Artık zevk vermiyordu. Bu günlerde vaziyet her yerde kötü.Počul som, že tam jaguáre boli neobyčajne mazaný.
Artık zevk vermiyordu. Bu günlerde vaziyet her yerde kötü.Saya pernah mendengar bahwa ada jaguar itu luar biasa licik.
Artık zevk vermiyordu. Bu günlerde vaziyet her yerde kötü.Słyszałam, że jaguary nie były niezwykle przebiegły.
Artık zevk vermiyordu. Bu günlerde vaziyet her yerde kötü.Tôi nghe nói rằng có báo đốm Mỹ có bất thường xảo quyệt.
Artık zevk vermiyordu. Bu günlerde vaziyet her yerde kötü.Είχα ακούσει ότι η Τζάγκουαρ εκεί ήταν ασυνήθιστα πονηρό.
Artık zevk vermiyordu. Bu günlerde vaziyet her yerde kötü.Я слышал, что там ягуаров были необычайно хитер.
Artık zevk vermiyordu. Bu günlerde vaziyet her yerde kötü.Я чув, що там ягуарів були надзвичайно хитрий.
Artık zevk vermiyordu. Bu günlerde vaziyet her yerde kötü.كنت قد سمعت أن هناك النمور وكانت ماكرة بشكل غير معتاد.
Artık zevk vermiyordu. Bu günlerde vaziyet her yerde kötü.ノー、ノー、ノー。 なしスポーツすべてで。
Artık zevk vermiyordu.Geen enkele sport op alle.
Artık zevk vermiyordu.Nem sport egyáltalán.
Artık zevk vermiyordu.Nr sportului, la toate.
Artık zevk vermiyordu.Št športa na vseh.
Artık zevk vermiyordu.Vůbec žádný sport.
Artık zevk vermiyordu.Не спорта на всички.
Aşkım, bana öyle geliyor ki, sen benim ağladığımı görmekten zevk alıyorsun.Ahi, caro, mi pare che ti diverta a vedermi piangere
Aşkım, bana öyle geliyor ki, sen benim ağladığımı görmekten zevk alıyorsun.Älskling, det verkar som att du vill se mig gråta.
Aşkım, bana öyle geliyor ki, sen benim ağladığımı görmekten zevk alıyorsun.Aw gee, honey, it seems to me, you love to see me cryin'
Aşkım, bana öyle geliyor ki, sen benim ağladığımı görmekten zevk alıyorsun.Aw gee, honey, it seems to me, you love to see me cryin'
Aşkım, bana öyle geliyor ki, sen benim ağladığımı görmekten zevk alıyorsun.Aw thế đấy, anh yêu, dường như với em, anh thích nhìn em khóc
Aşkım, bana öyle geliyor ki, sen benim ağladığımı görmekten zevk alıyorsun.Cariño, me parece que te gusta que llore.
Aşkım, bana öyle geliyor ki, sen benim ağladığımı görmekten zevk alıyorsun.Chyba lubisz doprowadzać mnie do łez.
Aşkım, bana öyle geliyor ki, sen benim ağladığımı görmekten zevk alıyorsun.Iubire, parcă-ţi place să mă vezi plângând
Aşkım, bana öyle geliyor ki, sen benim ağladığımı görmekten zevk alıyorsun.Oh chéri, mon chaton, il me semble que tu aimes me voir pleurer
Aşkım, bana öyle geliyor ki, sen benim ağladığımı görmekten zevk alıyorsun.Oh, miláčku, zdá se mi, že miluješ jak pláču.
Aşkım, bana öyle geliyor ki, sen benim ağladığımı görmekten zevk alıyorsun.Querido, acho que gostas de me ver chorar!
Aşkım, bana öyle geliyor ki, sen benim ağladığımı görmekten zevk alıyorsun.Voi veljet, kulti, näyttää että pidät siitä kun itken.
Aşkım, bana öyle geliyor ki, sen benim ağladığımı görmekten zevk alıyorsun.О, мой скъпи, изглежда ми, че обичаш да гледаш как плача.
Aşkım, bana öyle geliyor ki, sen benim ağladığımı görmekten zevk alıyorsun.お願い なぜなの
Aslında bütün bahçeyi... ..kendi zevkime göre, kendi ellerimle... ..yeniden düzenlemek istedim.- Δε σ αφήνω να κοιμηθείς; - Τι εννοείτε; Θα μπορούσες να μ αγαπήσεις, Μαρία;
Aslında tam da kendi gereksizliğiyle zevk alınan bir şey.C'est vraiment juste une sorte de joie dans sa propre futilité.
Aslında tam da kendi gereksizliğiyle zevk alınan bir şey.É de facto apenas pelo tipo de prazer da sua própria insignificância.
Aslında tam da kendi gereksizliğiyle zevk alınan bir şey.E' lì giusto per la gioia stessa della sua trivialità.
Aslında tam da kendi gereksizliğiyle zevk alınan bir şey.Er ist nur zur Freude an seiner eigenen Trivialität da.
Aslında tam da kendi gereksizliğiyle zevk alınan bir şey.Está ahí por la alegría de su propia trivialidad.
Aslında tam da kendi gereksizliğiyle zevk alınan bir şey.Het zit er alleen voor het plezier van zijn eigen trivialiteit.
Aslında tam da kendi gereksizliğiyle zevk alınan bir şey.Je to vlastne len akási radosť svojej vlastnej jednoduchosti.
Aslında tam da kendi gereksizliğiyle zevk alınan bir şey.사실 소소함 그 자체를 즐기기 위한 것이지요.
Aslında tam da kendi gereksizliğiyle zevk alınan bir şey.Maşinăria e făcută pentru bucuria propriei inutilităţi.
Aslında tam da kendi gereksizliğiyle zevk alınan bir şey.Nó thực ra chỉ là những trò tiêu khiển tầm phào.
Aslında tam da kendi gereksizliğiyle zevk alınan bir şey.Υπάρχει μόνο για την χαρά της ίδιας του της ασημαντότητας.
Aslında tam da kendi gereksizliğiyle zevk alınan bir şey.Наистина е само заради радостта от собствената му тривиалност.
Aslında tam da kendi gereksizliğiyle zevk alınan bir şey.Получаешь удовольствие просто от того, что она такая банальная там есть.
Aslında tam da kendi gereksizliğiyle zevk alınan bir şey.למעשה זה סוג של הנאה רק מתוך הטריוויאליות של הדבר.
Aslında tam da kendi gereksizliğiyle zevk alınan bir şey.ولكنها فى الحقيقة مجرد شىء يبعث على السعادة رغم عدم أهميتها .
Aslında tam da kendi gereksizliğiyle zevk alınan bir şey.私の工学との関わりは
Asma, ‹İlahlarla insanlara zevk veren yeni şarabımı bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› dedi.포도나무가 그들에게 이르되 하나님과 사람을 기쁘게 하는 나의 새 술을 내가 어찌 버리고 가서 나무들 위에 요동하리요 한지라
Asma, ‹İlahlarla insanlara zevk veren yeni şarabımı bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› dedi.Rispose loro la vite: Rinuncerò al mio mosto che allieta dei e uomini, e andrò ad agitarmi sugli alberi
Asma, ‹İlahlarla insanlara zevk veren yeni şarabımı bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› dedi.ותאמר להם הגפן החדלתי את תירושי המשמח אלהים ואנשים והלכתי לנוע על העצים׃
Asma, ‹İlahlarla insanlara zevk veren yeni şarabımı bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› dedi.فقالت لها الكرمة أاترك مسطاري الذي يفرح الله والناس واذهب لكي املك على الاشجار.
Asma, ‹İlahlarla insanlara zevk veren yeni şarabımı bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› dedi.葡 萄 樹 回 答 說 、 我 豈 肯 止 住 使 。 神 和 人 喜 樂 的 新 酒 、 飄 颻 在 眾 樹 之 上 呢
Asma, ‹İlahlarla insanlara zevk veren yeni şarabımı bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› dedi.葡萄樹 回答 說 、 我豈肯 止住 使 。 神 和 人 喜 樂 的 新 酒 、 飄颻 在 眾樹 之上 呢
Bazıları giyim zevklerini sorgulayabilir tabii.옷차림새가 좀 의심스럽기도 하군요
Bazıları giyim zevklerini sorgulayabilir tabii.Några av er skulle kanske ifrågasätta klädvalet.
Bazıları giyim zevklerini sorgulayabilir tabii.Peut-être même d'une élégance douteuse.
Bazıları giyim zevklerini sorgulayabilir tabii.יש שיאמרו, לבושים בצורה חשודה...
Bazıları giyim zevklerini sorgulayabilir tabii.قد يتجرأ أحدهم ليقول متهندمون بطريقةٍ غريبة.
Bazıları giyim zevklerini sorgulayabilir tabii.(笑)
Bebekler gerçekten de pek çok doğuştan zevkle dünyaya gelir.Babies werden mit jeder Menge Vergnügungen geboren.
Bebekler gerçekten de pek çok doğuştan zevkle dünyaya gelir.Baby's hebben veel aangeboren genoegens.