Üretimiz aynı, zenginlik kalıyor, çok fazla çalışmanıza gerek yok.Puoi produrre le stesse cose, la ricchezza resta li, non devi lavorare così duramente
Üretimiz aynı, zenginlik kalıyor, çok fazla çalışmanıza gerek yok.Ugyanazt a mennyiséget állítjuk elő, de a vagyon itt marad, így nem kell olyan keményen dolgoznunk.
Üretimiz aynı, zenginlik kalıyor, çok fazla çalışmanıza gerek yok.Você produz o mesmo, a riqueza é sua, você não precisa de trabalhar tão duramente.
Üretimiz aynı, zenginlik kalıyor, çok fazla çalışmanıza gerek yok.Vous produisez la même chose, les richesses restent, vous n'avez plus à travailler si dure.
Üretimiz aynı, zenginlik kalıyor, çok fazla çalışmanıza gerek yok.Παράγεις το ίδιο, ο πλούτος σου παραμένει μέσα στη κοινότητα, δεν χρειάζεται να δουλέψεις τόσο σκληρά.
Üretimiz aynı, zenginlik kalıyor, çok fazla çalışmanıza gerek yok.Производство идет, состояние остается внутри, и вам не приходится так тяжело работать.
Üretimiz aynı, zenginlik kalıyor, çok fazla çalışmanıza gerek yok.אתם מייצרים אותו דבר, העושר נשאר, אתם לא צריכים לעבוד כל כך קשה.
Üretimiz aynı, zenginlik kalıyor, çok fazla çalışmanıza gerek yok.تنتج المثل و تظل ثروتك كما هى , لا تحتاج ان تكد في العمل .
Üretimiz aynı, zenginlik kalıyor, çok fazla çalışmanıza gerek yok.そして家族団らんの時間を過ごすか、何でも自分のやりたいことができます。
Ve tabi ki üçüncü neden, bir girişimci olarak bana en yakın olanı, zenginlik.A nakonec, třetí motivace, mému podnikatelskému srdci nejbližší a nejdražší, je blaho.
Ve tabi ki üçüncü neden, bir girişimci olarak bana en yakın olanı, zenginlik.E ovviamente il terzo motivo quello caro al mio cuore di imprenditore, è la ricchezza.
Ve tabi ki üçüncü neden, bir girişimci olarak bana en yakın olanı, zenginlik.Et bien sûr, la troisième motivation, chère à mon cœur en tant qu'entrepreneur, c'est la richesse.
Ve tabi ki üçüncü neden, bir girişimci olarak bana en yakın olanı, zenginlik.그리고 세 번째 동기는 당연히 사업가로서의 제 자신이 가장 신경쓰는 부 입니다.
Ve tabi ki üçüncü neden, bir girişimci olarak bana en yakın olanı, zenginlik.Şi bineînțeles al 3-lea motiv, unul drag mie ca antreprenor, e bogăţia.
Ve tabi ki üçüncü neden, bir girişimci olarak bana en yakın olanı, zenginlik.Természetesen, a harmadik motiváló, a kedvencem mint vállalkozó, az a gazdagság.
Ve tabi ki üçüncü neden, bir girişimci olarak bana en yakın olanı, zenginlik.Trzecia motywacja, bliska mi, jako przedsiębiorcy, to bogacenie się.
Ve tabi ki üçüncü neden, bir girişimci olarak bana en yakın olanı, zenginlik.Und der dritte Motivationsgrund natürlich und mir als Unternehmer ein sehr naher, ist Reichtum.
Ve tabi ki üçüncü neden, bir girişimci olarak bana en yakın olanı, zenginlik.Y por supuesto, la tercera motivación, que aprecio como empresario que soy, es la riqueza.
Ve tabi ki üçüncü neden, bir girişimci olarak bana en yakın olanı, zenginlik.Και φυσικά, το τρίτο κίνητρο, ένα πολύ αγαπητό σε μένα ως επιχειρηματία, είναι ο πλούτος.
Ve tabi ki üçüncü neden, bir girişimci olarak bana en yakın olanı, zenginlik.И разбира се, третия мотиватор, който е близко до сърцето ми като предприемач, е богатството.
Ve tabi ki üçüncü neden, bir girişimci olarak bana en yakın olanı, zenginlik.И третья причина, самая близкая и дорогая мне, как предпринимателю — это богатство.
Ve tabi ki üçüncü neden, bir girişimci olarak bana en yakın olanı, zenginlik.וכמובן, המניע השלישי המניע הקרוב והיקר לליבי כיזם, הוא עושר.
Ve tabi ki üçüncü neden, bir girişimci olarak bana en yakın olanı, zenginlik.والدافع الثالث للاكتشاف هو دافع قريب لقلبي كرجل أعمال .. هو دافع الثروة
Ve tabi ki üçüncü neden, bir girişimci olarak bana en yakın olanı, zenginlik.起業家である私が惹かれるものですが 富です それもすごく大きな 小惑星には
Ve yine, yeni zenginlik biçimleri ortaya çıktı.E ancora una volta, emersero nuove forme di benessere.
Ve yine, yeni zenginlik biçimleri ortaya çıktı.En wederom onstonden nieuwe vormen van rijkdom.
Ve yine, yeni zenginlik biçimleri ortaya çıktı.Et, de nouveau, de nouvelles formes de richesse ont émergé.
Ve yine, yeni zenginlik biçimleri ortaya çıktı.I znów, nowe formy bogactwa ujawniły się
Ve yine, yeni zenginlik biçimleri ortaya çıktı.다시 시간이 흘러, 부를 나타내는 새로운 형태가 등장합니다.
Ve yine, yeni zenginlik biçimleri ortaya çıktı.Obchod je starověký. Trhy jsou tak staré jako křižovatky.
Ve yine, yeni zenginlik biçimleri ortaya çıktı.Şi, din nou, alte forme de bogăţie au apărut.
Ve yine, yeni zenginlik biçimleri ortaya çıktı.Tehát újfajta vagyoni formák jelentek meg.
Ve yine, yeni zenginlik biçimleri ortaya çıktı.Und abermals entstanden neue Formen des Reichtums.
Ve yine, yeni zenginlik biçimleri ortaya çıktı.Và một lần nữa, những dạng thức mới của sự giàu sang lại xuất hiện.
Ve yine, yeni zenginlik biçimleri ortaya çıktı.Y una vez más, nuevas formas de riqueza emergieron.
Ve yine, yeni zenginlik biçimleri ortaya çıktı.Και πάλι, νέες μορφές πλούτου αναδύθηκαν.
Ve yine, yeni zenginlik biçimleri ortaya çıktı.И опять появились новые виды благ.
Ve yine, yeni zenginlik biçimleri ortaya çıktı.И отново възникват нови форми на благосъстояние.
Ve yine, yeni zenginlik biçimleri ortaya çıktı.ושוב, צורות חדשות של עושר הגיחו.
Ve yine, yeni zenginlik biçimleri ortaya çıktı.ومرة أخرى، ظهرت شكل جديد من أشكال الثّروة.
Ve yine, yeni zenginlik biçimleri ortaya çıktı.商業は太古からあり 市場は十字路と同じくらい古いのですが
Yani gerçek zenginlik değildir.إنها ليست ثروة حقيقية . ....
Yani gerçek zenginlik değildir.いいですか? では、米国政府はどうですか?
Yani teorik olarak büyük bir zenginlik belli bir kesimin elinde birikmiyordu. .E em teoria você deixa de ter grandes quantidades de riqueza nas mãos de poucas pessoas
Yani teorik olarak büyük bir zenginlik belli bir kesimin elinde birikmiyordu. .In teoria, non ci sono grandi quantità di ricchezza nelle mani di poche persone.
Yani teorik olarak büyük bir zenginlik belli bir kesimin elinde birikmiyordu. .따라서 이러한 이론 속에서, 당신은 많은 시민들의 지배하에 있는 거대한 재산을 소유 할 수는 없게 됩니다.
Yani teorik olarak büyük bir zenginlik belli bir kesimin elinde birikmiyordu. .Prin urmare, în teorie nu ai averi uriașe în mâinile câtorva oameni.
Yani teorik olarak büyük bir zenginlik belli bir kesimin elinde birikmiyordu. .Si tú agarras estas ideas y llegas a la conclusión natural
Yani teorik olarak büyük bir zenginlik belli bir kesimin elinde birikmiyordu. .Takže, teoreticky, nemáte veškeré bohatství v rukou pár lidí.
Yani teorik olarak büyük bir zenginlik belli bir kesimin elinde birikmiyordu. .Takže, teoreticky, uz nie je veľké množstvo bohatstva v rukách iba par ľudí, lebo ho vlastni cely narod.
Yani teorik olarak büyük bir zenginlik belli bir kesimin elinde birikmiyordu. .Więc w teorii nie ma już wielkich majątków w rękach nielicznej grupy.
Yani teorik olarak büyük bir zenginlik belli bir kesimin elinde birikmiyordu. .Така че, на теория, ти нямаме огромни количества богатство в ръцете на няколко човека.
Yani teorik olarak büyük bir zenginlik belli bir kesimin elinde birikmiyordu. .Эти идеи натурально приводят к выводам теоретического коммунистического государства.
Yani teorik olarak büyük bir zenginlik belli bir kesimin elinde birikmiyordu. .إذن، نظرياً، لا توجد كميات كبيرة من الثروة في أيدي حفنة من الناس
Yerelleştirilmiş bir ekonominin faydası gücün toplum içinde, ekonomik zenginlikte kalması.A helyi gazdaság előnye, hogy a hatalom, az erő a közösségen belül marad.
Yerelleştirilmiş bir ekonominin faydası gücün toplum içinde, ekonomik zenginlikte kalması.Beneficiile unei economii localizate sunt ca puterea ramane in interiorul comunitatii.
Yerelleştirilmiş bir ekonominin faydası gücün toplum içinde, ekonomik zenginlikte kalması.De voordelen van een lokale economie is dat de economische rijkdom in de gemeenschap blijft.
Yerelleştirilmiş bir ekonominin faydası gücün toplum içinde, ekonomik zenginlikte kalması.Fördelarna med en lokaliserad ekonomi är att makten stannar inom samhället, det ekonomiska välståndet.
Yerelleştirilmiş bir ekonominin faydası gücün toplum içinde, ekonomik zenginlikte kalması.Fordelen ved lokal økonomi er at, magten bliver i lokalsamfundet, den økonomiske velstand
Yerelleştirilmiş bir ekonominin faydası gücün toplum içinde, ekonomik zenginlikte kalması.지역 경제 관점에서 보자면, 경제적인 부가 공동체 안에 그대로 남아요.