Ana içeriğe geç
Sözlük

zen ile cümle

zen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
İtalya bölgesinin en zengin ve en endüstrileşmiş bölgelerinden birisidir.La province est l'une des plus productives et des plus riches d'Italie.
Ama esas istediği bu zengin kadınlarain servetleridir.Scott visait spécialement les femmes riches.
Birçoğu onun politik inançları ve ekonomik zenginliğinin kesişmesiyle ilgilidir.Il critique notamment les notions d'efficacité économique et de rationalité économique.
Brabantio - bir Venedik Senatörü, Desdemona'nin babası ve Venedik'te zengin bir kişi.Brabantio est un sénateur vénitien, père de Desdémone, dans Othello ou le Maure de Venise.
Ek işi olan taksi şirketine gitmeyi boşverir ve zengin bir adam gibi bonkörce para harcamaya başlar.Au lieu de poursuivre la compagnie de taxis, elle envoie une boîte de bons cigares au conducteur.
1964 - Nobel Barış Ödülü zenci rahip Martin Luther King'e verildi.1964 : le prix Nobel de la paix est attribué à Martin Luther King.
Ailesi çok zengindir.Sa famille est très riche.
Meşhur bir Zen bahçesi kuzeybatı Kyoto'daki Ryōan-ji Tapınağı'nda bulunur.Le plus célèbre jardin zen est situé dans le temple Ryōan-ji de Kyoto, Japon.
Zenginliği, saygınlığı ve gücü temsil eder.Elle désire la reconnaissance, la fortune et le pouvoir.
Eylül 2005'te kızı Alice Zenobia Richmond'ı doğurdu ve doğum izni aldı.Elle est maman d'une petite Alice Zenobia Richmond née le 10 septembre 2005.
Ayrıca zengin mineral su kaynakları da vardır.Il y a également quelques sources d'eau minérale.
Özellikle köle ticaretinin sağladığı zengin ve parlak bir dönem yaşandı.Il devint riche et puissant notamment dans le commerce des esclaves.
Afganistan çok zengin bakır rezervine sahiptir.L'Afrique est réputée avoir un sous-sol extrêmement riche.
Zenon'a göre, Tanrı her şeydir.Pour Luther, c’est Dieu qui décide.
En son olarak Zeno kendisi gibi İsaurialı olan general Illus'u kendine düşman yapmıştı.Enfin, Zénon s’aliène le général Illus, isaurien lui aussi.
Zeno ve taraf değiştirmiş Illus, Harmatius'la müzakere etmek istediklerini bilirdiler.Raf et Sulfus veulent savoir qui leur veut du mal.
Nuredddin Zengi Hareketi, Temmuz 2012'de başlayan Halep çatışmalarının ilk safhalarından beri yerini almıştır.Cette offensive est considérée comme la plus importante depuis le début de la bataille en juillet 2012.
Hem fil hem de baobab ağacı ülkenin doğal zenginliklerini ifade etmektedir.L'éléphant et le baobab africain représente la nature et les fondements du pays.
"Beyaz Nouma Erkan Zengin".Vertu est racine, richesse est moisson ».
Zain'in ailesi çok zengindir.La famille de Royā, de son côté, est riche.
Mutfağı çok zengin olup, kırmızı et ağırlıklıdır.C'est une viande rouge au grain très marqué.
Denizlerde hayatın çok zengin olması bakımından en uygun ortamı oluşturur.Par contraste, la vie marine y est très riche.
Uranyum açısından çok zengin bir bölgedir.Le sous-sol est très riche (uranium).
Çok zengin bir adamdır.Il est un homme extrêmement riche.
İzlanda, bugün etkin durumda olan 30 kadar volkana ve zengin termal kaynaklarına sahiptir.Aujourd'hui existent en Italie au moins 80 ordres goliardiques actifs et vivants.
Zengin maden yataklarına sahip olan Yakutsk, 1632'de Lena Nehri kıyısında kuruldu.Iakoutsk a été fondé par un détachement de cosaques en 1632 sur la rive droite de la Léna.
869-883: Irak'ta siyah Afrikalı kölelerin zenci ayaklanması.869-883 : révolte des Zanj, esclaves noirs, en Irak, écrasée par les Abbassides.
Köyün arkeoloji Tarihi bakımından zengin olduğu düşünülmektedir.Son fonds archéologique témoigne des richesses historiques de la cité.
C vitamini açısından oldukça zengindir.Sa richesse en vitamine C est élevée.
