Şirketin güçlü yanları ve zayıf yanları nelerdir?What are the company's strengths and weaknesses?
Neden bu kadar zayıfsın?Why are you so thin?
Büyükannemin zayıf bir kalbi var.My Grandmother has a weak heart.
O benim zayıflıklarımdan biri.That's one of my weaknesses.
O, önümüzdeki birkaç gün için çok zayıf ve bitkin olacak.He's going to be very weak and peaky for the next couple of days.
Buradaki herkes zayıflamak istiyor.Everyone here wants to lose weight.
Tom zayıf ve sıska arasındaki farkı bilmiyor.Tom doesn't know the difference between thin and scrawny.
Onun hiciv romanı, insan doğasının zayıf yönlerini eleştirdi.His satirical novel criticized the foibles of human nature.
Mary istediği her şeyi yiyebiliyor ve içebiliyor ve hala zayıf kalabiliyor.Mary can eat and drink anything she wants and still stay skinny.
O zayıfladı.He has lost weight.
Erkekler duyguları ifade etmeyi bazen bir zayıflık işareti olarak algılarlar.Men sometimes perceive expressing emotions as a sign of weakness.
Duygularını ifade etmek, zayıflık belirtisi değildir.Expressing your feelings is not a sign of weakness.
Benim en büyük zayıflığım ayakkabılara para harcamak.My biggest weakness is spending money on shoes.
Beth şimdi kız kardeşinden daha zayıftır.Beth is slimmer than her sister now.
Sadece zayıf anıları olanlar mutludur.Only those with poor memories are happy.
Havadan sudan muhabbet açma yönüm çok zayıftır.I'm terrible at small talk.
Adam zayıf bir sesle şoföre bir şeyler söyledi.The man said something to the driver in a weak voice.
Zincir en zayıf halkasından daha güçlü değildir.The chain is no stronger than its weakest link.
Zincir en zayıf halkası kadar güçlüdür.The chain is no stronger than its weakest link.
Üç ay içinde on kilo zayıfladım.I lost ten kilos in three months.
Onların müşteri hizmetleri zayıf.Their customer service is poor.
O çok zayıf bir ifade.That's quite an understatement.
Bu şirketin şikayetime karşı duyarlılığı zayıftır.This company's responsiveness to my complaint is poor.
Zayıflıklarımız ortaya çıkarıldı.Our weaknesses were exposed.
Zayıf yönlerimiz açığa çıkarıldı.Our weaknesses were exposed.
Bu kitabın içerikleri zayıf sinirli insanlar için uygun değildir.The contents of this book are not suitable for people with weak nerves.
Tom'un cesareti zayıf.Tom is lacking in courage.
Tom küçük ve zayıf.Tom is small and weak.
Tom zayıf bir insandır.Tom is a weak person.
Bir zayıflığım var.I have one weakness.
Eğer zayıf ayak bilekleriniz varsa, onları seyahat etmeden önce güçlendirin.If you have weak ankles, strengthen them before traveling.
Tom çiftlikte çalışmak için fazla zayıf.Tom is too weak to work on the farm.
Çok zayıf olsam bile çok sağlıklıyım.I'm really very healthy even though I'm very thin.
Ben zayıf değilim.I'm not thin.
Ben çok zayıfım.I'm too weak.
Bunu yapmak için çok zayıfım.I'm too weak to do that.
Eskiden zayıftım.I used to be thin.
Zayıf bir belleğim var.I have a poor memory.
Zayıf bir midem var.I have a weak stomach.
Bu konçerto biraz zayıf.This concerto is a bit weak.
Artık gerçekten zayıfım.I'm really weak now.
Adam zayıf bir kimse. Köpeğimi bile kaldıramadı.Adam is a weakling. He couldn't even lift my dog!
Her şeye inanmak zayıflıktır ve hiçbir şeye inanmamak aptallıktır.Believing everything is weakness, and believing nothing is foolishness.
Tom gittikçe zayıflıyor.Tom is getting weaker and weaker.
Bence Tom onu yapmak için çok zayıf.I think Tom is too weak to do that.
Çok zayıfım.I'm very weak.
Zayıflığı gösterme yeteneği bir güçtür.The ability to show weakness is a strength.
Tom zayıf olabilir.Tom may be weak.
Hem Tom hem de ben sınavdan zayıf not aldık.Tom and I both failed the exam.
Tom hâlâ zayıflamaya mı çalışıyor?Is Tom still trying to lose weight?
Tom Mary'nin muhtemelen hâlâ zayıf olacağını söyledi.Tom said Mary was likely to still be weak.
Biraz zayıf hissediyorum.I'm feeling a little weak.
Bunu yapmak için çok zayıftım.I was too weak to do that.
Tom, Mary'nin bunu yapmak için çok zayıf olduğunu söyledi.Tom said Mary was too weak to do that.
Tom, Mary'nin muhtemelen hâlâ zayıf olduğunu söyledi.Tom said Mary is probably still weak.
Tom, Mary'ye zayıf hissettiğini söyledi.Tom told Mary that he felt weak.
Çalışmak için çok zayıfım.I'm too weak to work.
Tom hâlâ çok zayıf.Tom is still very weak.
Biraz zayıf hissettim.I felt a little weak.
Sen oldukça zayıfsın.You're quite thin.