları boyalı. Zeytinyağı şişesinin tepe noktasına asal gazı doldurmuş.Er benutzt winzige Flaschen aus getöntem Glas, er füllt das Olivenöl mit einem Edelgas ab.
Küçük şişeler kullanmış, camları boyalı. Zeytinyağı şişesinin tepe noktasına asal gazı doldurmuş.Foloseste sticle minuscule, sticla este închisă la culoare, şi sigilieaza uleiul cu un gaz inert.
Küçük şişeler kullanmış, camları boyalı. Zeytinyağı şişesinin tepe noktasına asal gazı doldurmuş.Han bruger bittesmå flasker, glasset er tonet, i toppen af flasken med olivenolie putter han en inaktiv gas.
Küçük şişeler kullanmış, camları boyalı. Zeytinyağı şişesinin tepe noktasına asal gazı doldurmuş.Hij gebruikt kleine flesjes, het glas is gekleurd, hij vult de olijfolie af met een inert gas.
Küçük şişeler kullanmış, camları boyalı. Zeytinyağı şişesinin tepe noktasına asal gazı doldurmuş.Kis palackokat használ, színezett üveggel, és az olajat közömbös gázzal zárja le.
Küçük şişeler kullanmış, camları boyalı. Zeytinyağı şişesinin tepe noktasına asal gazı doldurmuş.Ông ta dùng loại chai thủy tinh nhỏ có màu ông bơm một loại khí trơ vào đó.
Küçük şişeler kullanmış, camları boyalı. Zeytinyağı şişesinin tepe noktasına asal gazı doldurmuş.Používá malé lahvičky, sklo je zabarveno, do lahví dodává ochranný plyn.
Küçük şişeler kullanmış, camları boyalı. Zeytinyağı şişesinin tepe noktasına asal gazı doldurmuş.Uporablja majhne stekleničke, steklo je obarvano, na olivno olje doda inertni plin.
Küçük şişeler kullanmış, camları boyalı. Zeytinyağı şişesinin tepe noktasına asal gazı doldurmuş.Usa botellas minúsculas, con el cristal tintado... ...y cierra las boettala con gas inerte
Küçük şişeler kullanmış, camları boyalı. Zeytinyağı şişesinin tepe noktasına asal gazı doldurmuş.Usa garrafas pequenas, o vidro é pintado, e sela a garrafa de azeite com um gás inerte.
Küçük şişeler kullanmış, camları boyalı. Zeytinyağı şişesinin tepe noktasına asal gazı doldurmuş.Używa buteleczek z ciemnego szkła, na wierzch oliwy dając nieszkodliwy gaz.
Küçük şişeler kullanmış, camları boyalı. Zeytinyağı şişesinin tepe noktasına asal gazı doldurmuş.Използва мънички шишенца от оцветено стъкло, покрива зехтина с инертен газ.
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Da tok jeg til orde og sa til ham: Hvad er disse to oljetrær ved lysestakens høire og venstre side?
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Derpå spurgte jeg ham:"Hvad betyder de to Olietræer der til højre og venstre for Lysestagen?"
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,És felelék, és mondám néki: Mi ez a két olajfa a gyertyatartó jobb és bal oldalán?
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Falei mais, e lhe perguntei: Que são estas duas oliveiras � direita e � esquerda do castiçal?
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,In izpregovorim ter mu rečem: Kaj sta ti dve oljki ob desni strani svečnika in ob levi njegovi?
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Je pris la parole et je lui dis: Que signifient ces deux oliviers, à la droite du chandelier et à sa gauche?
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Kemudian aku bertanya lagi kepadanya, "Apa arti kedua batang pohon zaitun di kanan kiri kaki lampu itu
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,내가 그에게 물어 가로되 등대 좌우의 두 감람나무는 무슨 뜻이니이까 하고
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Quindi gli domandai: «Che significano quei due olivi a destra e a sinistra del candelabro
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Ta bèn đáp lại cùng người rằng : Hai nhánh ô - li-ve ở bên hữu và bên tả chơn đèn là gì ?
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Ta bèn đáp lại cùng người rằng: Hai nhánh ô-li-ve ở bên hữu và bên tả chơn đèn là gì?
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Tedy odpovídaje jemu, řekl jsem? Co ty dvě olivy po pravé straně toho svícnu, i po levé straně jeho?
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Tedy odpowiadając rzekłem mu: Cóż są te dwie oliwy po prawej stronie tego świecznika, i po lewej stronie jego?
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Toen vroeg ik de engel: "Wat betekenen die twee olijfbomen aan weerszijden van de kandelaar?
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Und ich antwortete und sprach zu ihm: Was sind die zwei Ölbäume zur Rechten und zur Linken des Leuchters?
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Y le hablé diciendo: --¿Qué significan estos dos olivos a la derecha y a la izquierda del candelabro
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Тогава отговаряйки ме рекох: Какви са тия две маслинени дървета отдясно на светилника и отляво.
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Тогда отвечал я и сказал ему: что значат те две маслины с правой стороны светильника и с левой стороны его?
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,ואען ואמר אליו מה שני הזיתים האלה על ימין המנורה ועל שמאולה׃
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,فاجبت وقلت له ما هاتان الزيتونتان عن يمين المنارة وعن يسارها.
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,我 又 問 天 使 說 、 這 燈 臺 左 右 的 兩 棵 橄 欖 樹 、 是 甚 麼 意 思
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,我 又 問 天使說 、 這燈臺 左右 的 兩 棵 橄欖樹 、 是 甚 麼意思
Melek, ‹‹Bunlar bütün dünyanın Rabbi'ne hizmet eden, zeytinyağıyla kutsanmış iki kişidir›› diye açıkladı.[4:15] Nato reče: To sta dva sinova olja [Ali: dva maziljenca.], ki stojita pri Gospodarju vse zemlje.
Melek, ‹‹Bunlar bütün dünyanın Rabbi'ne hizmet eden, zeytinyağıyla kutsanmış iki kişidir›› diye açıkladı.,,Aceştia sînt cei doi unşi, cari stau înaintea Domnului întregului pămînt.``
Melek, ‹‹Bunlar bütün dünyanın Rabbi'ne hizmet eden, zeytinyağıyla kutsanmış iki kişidir›› diye açıkladı.Då sade han: »Dessa äro de två oljesmorda som stå såsom tjänare inför hela jordens Herre.»
Melek, ‹‹Bunlar bütün dünyanın Rabbi'ne hizmet eden, zeytinyağıyla kutsanmış iki kişidir›› diye açıkladı.Então ele disse: Estes são os dois ungidos, que assistem junto ao Senhor de toda a terra.
Melek, ‹‹Bunlar bütün dünyanın Rabbi'ne hizmet eden, zeytinyağıyla kutsanmış iki kişidir›› diye açıkladı.És mondá nékem: Ezek ketten az olajjal felkenettek, a kik az egész föld Ura mellett állnak.
Melek, ‹‹Bunlar bütün dünyanın Rabbi'ne hizmet eden, zeytinyağıyla kutsanmış iki kişidir›› diye açıkladı.Et il dit: Ce sont les deux oints qui se tiennent devant le Seigneur de toute la terre.
Melek, ‹‹Bunlar bütün dünyanın Rabbi'ne hizmet eden, zeytinyağıyla kutsanmış iki kişidir›› diye açıkladı.Hän sanoi: "Nämä ovat ne molemmat öljyllä voidellut, jotka seisovat kaiken maan Herran edessä".
Melek, ‹‹Bunlar bütün dünyanın Rabbi'ne hizmet eden, zeytinyağıyla kutsanmış iki kişidir›› diye açıkladı.Hij vertelde mij: "Zij stellen de twee gezalfden voor die vccr de Here van de hele aarde staan."
Melek, ‹‹Bunlar bütün dünyanın Rabbi'ne hizmet eden, zeytinyağıyla kutsanmış iki kişidir›› diye açıkladı.I rzekł: Teć są one dwie oliwy, które są u Panującego na wszystkiej ziemi.
Melek, ‹‹Bunlar bütün dünyanın Rabbi'ne hizmet eden, zeytinyağıyla kutsanmış iki kişidir›› diye açıkladı.가로되 이는 기름 발리운 자 둘이니 온 세상의 주 앞에 모셔 섰는 자니라 하더라
Melek, ‹‹Bunlar bütün dünyanın Rabbi'ne hizmet eden, zeytinyağıyla kutsanmış iki kişidir›› diye açıkladı.Người bèn nói rằng : Ấy_là hai người chịu xức dầu , đứng bên Chúa của cả đất .
Melek, ‹‹Bunlar bütün dünyanın Rabbi'ne hizmet eden, zeytinyağıyla kutsanmış iki kişidir›› diye açıkladı.Người bèn nói rằng: Ấy là hai người chịu xức dầu, đứng bên Chúa của cả đất.
Melek, ‹‹Bunlar bütün dünyanın Rabbi'ne hizmet eden, zeytinyağıyla kutsanmış iki kişidir›› diye açıkladı.«Questi, soggiunse, sono i due consacrati che assistono il dominatore di tutta la terra»
Melek, ‹‹Bunlar bütün dünyanın Rabbi'ne hizmet eden, zeytinyağıyla kutsanmış iki kişidir›› diye açıkladı.Så sagde han: "Det er de to med Olie salvede, som står for al Jordens Herre."
Melek, ‹‹Bunlar bütün dünyanın Rabbi'ne hizmet eden, zeytinyağıyla kutsanmış iki kişidir›› diye açıkladı.Tedy řekl: To jsou ty dvě olivy, kteréž jsou u Panovníka vší země.
Melek, ‹‹Bunlar bütün dünyanın Rabbi'ne hizmet eden, zeytinyağıyla kutsanmış iki kişidir›› diye açıkladı.Und er sprach: Es sind die zwei Gesalbten, welche stehen bei dem Herrscher aller Lande.