Nihayet Memphis, Tennessee'de zengin bir pamuk tüccarı oldu.Duvivier est devenu un homme d'affaires astucieux à Louisbourg.
Zenne eski dilde kadın demektir.Cet article concerne la langue matore.
Zengin, 2010'un başında Eskişehirspor'a kiralandı.Plainte avait été déposée auprès de la HALDE par un invité à un mariage début 2010.
Köy ünlü yemek zenginliğine sahiptir.La commune de connaît une gastronomie riche.
Bitki örtüsü yönünden zengin olup endemik türler de bulunmaktadır.L'écosystème de la Réunion est riche en termes d'espèces endémiques.
Bu zengin tip eğlenceye düşkündür ve etrafına para saçar.C'est une riche mondaine qui aime colporter des ragots de toutes sortes.
Bu havza, bioçeşitlilik açısından dünyanın en zengin bölgelerinden biridir.Cette région est l'une des plus riches du monde en matière de biodiversité.
Aşırı zenginlik ve yoksulluk kaldırılmalıdır.La richesse naturelle entraîne pauvreté et misère.
Adam çok zengin ve güçlü biri olmuştur.C'est un homme riche et puissant.
Ferdinand Griffon (Jean-Paul Belmondo)'un zengin bir kadınla mutsuz bir evliliği vardır.Philip Marshall (Charles Laughton) est un homme malheureux dans son mariage.
Lizbon bölgesi Avrupa Birliği ortalamasının üzerindeki refah düzeyi ile Portekiz’in en zengin bölgesidir.Lisbonne est la ville la plus riche du Portugal avec un PIB par habitant supérieur à la moyenne européenne.
Genç, güzel ve zengin bir kızı bir arabanın takip ettiğini ve arabadaki adamla tartıştığını görürler.Une femme riche, belle, active, renverse un homme sur la route.
Rothschild ailesi son 200 yıldır, dünyanın en zengin ve nüfuzlu ailesidir.Depuis plus de 200 ans, la banque Rothschild est au cœur des marchés financiers mondiaux.
Yumurta sarısı, vitamin, mineral, lipit ve protein bakımından zengindir.De plus, il est riche en minéraux, vitamines et protéines.
Sadece alkol almak ve zengin koca bulmakla ilgilenmektedir.Il ne s'intéressait qu'aux femmes et à l'alcool.
Kasım 1984'te, üç zengin iş adamı ortaklığı satın alarak El Nisr Yayımcılık olarak yeniden biçimlendirdiler.En avril 1980, les trois collègues ont réuni suffisamment de fonds pour produire par eux-mêmes The Rocket.
Böylece karıkoca o dönemde İngiltere'deki en zengin kişiler arasına girdiler.Il est à l'époque, l'un des hommes les plus riches en Angleterre.
Zenginliği de fakirliği de yaşamıştır.L'opposition de la richesse, est la pauvreté.
Bulabidiği bütün kitapları satın almış ve zengin bir kütüphane oluşturmuştur.C'est sans doute là-bas qu'il prend goût pour les livres enluminés et se constitue une riche bibliothèque.
Yaşadığı şehirdeki en zengin kızlardan biridir.C'est une des villes les plus riches du pays.
Kalker madeni bakımından zengin bir mahalledir.Le département est une zone riche en minéraux.
Park, nadir hayvan ve bitki türleri bakımından da zengindir.Il s'enrichit au fil du temps d'animaux et de végétaux rares.
Zen Budistleri Vietnam'a Çin'den giriş yaparlar.Des zombies débarquent à Hong Kong.
Mevlâna İdris Zengin (d.Ürək yaman şeydir (Déchirant).
Nişastaca zengindirler.Agachon (affût) des Blaquières.
Ayrıca dünyaya gelmiş en zengin insan ve peygamberdir.Il en est l'homme le plus riche et le plus influent, ainsi que le fondateur.
Çok zengin ve görkemli bir toplantıdır.C’est une grosse et riche fondation.
Bu isim mahallede yaşayan zengin bir kişiden gelmektedir.Le nom vient d'un riche marchand habitant dans l'une de ces venelles.
Çetin Özder zengin iş adamı.Personne ne résiste à cet homme d’affaires richissime.
Böylesine zengin kaynaklara sahip olmak Filip'e Yunanistan üzerinde daha etkili olma fikrini verdi.Philippe y voit l'occasion de pousser son influence en Grèce centrale de façon définitive.
En çok hedefinde olanlar ise Yahudiler ve zencilerdir.Mais leurs principales cibles sont les Noirs ou les immigrés.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
zen ile cümle - Sayfa 45 - zen kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App