Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.Τοτε εφερε πας ο Ιουδας εις τας αποθηκας το δεκατον του σιτου και του οινου και του ελαιου.
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.И все Иудеи стали приносить десятины хлеба, вина и масла в кладовые.
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.Тогава целият Юда донесе във влагалищата десетъка от житото, от виното и от дървеното масло.
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.וכל יהודה הביאו מעשר הדגן והתירוש והיצהר לאוצרות׃
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.واتى كل يهوذا بعشر القمح والخمر والزيت الى المخازن
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.猶 大 眾 人 就 把 五 榖 、 新 酒 、 和 油 的 十 分 之 一 、 送 入 庫 房
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.猶大眾人 就 把 五 榖 、 新 酒 、 和 油 的 十分之一 、 送入 庫房
Bu zeytinyağı damlası enzimlerin saldırısına uğruyor.이것은 효소에 의해 공격을 받습니다.
Bu zeytinyağı damlası enzimlerin saldırısına uğruyor.La goccia viene attaccata dagli enzimi.
Bu zeytinyağı damlası enzimlerin saldırısına uğruyor.là một giọt dầu olive, và giọt dầu này bị tấn công bởi enzim.
Bu zeytinyağı damlası enzimlerin saldırısına uğruyor.זהו עיכול של שומן.
Bu zeytinyağı damlası enzimlerin saldırısına uğruyor.ويتم الهجوم على زيت الزيتون بواسطة الانزيمات
Bu zeytinyağı damlası enzimlerin saldırısına uğruyor.これは生体外試験です
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.(14:7) Расширятся ветви его, и будет красота его, как маслины, и благоухание от него, какот Ливана.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Jeg vil være Israel som Dug, han skal blomstre som Liljen, Rod skal han slå som en Poppel
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Jeho mládniky sa rozídu, a jeho nádhera bude jako nádhera olivy, a jeho vôňa bude jako vôňa Libanona.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.그 가지는 퍼지며 그 아름다움은 감람나무와 같고 그 향기는 레바논 백향목 같으리니
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Minä olen oleva Israelille kuin kaste, se on kukoistava kuin lilja ja juurtuva syvälle kuin Libanon.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Olyanná leszek Izráelnek, mint a harmat. Virágozni fog, mint a liliom, és gyökeret ver, mint a Libánon.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Ramurile lui se vor întinde; măreţia lui va fi ca a măslinului, şi miresmele lui ca ale Libanului.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Razprostro se njegove veje, in lepota njegova bode kakor oljka in duh njegov kakor Libanon.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Rozloží se ratoléstky jeho, a bude jako oliva okrasa jeho, a vůně jeho jako Libánská.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Rozrosną się gałęzie jego, a ozdoba jego będzie jako oliwne drzewo, a woń jego jako Libańska.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Sarò come rugiada per Israele; esso fiorirà come un giglio e metterà radici come un albero del Libano
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Ses rameaux s`étendront; Il aura la magnificence de l`olivier, Et les parfums du Liban.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Sus ramas se extenderán. Su esplendor será como el del olivo, y su fragancia como la del Líbano
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Οι κλαδοι αυτου θελουσιν εξαπλωθη και η δοξα αυτου θελει εισθαι ως ελαιας και η οσμη αυτου ως του Λιβανου.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Клоновете му ще се разпространят; Славата му ще бъде като на маслина, И благоуханието му като Ливан.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.ילכו ינקותיו ויהי כזית הודו וריח לו כלבנון׃
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.تمتد خراعيبه ويكون بهاؤه كالزيتونة وله رائحة كلبنان.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.他 的 枝 條 必 延 長 、 他 的 榮 華 如 橄 欖 樹 、 他 的 香 氣 如 利 巴 嫩 的 香 柏 樹
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.他 的 枝條必 延長 、 他 的 榮華 如 橄欖樹 、 他 的 香氣如利巴 嫩的 香柏樹
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Acum, domnul meu să trimeată slujitorilor tăi grîul, orzul, untdelemnul şi vinul de care a vorbit.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Agora mande meu senhor para os seus servos o trigo, a cevada, o azeite, e o vinho, de que falou;
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Ahora pues, envíe mi señor a sus siervos el trigo, la cebada, el aceite y el vino que ha prometido
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Azért most, a mely búzát, árpát, olajat és bort igért az én uram, küldje el az õ szolgáinak;
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Kami menantikan kiriman kedua jenis gandum, anggur dan minyak zaitun yang Tuan janjikan itu
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.내 주의 말씀하신 밀과 보리와 기름과 포도주는 주의 종들에게 보내소서
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Lähettäköön siis herrani palvelijoillensa nisut, ohrat, öljyn ja viinin, niinkuin on sanonut.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Må alltså nu min herre sända till sina tjänare vetet och kornet, oljan och vinet som han har talat om.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Maintenant, que mon seigneur envoie à ses serviteurs le froment, l`orge, l`huile et le vin dont il a parlé.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Min Herre skal derfor sende sine Trælle Hveden, Byggen, Vinen og Olien, han talte om;
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Nu kan min herre sende sine tjenere hveten og bygget, oljen og vinen som han har talt om.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Poslej naj pošilja torej gospod moj hlapcem svojim pšenice in ječmena, olja in vina, kakor je obljubil.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Pšenice však toliko a ječmene, oleje a vína, což řekl pán můj, nechť pošle služebníkům svým.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.So sende nun mein Herr Weizen, Gerste, Öl und Wein seinen Knechten, wie er geredet hat;
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Stuur mij de tarwe, de gerst, de olijfolie en de wijn waarover u sprak,
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Teraz tedy pšenicu a jačmeň, olej a víno, o čom hovoril môj pán, nech pošle svojim služobníkom.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Vậy bây giờ xin chúa tôi hãy gởi cho các tôi tớ chúa lúa miến, lúa mạch, dầu, và rượu, mà chúa tôi đã nói đến;
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.А пшеницу и ячмень, оливковое масло и вино, о которых говорил ты, господин мой, пошли рабам твоим.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.ועתה החטים והשערים השמן והיין אשר אמר אדני ישלח לעבדיו׃
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.والآن الحنطة والشعير والزيت والخمر التي ذكرها سيدي فليرسلها لعبيده.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.我 主 所 說 的 小 麥 、 大 麥 、 酒 、 油 、 願 我 主 運 來 給 眾 僕 人
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.我 主 所 說 的 小麥 、 大麥 、 酒 、 油 、 願我 主運來 給眾 僕人
"Eğer sebzelerin yanında zeytinyağı yerseniz, cildinizde daha az kırışık olacaktır.""Als je olijfolie en groenten eet, krijg je minder rimpels.'
"Eğer sebzelerin yanında zeytinyağı yerseniz, cildinizde daha az kırışık olacaktır.""Če jeste olivno olje in zelenjavo, boste imeli manj gubic."
"Eğer sebzelerin yanında zeytinyağı yerseniz, cildinizde daha az kırışık olacaktır.""Dacă mâncaţi ulei de măsline şi legume, veţi avea mai puţine riduri".
"Eğer sebzelerin yanında zeytinyağı yerseniz, cildinizde daha az kırışık olacaktır."Depois aconselha: "Se comer azeite e vegetais, terá menos rugas."
"Eğer sebzelerin yanında zeytinyağı yerseniz, cildinizde daha az kırışık olacaktır.""Ha olívaolajat és zöldségeket eszünk, kevesebb bőrráncunk lesz."
"Eğer sebzelerin yanında zeytinyağı yerseniz, cildinizde daha az kırışık olacaktır.""Jedz warzywa z oliwą, będziesz miał mniej zmarszczek"