İnce, zayıf bir kuştur.Tylus, atsargus paukštis.
Yeni doğan bebekler de daha güçsüz ve zayıf doğmaya başlamıştır.Atitinkamai mažesnių naujagimių oda plonesnė ir pasiraukšlėjusi.
Buralardaki ağaç kümeleri (Yüksek Mezarlık'ın karşısı hariç) küçük boylu, gölgesi zayıf söğüt ağaçlarıydı.Paviršių dengia krūmokšniai, nedideli medžiai – aukščiau veši kalnų pievos.
Bu değer zayıf kimyasal bağ oluşturur.Jie naudojami kaip nemirtinasis cheminis ginklas.
Stüdyo finansal olarak oldukça zayıftı.Šalis ekonomiškai silpna.
Bu tasarım zayıf, sadece birkaç gün sürüyordu.Šis persidažymas vyksta negreitai, o trunka apie 3 dienas.
Süveyş Krizi, Britanya'nın Orta Doğu'daki gücünü zayıflatsa da tamamen yok etmedi.Suessi kriisi tõttu nõrgenes brittide võim Lähis-Idas, kuid ei kadunud täielikult.
Çin zayıflamıştı.Hiinat tabas külmalaine.
Bu yöntem zayıf roketli araçların geleneksel kalkış yöntemidir.See on klassikaliste rakettide tavapärane startimise viis.
Bu reformlar Champlain'ın ölümünün ardından gücü elinde tutan Quebec Piskoposu'nun zayıflamasına yol açtı.Need reformid piirasid Québeci piiskopi võimu, kelle käes oli olnud suurim võim pärast Champlaini surma.
Nihayet, Pioneer 10'dan çok zayıf sinyal alındı.Viimane nõrk signaal Pioneer 10-lt saabus 2003.
Venedik Cumhuriyeti'nin stratejik durumu gayet zayıftı.Leedu Vabariigi ajutiseks pealinnaks sai Kaunas.
Ancak bu dönemde kendi sağlığı da ciddi ölçüde zayıflamayı sürdürdü.Ta enda tervis sel ajal aga halvenes.
Her analizör tipi kendi güçlü ve zayıf yanlarını barındırır.Igal analüsaatoritüübil on omad tugevused ja nõrkused.
Fakat bu sistemin de zayıf tarafları vardı.Samas olid sel süsteemil ka omad puudused.
"Dışarıda kalan, hem güçlü hem de zayıftır.Seal on paratamatus nii tugeva kui ka nõrga jaoks.
Bu Brezilya tarihinde en büyük zayiat veren yangın olmuştur.Ta on kõige edukam Brasiilia ujuja läbi aegade.
Stüdyo finansal olarak oldukça zayıftı.Keskuse rahastus on valdavalt projektipõhine.
Zayıf yönü hantal olmasıdır, pek hızlı hareket edemez.Kuna munarakk on nii suur ei suuda ta ise, aktiivselt liikuda.
Gittikçe zayıflayan hafızasına rağmen 2007 yılına kadar mesleğini sürdürmeye çalıştı.Praktiseeriva arstina jätkas ta tööd aastani 2007.
Bu sistem tiplerinin her birinin kendi güçlü ve zayıf yanları vardır.Igal neist on oma tugevad ja nõrgad küljed.
İstanbul'da asayişin zayıf olduğu bir dönemde görev yaptı.Eesti taasiseseisvumise ajal oli palvela halvas seisukorras.
Yazarı, kendisini ve hatta zayıflığını kınar.Ta on oma kodumaad kritiseerinud ja isegi solvanud.
Bu durumda bu orduyu epey zayıflatmıştı.Samal ajal nõrgestas seda tohutu sõjaline jõupingutus.
İleri devrelerinde gözle fark edilen bir zayıflama görülür.Kuskil olla tagurpidi lendavaid parte nähtud.
Cooper bağlanmanın zayıflığının önemi olmayan çekici potansiyelin varlığında olduğunu göstermiştir.Cooper näitas, et selline paardumine toimub, kui on olemas kuitahes nõrk tõmbav potentsiaal.
Avarların ekonomik sistemi zayıftır ve göçebe hayvancılık üzerine kuruludur.Metslaste eksistents on avalik ja seda hoiavad ohjes hõimuseadused.
Ancak kraliçenin otoritesi zayıfladı.Tema võim vürstkonnas oli väga nõrk.
Çok zayıf düşmüş olan King, çöle doğru yürüdü.Kuningas, kes soovis minna suusatama, sõitis trammiga.
Nabız oldukça zayıflar.Väljundpinge pulseerib suures ulatuses.
Artık Hurkanus, zayıflamış Selevkos'a haraç ve vergi ödemek zorunda değildi.Igatahes selleks ajaks Rameau ei vajanud enam La Pouplinièrei rahalist toetust ega kaitset.
Zayıflatılmış uranyum'un özkütlesi 19,050 g/m³'tür.Loodusliku uraani tihedus normaaltingimustel on 19,05 g/cm³.
4) Zayıfsan cinsel tacizi bildirme.4) Não denuncie assédio sexual se você é magra.
4) Zayıfsan cinsel tacizi bildirme.4) Ne signalez pas un harcèlement sexuel si vous êtes mince.
4) Zayıfsan cinsel tacizi bildirme.4) No denuncies acoso sexual si estás delgada.
4) Zayıfsan cinsel tacizi bildirme.4) Non denunciare una molestia sessuale se sei magra.
4) Zayıfsan cinsel tacizi bildirme.4)Μην καταγγειλετε σεξουαλικη παρενόχληση αν είστε αδύνατη.
4) Zayıfsan cinsel tacizi bildirme.4) Не следует сообщать о сексуальном домогательстве, если слишком худая.
5) Zayıf değilsen cinsel tacizi bildirme.5) Não denuncie assédio sexual se você não for magra.
5) Zayıf değilsen cinsel tacizi bildirme.5) Ne signalez pas un harcèlement sexuel si vous n'êtes pas mince.
5) Zayıf değilsen cinsel tacizi bildirme.5) No denuncies acoso sexual si no estás delgada.
5) Zayıf değilsen cinsel tacizi bildirme.5) Non denunciare una molestia sessuale se non sei magra.
5) Zayıf değilsen cinsel tacizi bildirme.5)Μην καταγγειλετε σεξουαλικη παρενοχληση αν δεν ειστε αδυνατη.
5) Zayıf değilsen cinsel tacizi bildirme.5) Не следует сообщать о сексуальном домогательстве, если худобой не отличаешься.
Adımlarının gücü zayıflayacak, Kurduğu düzene kendi düşecek.Các bước mạnh bạo hắn sẽ bị cuồng đi, Chánh các mưu chước người sẽ đánh đổ người.
Adımlarının gücü zayıflayacak, Kurduğu düzene kendi düşecek.Các bước mạnh_bạo hắn sẽ bị cuồng đi , Chánh các mưu_chước người sẽ đánh_đổ người .
Adımlarının gücü zayıflayacak, Kurduğu düzene kendi düşecek.De zelfbewuste stap van de goddeloze mens verslapt en hij zal het slachtoffer worden van zijn eigen plannen.
Adımlarının gücü zayıflayacak, Kurduğu düzene kendi düşecek.Erõs léptei aprókká lesznek, saját tanácsa rontja meg õt.
Adımlarının gücü zayıflayacak, Kurduğu düzene kendi düşecek.Hänen väkevät askeleensa supistuvat ahtaalle, ja hänen oma neuvonsa kaataa hänet maahan.
Adımlarının gücü zayıflayacak, Kurduğu düzene kendi düşecek.hans kraftige Skridt bliver korte, han falder for eget Råd;
Adımlarının gücü zayıflayacak, Kurduğu düzene kendi düşecek.Hans kraftige skritt skal bli innsnevret, og hans eget råd styrte ham;
Adımlarının gücü zayıflayacak, Kurduğu düzene kendi düşecek.Hans väldiga steg skola stäckas, hans egna rådslag bringa honom på fall.
Adımlarının gücü zayıflayacak, Kurduğu düzene kendi düşecek.Il suo energico passo s'accorcerà e i suoi progetti lo faran precipitare
Adımlarının gücü zayıflayacak, Kurduğu düzene kendi düşecek.그 강한 걸음이 곤하여지고 그 베푼 꾀에 스스로 빠질 것이니
Adımlarının gücü zayıflayacak, Kurduğu düzene kendi düşecek.Koraki njegove moči pridejo v tesnobo, in svet njegov ga pahne v pogubo.
Adımlarının gücü zayıflayacak, Kurduğu düzene kendi düşecek.Langkahnya yang mantap menjadi terhuyung-huyung; rancangannya sendiri menyebabkan ia tersandung
Adımlarının gücü zayıflayacak, Kurduğu düzene kendi düşecek.Los pasos de su vigor son estrechados; su propio plan lo hace caer
Adımlarının gücü zayıflayacak, Kurduğu düzene kendi düşecek.Os seus passos firmes se estreitarão, e o seu próprio conselho o derribará.
Adımlarının gücü zayıflayacak, Kurduğu düzene kendi düşecek.Paşii lui cei puternici se vor strîmta; şi, cu toate opintirile lui, va cădea.
Adımlarının gücü zayıflayacak, Kurduğu düzene kendi düşecek.Ściśnione będą kroki siły jego, a porazi go rada jego.