Amonyum zayıf bir asit.KAtion amonowy to słaby kwas.
Amonyum zayıf bir asit.L'ammonio è un acido debole.
Amonyum zayıf bir asit.Το αμμώνιο είναι ασθενές οξύ.
Ancak dizlerim ise bir o kadar zayıftı.Pero mis rodillas eran muy débiles
Ancak, fark ettiğiniz şu ki; zayıf tarafları var.Aber man sieht, dass er eine Achillesferse hat.
Ancak, fark ettiğiniz şu ki; zayıf tarafları var. Bu markanın zayıf noktaları var.Zdajemy sobie sprawę, że ta marka ma piętę achillesową.
Ancak, fark ettiğiniz şu ki; zayıf tarafları var.그러나 그것이 약점을 가졌다는 것을 알아야 할 것입니다
Ancak, fark ettiğiniz şu ki; zayıf tarafları var.Maar je realiseert je dat het merk een achilleshiel heeft.
Ancak, fark ettiğiniz şu ki; zayıf tarafları var.Noterete che ha un tallone d'Achille.
Ancak, fark ettiğiniz şu ki; zayıf tarafları var.Pero tiene su talón de Aquiles.
Ancak, fark ettiğiniz şu ki; zayıf tarafları var.Tapi Anda akan menyadari bahwa terorisme memiliki kelemahan.
Ancak, fark ettiğiniz şu ki; zayıf tarafları var.Но что следует понять — у него есть ранимое место.
Ancak, fark ettiğiniz şu ki; zayıf tarafları var.אבל אז מבינים שיש לזה עקב אכילס.
Ancak, fark ettiğiniz şu ki; zayıf tarafları var.لكنكم ستلاحظون أن للإرهاب نقطة ضعف مميتة.
Ancak, fark ettiğiniz şu ki; zayıf tarafları var.そう このブランドには弱点があるのです
Ancak nispeten zayıf zırhının dezavantajını, Amerikan tankının etkili açılarıyla kapatır.Cependant, le blindage relativement faible de ce char américain est compensé par des angles très efficaces.
Ancak nispeten zayıf zırhının dezavantajını, Amerikan tankının etkili açılarıyla kapatır.Relativně slabý pancíř amerického tanku je však kompenzován účinnými úhly.
Ancak sadece endüstriyel merkezileşmeye güvenmek bağımlılığı besler ve ekonomik zayıflık yaratır.Pero depender únicamente de la centralización industrial produce dependencia y vulnerabilidad económica.
Ancak sadece endüstriyel merkezileşmeye güvenmek bağımlılığı besler ve ekonomik zayıflık yaratır.Но доверие только промышленной централизации вызывает зависимость и создаёт экономическую уязвимость.
Ancak size zayıf etkileşimin ne yaptığına dair bir örnek vermek istiyorum.Místo toho vám chci dát příklad, co slabá interakce dělá.
Ancak zayıf etkileşim genel anlamda budur.Ось що робить слабка взаємодія.
Aradaki büyük uzaklık, kütleçekimi oldukça zayıflattığından, yörüngelerinde yavaş yavaş gezerlerdi.Distanța mare reduce gravitația la o forță nesemnicativă, astfel încăt se mișcă lejer pe orbită.
Aradaki büyük uzaklık, kütleçekimi oldukça zayıflattığından, yörüngelerinde yavaş yavaş gezerlerdi.광대한 거리로 인해 중력은 가볍게 잡아당기는 정도로 줄어들어 별들은 자신의 궤도를 느긋하게 움직입니다.
Aradaki büyük uzaklık, kütleçekimi oldukça zayıflattığından, yörüngelerinde yavaş yavaş gezerlerdi.La gran distancia reduce la gravedad a una suave atracción, por lo que se mueven relajadamente en sus órbitas.
Aradaki büyük uzaklık, kütleçekimi oldukça zayıflattığından, yörüngelerinde yavaş yavaş gezerlerdi.Η μεγάλη τους απόστασή μειώνει τη βαρύτητα σε ένα απαλό τράβηγμα, έτσι κινούνται χαλαρά στην τροχιά τους.
Aradaki büyük uzaklık, kütleçekimi oldukça zayıflattığından, yörüngelerinde yavaş yavaş gezerlerdi.המרחק העצום שלהם מקטין את הכבידה למשיכה עדינה, אז הם נעים באיטיות במסלולים שלהם.
Aradaki büyük uzaklık, kütleçekimi oldukça zayıflattığından, yörüngelerinde yavaş yavaş gezerlerdi.المسافة الكبيرة تضعف الجاذبية لتجعلها بقوة لعبة شد الحبل. لدى فإنها تتحرك ببطء في مداراتها.
Aradaki büyük uzaklık, kütleçekimi oldukça zayıflattığından, yörüngelerinde yavaş yavaş gezerlerdi.星達はのんびりと軌道上を動くのです この予測をもとに 科学者達は銀河を観察し 星の速度を測定してきました
Aradaki farklar, verilerin zayıflığından daha büyük.A küllönbségek sokkal nagyobbak, mint az adatok gyengesége.
Aradaki farklar, verilerin zayıflığından daha büyük.As diferenças são muito maiores do que a fragilidade dos dados.
Aradaki farklar, verilerin zayıflığından daha büyük.Die Unterschiede sind viel größer als Daten schlecht sind.
Aradaki farklar, verilerin zayıflığından daha büyük.Diferenţele sunt mult mai mari decât slăbiciunile datelor.
Aradaki farklar, verilerin zayıflığından daha büyük. Doğu Avrupa:Różnice są znacznie większe niż słabość danych.
Aradaki farklar, verilerin zayıflığından daha büyük.Forskellene er meget større, end svaghederne i data.
Aradaki farklar, verilerin zayıflığından daha büyük.Kambozha, Singapore. Erot ovat paljon suurempia kuin tietojen heikkous.
Aradaki farklar, verilerin zayıflığından daha büyük.Las diferencias son mucho más grandes que los errores de los datos.
Aradaki farklar, verilerin zayıflığından daha büyük.Le differenze sono ben superiori alla debolezza dei dati.
Aradaki farklar, verilerin zayıflığından daha büyük.Les différences sont plus importantes que la faiblesse des données.
Aradaki farklar, verilerin zayıflığından daha büyük.Perbedaannya jauh lebih besar dari kelemahan dalam datanya.
Aradaki farklar, verilerin zayıflığından daha büyük.Skillnaderna är mycket större än den statistiska osäkerheten.
Aradaki farklar, verilerin zayıflığından daha büyük.Sự khác biệt là rất lớn lớn hơn cả lỗi của số liệu.
Aradaki farklar, verilerin zayıflığından daha büyük.Οι διαφορές είναι πολύ μεγαλύτερες από την ασθενικότητα των δεδομένων.
Aradaki farklar, verilerin zayıflığından daha büyük.Разликите са много по големи от несигурността в данните.
Aradaki farklar, verilerin zayıflığından daha büyük.Различия намного значительнее, чем неопределенность данных.
Aradaki farklar, verilerin zayıflığından daha büyük.Різниця значно більша, ніж похибка даних.
Artık zayıf baz ve zayıf asit kelimelerini kullanmamıza gerek yok.A my uvidíme, že nemusíte používat slabou kyselinu nebo slabou bázi.
Artık zayıf baz ve zayıf asit kelimelerini kullanmamıza gerek yok.En we zullen zien dat je eigenlijk geen gebruik hoeft te maken van een zwak zuur of zwakke base.
Artık zayıf baz ve zayıf asit kelimelerini kullanmamıza gerek yok.És láthatjuk, hogy így nem kell használnunk a gyengye sav és gyenge bázis kifejezéseket.
Artık zayıf baz ve zayıf asit kelimelerini kullanmamıza gerek yok.Et on verra qu'en fait, on est pas obliger d'utiliser un acide ou une base faible.
Artık zayıf baz ve zayıf asit kelimelerini kullanmamıza gerek yok.I teraz już widać, że nie musisz dodawać w tym przypadku przymiotnika "słaby".
Artık zayıf baz ve zayıf asit kelimelerini kullanmamıza gerek yok.Vedremo infatti che non dobbiamo usare per forza acidi o basi deboli.
Artık zayıf baz ve zayıf asit kelimelerini kullanmamıza gerek yok.Και βλέπουμε οτι δε χρειάζεται ασθενές οξύ ή ασθενής βάση.
Aslında, kişisel becerileri biraz zayıf biriyim.En realidad, soy un poco torpe en el trato social.
Aslında, kişisel becerileri biraz zayıf biriyim.사실은 제가... 대인 관계에 좀 많이 서툴러요
Aslında, kişisel becerileri biraz zayıf biriyim.Na verdade, sou um pouco ruim no trato social.
Aslında, kişisel becerileri biraz zayıf biriyim.Sebenarnya, aku lemah dalam hal perorangan
Aslında, kişisel becerileri biraz zayıf biriyim.Чесно кажучи, я не сильний у взаєминах між людьми.
Aslında, kişisel becerileri biraz zayıf biriyim.في الواقع, انا ضعيف قليلاً .في مهارات التعامل مع الناس
Atmosferi bizimkinden daha zayıf olsa da benzer boyutlara ve benzer sıcaklık aralıklarına sahipler.Co prawda jego atmosfera jest rzadsza niż ziemska, ale zbliżone są warunki temperaturowe.
Atmosferi bizimkinden daha zayıf olsa da benzer boyutlara ve benzer sıcaklık aralıklarına sahipler.Đúng là khí quyển của nó yếu hơn trái đất, nhưng nó có cùng kích cỡ và có nền nhiệt giống trái đất.