Ana içeriğe geç
Sözlük

zengin ile cümle

zengin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Şahıs oklarak kendisi en zengin 10 Amerikalı'dan birisi olarak gösteriliyordu.Em termos de valor real, ele é provavelmente um dos dez norte-americanos mais ricos de toda a história.
Ayrıca zengin mineral su kaynakları da vardır.Possui também fontes de água mineral.
Amsterdam büyüdü ve zenginleşti.Ali viveu e enriqueceu.
Hidrografyası Bölge su bakımından zengindir.A hidrografia da região é rica.
Zenginler fakirlerle, gençler ebeveynleriyle, karılar kocalarıyla, öğretmenler öğrencileriyle savaştadırlar...Ricos entram em conflitos com os pobres, adolescentes com seus pais, esposas com seus maridos.
Bu olaylardan sonra Gılgamış'ın ünü yayılır ve zengin kıyafetleri içinde şöhreti göz alıcıdır.É atenta aos acontecimentos do mundo, procurando transparecer em suas roupas ideais.
Yaban Ördeği yıldız kümesi, içerdiği 2.900 yıldızla bilinen en zengin açık kümelerden biridir.É um dos mais ricos e compactos aglomerados abertos conhecidos, contendo cerca de 2 900 estrelas.
Orta Çağlarda kuzey Avrupa'nın en büyük ve en zengin şehirlerinden biri olmuştur.Na Idade Média, era uma das mais ricas e significativas cidades do norte da Alemanha.
Çok zengin bir ailelerdir.Duma família muito rica.
Hemen hemen tüm figürler parlak renklidir ve zengindir detaylara sahiptir.Comics geralmente são coloridos e ricos em detalhes.
2010'da İsrail edebiyatının zenginleşmesine katkısı için İbrani Dili Akademisinin Ödülünü aldı.Em 2010 ganhou o Prémio da Academia da Língua Hebraica.
Köprü zengince dekore edilmiştir.O interior é ricamente decorado.
Köyün zengin bir kültür yelpazesi vardır.A cidade conta com um rico patrimônio cultural.
Element zenginliği genellikle, en bol öğe olan hidrojene göreli olarak ifade edilir.As abundâncias se expressam geralmente relativas ao hidrogênio, o elemento mais abundante.
Robin Hood zenginlerin mallarını çalıp fakirlere dağıtan bir kahramandır.Ele é um "Robin Hood ", que se supõe ter roubado dos ricos para dar aos pobres.
Uluköy kasabası doğal güzellikler yönünden zengindir.A cidade é rica em belezas naturais.
Tanen bakımından son derece zengindir.Aquele cara não é extremamente rico?
Bu nedenle çok zengin ve renkli bir folkloru vardır.A cidade possui um folclore rico e diversificado.
Oda zengince döşenmiş ve süslenmiştir.O palácio foi ricamente mobilado e decorado.
16. ve 17. yy. şehir zenginliğini korudu.Os séculos XVII e XVIII foram ruins para a cidade.
Güney Araştırmasıyla Abell'in orijinal Kuzey Araştırmasına 1,361 zengin küme daha ilave edilmiştir.O Levantamento Austral juntou mais 1361 aglomerados ricos à estatística de aglomerados Abell.
Sulak alanlar, yeryüzünün en zengin ve en üretken ekosistemlerini oluşturmaktadır.São tidas como um dos mais ricos e dinâmicos ecossistemas da Terra.
1299 yılında serbest bırakıldıktan sonra zengin bir tüccar olmuş, evlenmiş ve üç çocuğu olmuştur.Foi libertado em 1299, tornando-se um rico mercador.
Premier League'de, dünyanın en zengin futbol kulüplerinden bazıları mücadele eder.Em termos de futebol mundial, os clubes da Premier League são alguns dos mais ricos do mundo.
Ailesi Şam'ın zengin ailelerinden biriydi.Seus pais eram bons amigos de Shiba.
Adada çok zengin bir doğal yaşam vardır.Nas ilhas há uma importante vida selvagem.
O nedenle zengin bir iş imkanı sunar.É um excelente negócio que o enriquece.
Kanuni devrinde başdefterdarlığa kadar yükselmiş, büyük bir güce ve zenginliğe kavuşmuş bir devlet adamıdır.Ele apoiou Severo na administração do império e ficou muito rico e poderoso.
Bitki örtüsü çok zengin ve yoğun olup, yükselti kuşaklarına göre farklılaşmaktadır.A culinária sudestina é muito rica e diversa, variando de estado para estado.
Şimdi daha fazla ulusun zenginliği (İngilizce).National Heritage List for England (em inglês).
Memlûklere bağlı zengin topraklardan gelen vergiler önemli bir gelir kaynağıydı.Os ricos presentes que Mozart recebia em suas viagens, contudo, eram uma significativa compensação.
Bunun nedeni zengin petrol yataklarının bulunmasıdır.Isto deve-se à presença de óleos essenciais.
Bu zengin tip eğlenceye düşkündür ve etrafına para saçar.Acha engraçado quando o comerciante fica irritado quando perde dinheiro.
Zaman zaman zengin kesimin nüfuz göstergesi, yanında bulundurduğu köle sayısı olmaktaydı.O status social de um homem era medido em função do número de escravos que possuía.
Benzer şekilde, ekonomi bir varlık zenginliğini tutulabilen bir formdur.Dessa maneira, a propriedade deve possuir/representar uma riqueza social.
Ferdinand Griffon (Jean-Paul Belmondo)'un zengin bir kadınla mutsuz bir evliliği vardır.Ferdinand Griffon (Jean-Paul Belmondo) é um professor de língua espanhola casado com uma italiana.
Sonraki yıllarda Rusya'daki zengin kesimin de desteğiyle kadroyu daha da güçlendirme çalışmaları yapıldı.Nos últimos anos, com o apoio da Rússia, melhorou a qualidade de vida de seus habitantes.
Dorothea Brooke — Büyük işler yapmayı hedefleyen akıllı, zengin bir genç kadın.Doroteia Brooke – É uma mulher inteligente e abastada, com grandes aspirações.
Orada geç 1345 ya da erken 1346 tarihinde saray unvanlarından mahrum ve oldukça zengin öldü.Lá ele morreu, privado de seu posto cortesão e considerável riqueza, no final de 1345 ou começo de 1346.
Kasaba zenginleşmeye başladı.A cidade começava a progredir.
8 yıl sonra, zenginlik içinde Paris'te öldü.Morreu oito anos depois, na Espanha.
8 Leleg yerleşiminden en zengini.E o mais forte dos 8 Reis Demônios.
Draco Malfoy, çok zengin bir ailenin çocuğudur.Nasceu assim como Draco Malfoy, em uma família muito rica.
Burası kısaca zengin bir bölgeymiş.É uma região riquíssima.
Estonya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Sovyetler Birliği'nin en zengin cumhuriyetlerinden biriydi.A Ucrânia era uma das repúblicas mais ricas da União Soviética.
Diyaloglarla zenginleştirdi, karizmatik karakterler yarattı.Tem hábitos gregários, formando grandes cardumes.
Ebeveynleri zengin çiftlik sahipleri Leo ve Inez Wong'tur.Leo Wong e Inez Wong são os pais muito ricos de Amy Wong.
Maxablanty Ailesi: Çok zengindirler.De acordo com Sheldon, eles são ricos.
Zenginler de Ağlar: (İspanyolca: Los Ricos También Lloran): 1978 Meksika yapımı televizyon dizisi.Gotita de gente (lit. Gotinha de Gente) é uma telenovela mexicana produzida pela Televisa em 1978.
Uzun ve çok zor bir yolculuktan sonra Ayet’in güçlü ve zengin krallığına varırlar.Após uma longa travessia, eles chegam a terra firme sãos e salvos.
Esav, çok zengin oldu.Scheidt até ficou bastante rico.
Nathaniel Archibald kitapta yakışıklı, zengin ve elitlerin okulu St. Jude Erkek Okulunda lakros oyuncusudur.Nathaniel Archibald é um "WASP lacrosse player" na escola da elite para o St. Jude's Boys.
Hükümranlığı dönemince ailesinin üyelerinin güçlenmesine ve zenginleşmesine çalışmıştır.No final do seu reinado, conseguiu fazer com que os seus territórios se tornassem seguros e prósperos.
Soya fasulyesi protein bakımından zengindir.A beterraba é rica em açúcares.
Bu portreler genellikle zengin sosyete kadınları ve finanscıların eşlerinin veya gözdelerinin resimleri idi.Com frequência, essas revistas contém fotografias de mulheres e/ou homens atraentes.
En büyük emeli zengin olmaktır, sürekli Amerika hayaliyle yaşar (s.O Engenheiro imagina a nova vida extravagante que ele vai levar na América ("The American Dream").
Zenginliği de fakirliği de yaşamıştır.A diversidade também produziu riqueza cultural.
Atıf Yılmaz Zengin Mutfağı, 1988, Yön.Daqui em diante só há dragões, Venda Nova, 1988.
En zengin adam olmak için her şeyi yapar.Tornou-se o homem mais rico do planeta.
Toprağı zengin, oksijeni boldur.A água é cristalina e rica em oxigénio.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod