Ana içeriğe geç
Sözlük

zarif ile cümle

zarif kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu dönemde zarif ve detaylı bir mimari örneği sergilenmiştir.Desde ese año se ha conseguido un orden y un cumplimiento de horarios admirable y ejemplar.
Bu okullar Zarifiye diye adlandırılırdı.Estas escuelas fueron llamadas free schools.
Tabiaten başkaldıran biri olmakla beraber zarif bir zat idi."Sea lo que fuere, fue una persona extraordinaria.
Kuyruk: Vücuda göre kısa, aşağıdan konumlu, uca doğru zarifçe incelir.Cola: Corto en comparación a su medida de cuerpo, abajo y tapering hacia el consejo.
Çok düzgün bir kemik yapısına sahiptir ve zarif bir görüntüsü vardır.Hanno un equilibrio corporeo perfetto e una vista eccellente.
İnsanların zaaflarını esprili bir anlayış ve zarif bir mizahla eserlerinde işlemiştir.Nasconde le sue vere intenzioni dietro una maschera di fascino e rispettabilità.
Kum tilkisi, daha iyi tanıdığımız kızıl tilkiden daha küçük ve daha zariftir.Il Fico Bianco del Cilento è molto digeribile ed è più piccolo del fico comune rosso.
Âlim, zarif ve ârif bir zat idi.Воистину, хвала Тебе, милость и могущество!
Bu durumda pek zarif bir şekilde sarkacak ve destek istemeyecektir.Мы с грустью наблюдали за ним, но ничем не могли помочь».
Son derece zarif bünyeli ancak dolgun gövdeli şarap verir.Духи клали даже в особо ценные вина.
Ben payımı kullandım, şimdi gitme zamanı ve bunu zarif bir şekilde yapmak istiyorum”.Fiz a minha parte, é hora de ir embora e eu vou fazê-lo com elegância".
İnsanların zaaflarını esprili bir anlayış ve zarif bir mizahla eserlerinde işlemiştir.Agitava os braços com o aspecto alegre de uma boa mensagem.
En çok tanındığı eserleri zarif genç kadınları konu aldığı portreleridir.Juízes competentes consideraram que os seus trabalhos mais bem sucedidos eram retratos de mulheres e crianças.
Üst pencereler çok zarif vitraylarla süslenmiştir.As janelas eram decoradas com as mais belas esmeraldas.
Son derece zarif bünyeli ancak dolgun gövdeli şarap verir.Vinho de elevada qualidade proveniente de uma só colheita.
Ayrıca Kolkhis baltaları zarif ince süslemelerle de bezeniyordu.Há ainda nichos com baldaquinos valorizados por belos cortinados.
Delice doğan, avcı kuşların zarif bir türüdür.Esta é uma outra boa ave de caça quando gorda.
Buda bu durumun zarif bir mutluluk (pīti ve sukha’dan daha yüce) olduğunu belirtmiştir.Dat bracht haar tot de bewering dat zij mooier haar had dan de godin Hera.
6 Haziran 2016 tarihinde Hayat Sevince Güzel dizisinde Zarife rolünü üstlenmiştir.In juni 2016 zag het programmaonderdeel Lekker na de wekker het levenslicht.
Birçok insan Ada’yı zarif biri olarak tanımlardı.Dr. Dre wordt door velen gezien als een perfectionist.
Bu dönemde zarif ve detaylı bir mimari örneği sergilenmiştir.Zo werd een indrukwekkende, zeer gedetailleerde kaart van de groeve gemaakt.
Komşumuz kendisine zarif bir at aldı.Onze buurman kocht zich een schattig paard.
Sen çok zarifsin.Jij bent zeer elegant.
Güzel ve zariftirler.Piękne czy szpetne?
Ayrıca Kolkhis baltaları zarif ince süslemelerle de bezeniyordu.Członkowie wrocławskiego Sokoła intensywnie uprawiali również lekkoatletykę.
En çok tanındığı eserleri zarif genç kadınları konu aldığı portreleridir.Najbardziej znane są jego wyidealizowane portrety dziewcząt i młodych kobiet.
Zarif ve zorlu bir Golden Retriever'dır.Hon är en golden retriever.
Bu nedenle genellikle zarif olarak tasvir edilirler.Normalt uppfattas de dock som skämtsamma.
Valantine onun en iyi rolü; keskin ve zarif' ifadelerini kullandı.För att välja de bästa stona skulle han testa deras mod och lojalitet.
Çuhaçiçeği Japonya'da çok yaygın görülen zarif bir çiçektir.Det är en traditionell japansk ingrediens som är mycket populär i Japan.
Son derece zarif bünyeli ancak dolgun gövdeli şarap verir.Rätt hanterad kan den dock ge ett fylligt vin med god tannin-halt.
Çok zariftir.Mycket rättfram.
Cynelos cinsine ait olanları gibi bazıları daha zarif bir vücut yapısına sahiplerdi.Тіло деяких родів, таких як Cynelos, було стрункішим.
"Cahit Zarifoğlu – Yaşamak" ise Antalya Film Festivali'nde finalde yarıştı.«Ξημερώνει»), з якою взяв участь у конкурсі драми Пентелідіса.
Duygusal şiirlerini çok zarif ve ince bir dille yazmıştır.Поет намагався писати красиво і чітко.
Tabiaten başkaldıran biri olmakla beraber zarif bir zat idi.Pro kluka z naprosto rozvrácené rodiny to prý byl skvělý pocit.
Oyun zamanında oldukça dikkat çekiciydi, çünkü zarif bölüm tasarımları hızlı bir oynanışa izin veriyordu.Oceňován byl pro své pojetí hry, kdy výborně ovládal poziční hru na velkém prostoru.
En zarif danteller kilise törenlerinde giyilen giysiler için yapıldı.Nejvýraznější oblečení nosí Dogoni při oslavách.
Tavukların şekli silindirik ve zariftir.Boturile porcilor sunt plate și cilindrice.
İnsanların zaaflarını esprili bir anlayış ve zarif bir mizahla eserlerinde işlemiştir.Lucrările sale se disting prin erudiție și printr-un autentic simț al frumosului.
Güzel ve zariftirler.Szépek és bolondok.
Kum tilkisi, daha iyi tanıdığımız kızıl tilkiden daha küçük ve daha zariftir.A vörös pávián nemének legkisebb, egyben legkevésbé ismert faja.
Son derece zarif bünyeli ancak dolgun gövdeli şarap verir.Szőlőhegye jó bort adna, de felette sovány.
İnsanların zaaflarını esprili bir anlayış ve zarif bir mizahla eserlerinde işlemiştir.A fiataloknak szóló munkáit humorral és a természet iránti csodálattal töltötte meg.
Kimin sevgilisi, daha lâtifse, daha zarifse, özü daha yüceyse, âşığı da daha azizdir.Mitä köyhempiä ihmiset ovat, sitä rikkaampana loistaa heidän jumalansa ja päinvastoin.
Bu performanslar Üç Krallar döneminde zarifleştirilmiş ve oyunlar eklenmiştir.Peli päättyy, kun kaikki neljä kuningasta on nostettu ja käännetty.
Çuhaçiçeği Japonya'da çok yaygın görülen zarif bir çiçektir.Yukigassen on erittäin suosittu laji Japanissa.
Zarif bir hassalığa sahiptirler ve insan figürü içermezler.De måtte udskænke spirituøse drikke og indlogere folk.
Sivri, zarif bir gagası vardır.Giver et pænt, skjult ophæng.
Çuhaçiçeği Japonya'da çok yaygın görülen zarif bir çiçektir.Hvalkød er i Japan en meget eftertragtet delikatesse.
Âlim, zarif ve ârif bir zat idi.Han hadde et stort horn (Valaróma) og en mektig ganger (Nahar).
Kimin sevgilisi, daha lâtifse, daha zarifse, özü daha yüceyse, âşığı da daha azizdir.Loài người càng tôn thờ và yêu mến Chúa Kitô thì càng nên tôn kính và yêu mến Đức Mẹ.
Yağcıbedir halılarının eskileri ve iyileri zarif ve güzeldir.門人に稲葉迂斎、跡部良顕らがいる。
Sade ve zarif bir güzelliğe sahip.類希なる美貌と華やかさを持つ。
Bu okullar Zarifiye diye adlandırılırdı.我把它稱為我的學習場。
Buda bu durumun zarif bir mutluluk (pīti ve sukha’dan daha yüce) olduğunu belirtmiştir.佛教宗派以禅宗和淨土宗最為興盛。
O yalnızca güzel ve yetenekli bir oyuncu değil aynı zamanda zarif bir hanımefendiydi.他的母親不僅非常聰明,也是一位美女。
Âlim, zarif ve ârif bir zat idi.안시성의 성주였으며 재주와 용기가 있었다.
Çuhaçiçeği Japonya'da çok yaygın görülen zarif bir çiçektir.오유 환상렬석은 일본에서 매우 저명한 조몬 유적의 하나이다.
Bu durumda pek zarif bir şekilde sarkacak ve destek istemeyecektir.너는 그것들을 경배하거나, 그것들을 섬기지 못한다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod