zen ile cümle

zen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Bu karşılaşmadan sonra onun ilgisi hoşuna giden Feriha, kendini onlara zengin bir ailenin kızı olarak tanıtır.Danach wird das Frühstück, auf das sich alle freuten, an eine arme Familie verschenkt.
Balıkçılar için zengin bir avlanma noktasıdır.Dies ist ein wahres Paradies für Fischer.
Eserleri sayesinde zengin oldu.Mit seiner Arbeit gelangte er zu Reichtum.
O dönemde erzak pahalıysa insanlar zengin, erzak ucuzsa insanlar yoksul demektir.Die Löhne waren gering, Arbeiter reichlich vorhanden und Rohstoffe billiger.
Ayrıca metal zenginliği Güneş'le benzerdir.Die Metallizität ähnelt derjenigen in der solaren Nachbarschaft.
Kraliyet tarafından zenginlik ve ihtişama boğulur.Reich beschädigt oder Im Glorienschein der Armut.
Bu yumrular nişasta bakımından zengin olduğundan önemli bir besin maddesidir.Das Massiv ist wegen seiner Höhe ein Regenfänger.
Ayrıca Zeus'tan daha zengindir.Sie ist somit reicher als Miles.
Siyasi güçlerinin boyutuna rağmen azledilmişler mevkilerinden ötürü zengin olmayı başarmışlardı.Unabhängig vom Umfang ihrer politischen Stärke konnten die Freigelassen großen Reichtum anhäufen.
Kasaba 16. ve 17. yüzyılda yün ticareti sayesinde zenginleşti.Argentat entwickelte sich im 16. und 17. Jahrhundert zu einem wohlhabenden Städtchen.
Gerek fakir gerek zengin olsun.Peter ist arm und will unbedingt reich werden.
Bu yüzden tip I metal zengini olarak adlandırılırken tip II metal fakiri olarak adlandırılır.So bezeichnet man Typ I als „metallreich“, während man Typ II als „metallarm“ bezeichnet.
(Genel kullanımda Oça) Gari: Dilimlenmiş tatlı zencefil turşusu.Zeugen des Grauens: Handgefertigte Glasaugen.
Zen aynı zamanda paradoksal olarak, kendine özgü zengin bir yazılı literature de geliştirmiştir.Parallel dazu entstand mit den Jahren auch ein eigenständiges, erfolgreiches literarisches Œuvre.
Cezayir, Afrika kıtasının en zengin ülkelerinden biridir.Kasachstan ist eines der rohstoffreichsten Länder der Erde.
Japonya'nın dünyanın en zengin ülkesi olduğu söyleniyor.On dit que le Japon est le pays le plus riche du monde.
Bu ülke doğal kaynak açısından zengindir.Ce pays abonde en ressources naturelles.
Zengin yaşamak zengin ölmekten iyidir.Il est mieux de vivre en étant riche que de mourir riche.
Zenginler her zaman mutlu değildir.Les riches ne sont pas toujours heureux.
Burada yaşayan herkes zengin değil.Tous ceux qui résident ici ne sont pas riches.
Bu tabloyu satın almış olsaydım, şimdi zengin olurdum.Si j'avais acheté ce tableau autrefois, maintenant je serais riche.
O zamanlar, zengindik.À cette époque, nous étions riches.
Zengin insanlar, ilginçtir ki, fakirlerden daha cimridir.Curieusement, les gens riches tendent à être plus radins que les pauvres.
O, dünyadaki en zengin adam.C'est l'homme le plus riche de la Terre.
Tüm zenginliğine rağmen, hâlâ cimri.En dépit de toute sa richesse, il est encore radin.
Ne kadar zengin olursak olalım, gerçek bir aşkı satın alamayız.Qu'importe combien on est riche, on ne peut acquérir le véritable amour.
Babam zengindir.Mon père est riche.
İnsanların en zengini tutumlu olandır; en fakiri ise cimri olan.Le plus riche des hommes, c'est l'économe; le plus pauvre, c'est l'avare.
Bizim komşumuz zengin bu yüzden 3 Porsche'ye sahip.Notre voisin est riche, car il possède trois Porsche.
Senin gibi zengindim.J'étais riche comme toi.
Ananas sitrik asitçe zengindir.L'ananas est riche en acide citrique.
Mary zengin bir kadın.Marie est une femme riche.
Zenginlerin parasında her zaman yoksul teri vardır.Il y a toujours de la sueur de pauvre dans l'argent des riches.
Boulton başarılı bir iş adamı olduğunu kanıtladı ve her ikisi de zengin oldular.Boulton s’est avéré excellent homme d’affaires et les deux hommes ont fini par faire fortune.
Genellikle vitaminlerle zenginleştirilmişlerdir.Ils sont souvent enrichis en vitamines.
Yeraltı kaynakları bakımından zengindirler.Pégomancie : divination par les sources.
Babası Ebû Salih Musa Zengidost'tur.Ne reconnaît-il pas, par là-même, la supériorité de la Moïra ?
484-488: İmparator Zeno'ya karşı Illus ve Leontius'un isyanı.484-488 : rébellion d'Illus et Léonce contre l'empereur Zénon.
PC Gamer ayrıca, yazımın "zengin" ve "hatırlatıcı" olduğunu söyleyerek övgüde bulundu.PC Gamer a également salué l'écriture, disant qu'elle est "riche" et "évocatrice".
Ancak demir bakımından zengindir.Il est riche en fer.
Norwich şehri çok zengin mimarı eserlerine sahiptir.Norwich possède une grande richesse architecturale.
Babası zengindir.Son père est riche.
Zengin ve Saygın kişiler bulunmaktadır.Il s'agit en tout cas de personnes riches et respectées.
Akıllı, bilgili ve eğitimli olan Ani Hatun, "Hace-i Zenan (Kadınların Hocası)" lakabıyla anılmıştır.Le ʿālim est celui qui détient la science (ʿilm), mot de la racine verbale عَلَمَ , savoir, connaissance.
Fauna zengin ve çeşitlidir.La faune est riche et variée.
Günümüzde Batı Avrupa'nın en zengin müzelerinden biri haline gelmiştir.C'est aujourd'hui un des musées les plus riches d'Europe orientale.
Zenci sadece bir sözcük."La Patrie n'est qu'un mot pour eux ».
Babası imparatorluk sarayında zengin bir bürokrattı.Son père est un riche dignitaire du palais impérial.
Basiliscus'un Zenonis adlı bir eşi ve en az bir oğlu (Marcus) olduğu bilinir.On sait que Basiliscus a une femme, Zenonis, et au moins un fils, Marcus.
Günlük olarak tüketilen gıdalar umami açısından zengindir.De nombreux aliments que nous consommons chaque jour sont riches en umami.
Bu eşyalara sahip olmak bir güç ve zenginlik göstergesi sayılmıştır.Tout cela indique une puissance et une richesse certaine.
İmparator Zeno 491'de öldüğünde hayatta çocuğu bulunmuyordu.L'empereur Zénon mourut le 9 avril 491, sans fils survivant.
Ticaret, ikisini de daha zengin yapacaktır.Ce faisant, il enrichit les deux.
Zencefilli kek, Avrupalı yerleşimcilerle birlikte Amerika'ya geldi.La patate douce arriva à la suite de contacts avec l’Amérique.
Bu sebeple Roma'nın en zengin adamlarından olan Marcus Licinius Crassus'a başvurdu.Ils demandent donc le secours de Crassus, l'homme le plus riche de Rome.
Dorothea Brooke — Büyük işler yapmayı hedefleyen akıllı, zengin bir genç kadın.Dorothea Brooke — est une très belle jeune femme riche et intelligente aux grandes ambitions.
Şiirleri hem ele aldığı konu bakımından hem de kafiye yapısı bakımından çeşitli ve zengindir.Elle possède un sceptre, qui lui est propre et différent de Nikê (celui de Saori).
Yemeklik baklagiller de (bakla, mercimek, bezelye, nohut) nişasta bakımından zengindir.Un polyèdre noble (en) est à la fois isoédrique (en) (faces égales) et isogonal (de coins égaux).
Bolkonskiler eski, saygın ve zengin bir ailedir.Les Hauts Elfes sont un peuple très ancien, fier et brave.
Annesi zengin bir tüccarın kızı idi.Elle est la fille d'un riche marchand.

İlgili Sayfalar