Zevkten aldığın haz için zevkin peşinden koşma.개인적 즐거움을 위하여 부동산을 사지 마십시오.
Teiresias: "Erkek bir zevk duyarsa, kadın onun dokuz mislini duyar" diye buyurmuş.테이레시아스는 “남녀의 쾌감을 합친 것이 10이라면 남자가 느끼는 것은 그 중 1에 불과합니다”라고 대답했다.
Sosyal sağlık, iki zevkli ve işlevsel bakış açısıyla ele alınmıştır .생활 양식은 사회적 관심과 활동 수준이라는 두 가지 차원에 의해 결정된다.
Tina'ya göre markanın genel tarzı, kendisinin ve Beyoncé'nin zevkini yansıtmaktadır.티나의 말에 따르면, 의류 라인의 전체적인 스타일은 비욘세의 취향과 스타일이 반영되었다고 한다.
Kötülük yapmaktan zevk alır.저들은 우리의 황망함을 오히려 즐길지도 모른다.
Azamet ve görkemi, zevk ve sefayı severdi.어려서부터 궁술, 마술, 수렵을 좋아하였다.
Fakat dünya zevklerine düşkün biri (idi).그 사람은 '아(我)와 세계는 유상(有常)하다.
Şaşırtıcıdır, bu binalar genellikle zevk verici bir estetik yakalamayı başarmışlardır.특화형은 보통 그 성질상 공격적인 마법이 인스톨되어있는 경우가 많다.
Oldukça zevkli olan bu eklenti pakedi, içerisinde SPA 'ların ve setlerin bulunduğu bir kasaba getiriyor.그는 말쑥하고 아름다운 마을이 사실 사람과 장소에 관한 plethora로 덮혀있다는 것을 발견한다.
Algılar arayıcılığıyla deneyimlenen fiziksel zevklerin peşinden koşar.탕아는 감각을 통해 경험한 물질적 쾌략을 중시한다.
Kendimizi deneme açısından zevkli bir maç olacak.개인적으로 즐거웠던 대회였던 것 같다.
Her ikisinden de zevk alırlar.두 가지 모두에 과실이 있다.
Ertesi gün tekrar zevkle başka bir av macerası yaşanır.다음 해에 우흐리까지 남은 여정을 마친다.
Hayvanlara bu işkenceyi yaparken zevkle güler.동물로 변신 당했을 때는 살쾡이가 되었다.
Tam tersine, zevkine düşkün, tembel ve kendi değerlendirmesiyle zeka düzeyi düşük bir ayı idi.경은 단정하고 바르며, 강직한 자품으로 이치(吏治)에 장점이 있으면서 학문까지 겸비하였다.
Bu tip seri katiller heyecan peşindedirler ve öldürmekten zevk alırlar.רוצחים סדרתיים מסוג זה שואבים הנאה מעצם פעולת הרצח.
Sürekli eğleniyoruz, yaptığımız işten zevk alıyoruz." açıklamalarında bulunmuştur.הנאה: אנחנו נהנים וחוגגים את מה שאנחנו עושים!
Başkalarına yardım etmekten zevk alır.אוהבת לעזור לכולם.
Gerçekten şımarık ve seksi, sizlerin dikkatini çekiyor ve bu benim zevk almamı sağlıyor.זה אלבום חצוף ופלרטטני, והוא תופס את תשומת הלב שלך, ואני נהנית מי זה.
Surede cennet zevklerinden bahsedilir.בנוסף, ישנם תיאורים של כאבי הגיהנום ותענוגות גן עדן.
Azamet ve görkemi, zevk ve sefayı severdi.אהב את החיים ואת שפעת השמחה והעליזות.
Yemek zevki de çok gelişmiştir.הטעם המיוחד מתקבל גם בגלל הבישול הארוך.
Eğer insanlar ondan zevk alır, onu sever ve fazlasını isterse bunu alırlar.אם תאהב את מה שתשמע, אתה יכול לקבל את זה.
Dorayaki düz zevk.מונטגומרי אכן צדק.
Bu sebeptende onlara türlü cefa çektirmekten pek zevk alırdı.על כל זאת נוספה חיבתו לשיט מפרשים.
İnsanları korkutmaktan zevk alır.בעל חיבה להפחדת אנשים.
Böylece dünyevi zevklerden kurtulurlar.מתוך כך החליטה להתנזר מתשוקות העולם.
Glauque yaptığı işten çok büyük bir zevk aldı ve kimya mühendisi olmaya karar verdi.פאולינג הוקסם והחליט שהוא רוצה להיות כימאי.
Bugün gelinlikçilerde kadınların kendi zevklerine göre seçebileceği birçok gelinlik modeli mevcut.ישנם סוגים רבים של עיצוב שיער שהנשים בוחרות לעצמן.
Bazen insanlar bilinçli olarak tek başına kalmayı tercih ederler ve yalnız olmaktan zevk alırlar.נדמה כי הם אדישים לאנשים אחרים, ולעיתים קרובות נראה כי הם מעדיפים להיות לבד.
Zoraki bir kahraman, genelde hayattan zevk alma peşinde ve kaygısız.אדם עצוב בדרך כלל לא ירצה לעשות כלום מרוב ייאוש ועצב.
Charlie Sheen balık tutmaktan ve şiir yazmaktan zevk alır.הופקינס אהב מוזיקה ושירה, ונהנה לצייר נופים.
Ben seyahat etmekten zevk almıyorum.אינני נהנה ממסעות.
Seks hayatın en büyük zevklerinden biridir.סקס הוא אחד מתענוגות החיים הגדולים ביותר.
Sadece çok çeşitli bir müzik dinleme zevkim var...Просто имам много разнообразен вкус за музика ...
Davalarda başarının tek yolu yalan olacak; kadınlar yalnızca şehvani zevkin objeleri olacak.Лъжата ще бъде средство за успех в съда, жените ще станат само обект на въжделение.
Yazısında: "Zevk, sefa ve rahatı kendimize haram eylemişizdir." diyordu.На нея има надпис: "Съ Нами Богъ!".
Glauque yaptığı işten çok büyük bir zevk aldı ve kimya mühendisi olmaya karar verdi.Той се наслаждава на работа и решава да стане инженер-химик.
Yaptığı hiçbir işten zevk almaz ve fazla arkadaşı yoktur.Въпреки това той не е доволен от начина на обучение и няма много приятели.
Titanlar bundan zevk alır fakat tanrılar hoşlanmazlar.Източняците почитат боговете, докато драгарите просто ги уважават.
İkisi de aynı müzik türünden zevk almaktaydı.Двамата откриват, че споделят еднакъв вкус към музиката.
Çünkü Dünyâ zevkleri hoşuna gider.Съдбата обича смелите!
Kızlarla uğraşmaktan ve onlarla alay etmekten zevk alır.Обича да забавлява и разсмива хората.
Bozulmuş radyoları tamir etmekten de zevk alırdı.Правят се опити да се смутят радиотелеграфните връзки на обсадените.
Arabacılık mesleğinin zevklerinden ve karısının güzelliğinden bahse koyulur.Той възпява радостта от живота и красотата на съпругата си.
Sporu rekabet için değil zevk için yapıyorum.Не спортувам заради конкуренция, а за удоволствие.
Tom dağa tırmanmaktan zevk alır.Том харесва планинско катерене.
En azından zevk veren bir bahçe değildir ki aydınlanma arayışından şaşırtmasın".Ne štedite se ni u pokorničkim činima, ni u molitvenim bdjenjima.
Rati (Sanskritçe: रति, Rati) Hindu aşk, cinsel nefis, şehvet, ihtiras ve cinsel zevk tanrıçası.Rati (sanskrt रति) hinduistička je božica ljubavi, požude, strasti i seksualnog zadovoljstva.
İnsanları korkutmaktan zevk alır.Voli se rugati ljudima.
Garip zevkleri var.Ima izrazito slan okus.
Žižek'e göre bu rolü üstlenenin, zevk ilkesi değil de ölüm içgüdüsü olduğunu belirtmek önemli.Bitno je da mudrac dominira užitkom, a ne obratno.
Başkalarına yardım etmekten zevk alır.Uvijek je spremna pomoći drugima.
İkisi de aynı müzik türünden zevk almaktaydı.Uvidjeli su da imaju jednake glazbene interese.
Yine de hızlı bir biçimde eski zevklerine döndü.Zato je on ljubomorno čuvao svoje stare uspomene.
İkisi de aynı müzik türünden zevk almaktaydı.Ukázalo sa, že obaja hudobníci majú radi hudbu jednotlivých skupín.
Şaşırtıcıdır, bu binalar genellikle zevk verici bir estetik yakalamayı başarmışlardır.Napodiv, aj napriek tomu tieto budovy pôsobili prijateľne esteticky.
Sırf zevk için erkek kurbanlarına tecavüz etmiş ve öldürmüştür.Vraždil a znásilňoval mladé dievčatá a obťažoval svoje obete aj posmrtne.
Glauque yaptığı işten çok büyük bir zevk aldı ve kimya mühendisi olmaya karar verdi.Práca ho bavila a rozhodol sa stať chemickým inžinierom.
Bir Zevk Kölesi için ayrıntılı bir eğitimdir.Rad Ľudovíta Štúra je slovenské vyznamenanie.