2002 yılında Dünyanın en zengin dördüncü kişisi oldu.En mars 2010, il était la 12e personne la plus riche au monde.
Zenobia'nın bundan sonraki yaşamı hakkında elde kesin bilgiler yoktur.Zénobie ne sait pas encore grand-chose sur cette maison.
Zengin ve nüfuz sahibi Britanya Yahudisi bir ailenin parçasıydı.Sa famille, riche et instruite, faisait partie de l'aristocratie juive.
Robin Hood zenginlerin mallarını çalıp fakirlere dağıtan bir kahramandır.Sorte de Robin des Bois japonais, il vole les riches pour distribuer aux pauvres.
Zenica-Doboj Kantonu'na bağlıdır.Nguissar dépend du canton de Douvangar.
Zengin uyağın özel bir durumudur.Un jeune renard constitue un cas particulier.
Club América dünyanın en zengin futbol kulüplerinden birisidir.Ce qui en fait un des clubs les plus vieux du soccer américain.
Deniz ürünleri zenginliğinin yanı sıra Dünya'nın en kaliteli kiremitleri burada üretiliyor.La qualité des matières premières étant de la plus haute importance, elles sont fabriquées sur place.
Çünkü bunun için ben güçlüyüm. hayvancılık yapacağız ve zengin olacağız.Et aujourd'hui, comme vous savez, je suis célèbre, je suis riche.
Özel hayatları didik didik edilen kızlar,dünyanın ünlü ve zengin erkekleriyle de anılıyorlardı.Le genre de garçons qu'elle fréquente sont des célébrités ou des gosses de riches.
Zend adı Zeev ve Andi'nin kısmi bileşimine dayanmaktadır.Le nom "Zend" est un mot-valise de leurs prénoms, Zeev et Andi.
Devreye girdikten sonra daha fazla zenginleştirme gerekmez.Une fois la prothèse placée, il ne faut plus effectuer de retouches.
İlçe Jeotermal Kaynak Suları açısından da oldukça zengindir.Le gypse est aussi un dépôt de précipitation assez commun à partir de sources thermales.
Amsterdam büyüdü ve zenginleşti.L’église s’agrandit et s’enrichit.
Bu nedenle şehir çok zengin oldu.La ville devint alors très pauvre.
1135 - Zengi Şam'ı ele geçirmeye çalışır fakat başaramaz.En 1325, il tenta de conquérir la Sicile, mais sans succès.
Bu yönde ortaya koyduğu zengin tartışmalarla, zamanının en etkili filozoflarından biri olmuştur.La fortune de Le Ber fit de lui une des personnalités les plus influentes de son temps.
Çok zengindir.Elle est riche.
Maden yatakları zengin bir alman şehridir.Dorsten est une ville allemande.
Kurucusu 2008 yılında dünyanın en zengini olan milyarder Warren Buffett'tir.Le milliardaire Warren Buffett l'a rachetée en 1998.
Babası, zengin bir tüccar idi.Son père était un riche commerçant.
Danimarka kültürü zengin bir entelektüel ve sanatsal mirasa sahiptir.Écrivains La Côte d'Ivoire possède une grande richesse intellectuelle et culturelle.
Filmin konusu ise çok zengin olan iki kız kardeşin hayatı idi.Le film est l’histoire de deux frères.
XVI-XVII yüzyıllarda, da farklı binalar eklenerek zenginleştirilmiştir.Au cours des XVIe et XVIIe siècles, les constructions se multiplient.
O zengin oldu.Él se ha hecho rico.
Fakir olmayı zengin olmaya tercih ederim.Prefiero ser pobre a ser rico.
Van Horn ailesi zengindi.La familia Van Horn era rica.
Sağlık zenginlikten daha önemlidir.La salud es más importante que la riqueza.
Ben zenginleri sevmiyorum.No me gustan los ricos.
O, dünyadaki en zengin adam.Él es el hombre más rico en el mundo.
Evimin önünde bir zen bahçesi olsaydı harika olurdu.Sería fantástico tener un jardín zen delante de mi casa.
Burada yaşayan herkes zengin değildir.No todos los que viven aquí son ricos.
O zengin ve bir dilenci gibi yaşıyor.Es rico y vive como un mendigo.
Amcam zengin.Mi tío es rico.
İnsanlar kadar zengin olurlarsa olsunlar, boşta olmamalılar.Por muy rico que uno sea, no debe estar ocioso.
O bu şehirdeki başka herkesten daha zengindir.Él es más rico que cualquiera en esta ciudad.
Bay Johnson, zengin bir adam.El señor Johnson es un hombre rico.
Tom, hızlı zengin olmak istiyor.Tom quiere hacerse rico rápido.
Zengin ama mutlu değil.Es rico, pero no es feliz.
Ben zengin bir adamdım.Yo era un hombre rico.
Zengin olduğunu biliyorum.Sé que eres rico.
O zengin doğdu.Él nació rico.
O onu zengin yaptı.Eso le hizo rico.
O, zengin bir adam için çalıştı.Él trabajó para un hombre rico.
Zengin bir adam için çalıştı.Él trabajó para un hombre rico.
Maaşıyla zengin olmayacak.Con su salario no se va a hacer rico.
Tom Mary'nin zengin olduğunu biliyordu.Tom sabía que Mary era rica.
Erkek kardeşim zengindir.Mi hermano es rico.
Babam zengindir.Mi padre es rico.
Onun çok zengin olduğunu söylerler.Dicen que es muy rico.
O zengin, ama mutlu değildir.Es rico, pero no feliz.
O, zengin olmaktan uzaktır.Está lejos de ser rico.
Onun zengin olduğunu düşündüm.Creía que era rico.
Onun zengin olduğu söylenmektedir.Se dice que era rica.
O, zengin bir adamla evliydi.Estaba casada con un hombre rico.
Zengin olsan ne yaparsın?¿Qué harías si fueras rico?
Daha önce zenginmiş gibi görünüyor.Parece haber sido rico en el pasado.
Tom zengin ve ünlü olmak istiyor.Tom quiere hacerse rico y famoso.
Zengin olmak istiyorum.Quiero ser rico.
Tom'un zengin bir kadınla evlendiğini duydum.He oído decir que Tom se ha casado con una mujer rica.