Ana içeriğe geç
Sözlük

zayi ile cümle

zayi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Hem saptırma hem de tehdit mühimmatını imhaya yönelik tedbirlere karşı zayıflık göstermektedir.Division and betrayal pose a threat to the Mortals from within.
Adından da anlaşılacağı üzere, kuvvet oldukça zayıftır.His relative (Yifu) is weak.
409 yılına gelindiğinde Constantinus’un hakimiyeti zayıflamıştır.In 409 Constantine's control of his empire fell apart.
Bu levhalar sıvıyı manyetik alanlara bölebilir, bu alanlarda iletkenlik göreceli olarak zayıftır.These can divide the fluid into magnetic domains, inside of which the currents are relatively weak.
Rusya'da yaşanan fiyasko, Alman prenslerinin Fransa'ya bağlılığının zayıflamasına sebep oldu.The debacle in Russia loosened the French grip on the German princes.
Mezonlar kuarklardan oluştuğundan hem zayıf hem de güçlü etkileşime katılırlar.Since mesons are composed of quarks, they participate in both the weak and strong interactions.
Kuark dönem boyunca, elektrozayıf kuvvet elektromanyetik ve zayıf kuvvetten ayrılır.During the quark epoch, the electroweak force split into the electromagnetic and weak force.
Ancak, seçim zayıf olduğunda yanlı mutasyonlar fonksiyon kaybına rağmen evrimi etkileyebilirler.But when selection is weak, mutation bias towards loss of function can affect evolution.
1957 - ABD Vietnam'da ilk zayiatlarını verdi.1957 – Vietnam War: First United States casualties in Vietnam.
Ağırlık taşırken ipin belli yerlerini zedeleyip zayıflatmaz.If too heavy it will not rise above the plate; if too light it flies off.
Süveyş Krizi, Britanya'nın Orta Doğu'daki gücünü zayıflatsa da tamamen yok etmedi.While the Suez Crisis caused British power in the Middle East to weaken, it did not collapse.
Sigara içmeyi bırakmıştı ve gittikçe zayıflıyordu.He took to drinking and became increasingly violent.
Chip onu zayıflamış ve güzelleşmiş görünce çok şaşırır ve onu yemeğe davet eder.Seeing that he is poor and hungry, she invites him up to the house for a meal.
Şeyh Zayid Caddesi ile Ticaret Merkezi Döner Kavşağı sınırında bulunmaktadır.It is located along Sheikh Zayed Road at the Trade Centre Roundabout.
Bununla beraber nicelikleri artarken nitelikleri zayıflıyordu.Thereafter its importance steadily declined.
Akabinde Hürremiler harekatı da zayıflayarak dağıldı.With waves of decreasing amplitude, phase-locking also decreased.
Tıpkı bir “zayıf adam“ gibi.The same as "slab".
Böylece rakiplerin kuvvetli ve zayıf oldukları yönleri tespit edilmeye çalışılır.It is important to know how your competitors operate in addition to their strengths and weaknesses.
Bu savaş her iki tarafa da büyük zayiat verdirmişti.It would have saved a great deal of trouble on both sides.
LINER çekirdek zayıf iyonize gaz içerir.LINER nuclei contain weakly ionized gas.
(Nispeten zayıf gelgit gerilmeler hariç).Azlida Alimin (in Malay).
Fakat hiç zayiat olmamıştır..Despite this, he was not distressed.
Deniz piyadelerinin zayiatları hafif olmuştu.Marine casualties were light.
TF-X hava-hava muharebesinde F-35'in zayıflıklarını telafi etmek için tasarlanıyor.The TF-X is to compensate for some of the F-35's drawbacks in a close air combat.
Kuvvet oldukça zayıftır.My powers are pretty weak.
Fakat ordusu ağır zayiat vermişti.The army had suffered a severe loss.
Her zaman daha zayıfını rastlamadım ki..I never felt more alive ...
Güney Asya ile Sahra Altı Afrika tuvalet erişiminin en zayıf olduğu bölgelerdir.Southern Asia and Sub-Saharan Africa have the lowest access to toilets.
Abu Dabi'de Makta Köprüsü yakınında başlar ve Dubai'ye ulaştığında Şeyh Zayid Caddesi adını alır.The highway starts near Maqta Bridge in Abu Dhabi and becomes Sheikh Zayed Road in Dubai.
Zayıf ve daha az kullanılan eliptik eğrilere olan destek kaldırılmıştır.Therefore, colour using more natural, less harmful dye elements are being called for.
Dr. Ahtapot'un bedeni zayıflamıştır.Vaastu Vijnani Dr. Ganapati Sthapati.
Böylece bloklar hâlinde çıkartılarak zayiat önlenmektedir.Even the call to acquire a lock can block.
Ancak bir kere Palpatine O'nu zayıf noktasından yakalamıştır.He just took a hold of him in the stretch."
Bunun yanında kampta salgın hastalıklar da zayiata neden olmaktaydı.In addition, there was sickness in the camp.
Elektrik yükleri yoktur, türleri yoktur ve zayıf etkileşimlere katılmazlar.They have no electric charge, do not participate in the weak interactions, and have no flavor.
Fırtına gemi zayiatı da doğurmuştu.The storm also affected cruise ships.
Zayıf fakat çok çetin, gözü pek bir oyuncuydu.She was a small but surprisingly strong wrestler.
Reznik bir yıldır hiç uyuyamamıştır ve gitgide zayıflamaktadır.RazakSat failed after a year, and never became fully operational.
Raşi'ye göre Lea'nın gözleri zayıftı.The commentary of Rashi cites a Rabbinic interpretation of how Leah's eyes became weak.
Boomfist'in en ilginç özelliğiyse süt onun zayıf noktasıdır.The most interesting characteristic of the meadow jumping mouse is its saltatorial powers.
Dizleri zayıftı ve başı titrerdi.His knees were weak and gave way under him and his head shook.
Bu ispat zayıf büyük sayılar yasasını ispat etmek için kullanılan yönteme çok benzemektedir.For example, it can be used to prove the weak law of large numbers.
Zayid ayrıca 2008'de Adam Sandler'ın Zohan'a Bulaşma isimli filminde rol aldı.Zayid had a role in the 2008 Adam Sandler film, You Don't Mess with the Zohan.
Abbasiler döneminde ise bu ırkçı yaklaşım zayıflamıştır.With the development of a-life, that weak boundary is becoming weaker.
Zayıf hadislerin standart bir tasnifi yoktur.Acoustics does not have a similar standard.
Ayrıca Beta bozunumu ve zayıf etkileşim fiziğinde uzman deneyciydi.She was an expert experimentalist in beta decay and weak interaction physics.
Onun zayıf olarak tanımlanmasındaki en önemli sebep gösterdiği büyük hoşgörüdür.Her biggest weakness was considered to be her serve.
Windows RT cihazlarının zayıf satışından dolayı 17 Temmuz 2013'te kullanımdan kaldırıldı.It was discontinued on July 17, 2013, due to the poor sales of Windows RT devices.
Diğer bir deyişle, spektral dağılım zayıf olur.In other words, there is poor spectral dispersion.
Bu iki deniz muharebesini de Fransızlar büyük zayiat vererek kaybettiler.The two other French vessels escaped early in the engagement.
"Etrafındakileri hem kullan hem zayıflat ki, aralarında bir tek sen güçlü kalasın." der.Be Quiet and Drive (Far Away): "Be Quiet and Drive (Far Away)".
Bolivya Güney Amerika'nın en zayıf takımlarından biri.Bolivia is one of the poorest countries in South America.
Bunu izleyen 20 sene boyunca, Meksika yönetimi altında, eğitim sistemi zayıflamaya başladı.For the following 20 years of Mexican administration the public school system ebbed and flowed.
Savaşlar ve işgaller bir zayıflama nedeni olarak düşünülebilir.Weapons and armour can be a decisive factor.
Bir bağlanma yerindeki bu etkileşimlerden bazıları diğerlerinden daha zayıftır.In addition, some of these interactions may be weaker than others.
O her yerde yatabilir miyim onun zayıf olduğu.Sons sleep anywhere they can find space.
Kimyasallar "zayıf" veya "Kuvvetli", "asit" veya "baz" şeklinde ayrılırlar.It assigns the terms 'hard' or 'soft', and 'acid' or 'base' to chemical species.
Kilise, kanal kenarında olduğundan, temeli hayli zayıflamıştır.Below the bridge, the channel is rather straighter.
Sürekli dikkat edilmediğinde, ilkeler solacak/zayıflayacak.Without constant attention, the principles will fade.
Takım lige zayıf bir kadroyla katıldı.This left the Network with a weak center.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod