zarfın ile cümle
zarfın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Aynı yıl zarfında, San Paolo’da Oto Mills do Brasil kurulur.No mesmo ano é constituída a Oto Mills do Brasil, em São Paulo.
Bu süre zarfında çalışmaya ve okumaya zaman bulduğu görülüyor.Durante este período, ele parece ter encontrado tempo para estudar e escrever.
Araplarla geçirdiği zaman zarfında, gelenek ve yaşantılarına bayağı adapte oldu.Ao viver com os colonos, adaptava-se lentamente ao seu modo de vida.
Bu iki ay zarfında toplamda 1 milyon işçi grev süreçlerine katıldı.Em seguida uma greve geral foi declarada com a participação de até 10 milhões de trabalhadores.
Denebilir ki, savaşın devam ettiği dört gün zarfında ne olup bittiğinden hiç haberi olmadı.Ele diz que os quatro provavelmente não iriam lembrar do que havia acontecido ali.
Bu süre zarfında Faith No More ve Danzig'in üye olma önerilerini reddetti.Ele recusou ofertas para permanecer em bandas de sucesso como Faith No More e Danzig.
Bu süre zarfında hukuksal mücadele veren halk, bölgedeki HES projelerinin yapımını durdurdu.O que ganhava nas apostas, entretanto, esbanjava nos saloons da zona.
Bu süre zarfında 200 adet tank üretilmişti.Durante esse tempo foram produzidas cerca de 200 aeronaves.
Bu süre zarfında fikirlerinde değişim başladı.Em algum momento dos ensaios, ele mudou de ideia.
Böylece iki yıl zarfında tüm yetkileri elinden alındı.Serviu dois mandatos completos de 4 anos cada.
Bu süre zarfında Mancini'nin bestelediği üç eser peşpeşe çalınır ve hiç replik yoktur.Após encurralá-lo nas cordas, Mancini o acertou com combinações que não foram respondidas.
Bu zaman zarfında ipek altından daha değerli bir ürün olarak alıcı bulmuştur.Como consequência, durante algum tempo, foi considerado um metal precioso, mais valioso que o ouro.
Bu süre zarfında sık sık bir komuta amiral görevlerini yürüttü.Gedurende deze tijd had hij vaak de functie van commandant-admiraal.
Bu süre zarfında kişi yürümekte ve çalışmakta zorluk çekebilir.Gedurende deze tijd kan het moeilijk zijn om te lopen of te werken.
Bu süre zarfında fikirlerinde değişim başladı.Op dat moment begon zijn interesse te veranderen.
Bu süre zarfında gruba katılıp, gruptan ayrılanlar oldu.Zij kwamen eraan en maanden dat zij ophielden en elkaar vergaven.
Bu zaman zarfında Oda Hiroyuki Takei ile tanışmıştır.Hij volgde hierbij Hiroyuki Hosoda op.
Oyuncunun amacı belirlenen hedefi belirli bir süre zarfında öldürebilmek.Hierbij moet de speler een bepaalde doelgroep mensen binnen een bepaalde tijd uitmoorden.
Bu süre zarfında 200 adet tank üretilmişti.Er werd op deze expeditie 200 ton erts gewonnen.
Bu süre zarfında John, babası Jake'in bakıcılığını üstlenir.In ruil daarvoor stuurde Johns moeder haar geld om voor Jake te kunnen zorgen.
1995 zarfında federal yetkililerle ikili bir anlaşma imzalandı.Hij tekende in 2005 een tweejarig contract bij de Bundesliga vereniging.
Bu süre zarfında yaklaşık 160 ayrı macerası yayınlanmıştır.Van dat type zijn ongeveer 110 adjectieven bekend.
Bu süre zarfında birkaç muhalif öldürüldü ve 'ortadan kayboldu'.Veel gewonden bleken enige tijd 'zoek' te zijn.
Bu süre zarfında kişi yürümekte ve çalışmakta zorluk çekebilir.W tym okresie spacerowanie lub praca mogą sprawiać problemy.
Veya bir A4 sayfası ortasından ikiye katlandığında, yani A5 boyutuna getirildiğinde, bir C5 zarfına sığar.Jeśli papier A4 zostanie raz złożony na pół, będzie miał wymiary A5, zatem zmieści się w kopercie C5.
Paris'te bulunduğu süre zarfında dönemin ünlü kimyageri T. J. Pelouze'nin laboratuvarında çalışır.W Paryżu pracował w prywatnym laboratorium profesora T. J. Pelouze'a, sławnego chemika.
Bu süre zarfında İngilizler büyük başarılar elde ettiler.Sukces bardzo ucieszył Brytyjczyków.
Bu süre zarfında 200 adet tank üretilmişti.W tym czasie wyprodukowano zamówione 200 egzemplarzy czołgu.
Bu süre zarfında düğüne gelen misafirlere düğünde yapılan yemekler ikram edilir.Pozostała część zaproszonych na uroczystość gości urządza w tym czasie wesele.
Bu süre zarfında çalışmaya ve okumaya zaman bulduğu görülüyor.Postanawia więc nauczyć się czytać i znaleźć pracę w biurze.
Bu süre zarfında okulun binası yıkılıp, yeni bina inşa edildi.Sytuacja uległa poprawie po przeniesieniu szkoły do nowego budynku.
Bu süre zarfında genel görelilik merak uyandıran bir kuram olarak kalır.Zdajemy sobie sprawę, że w tak religijnym środowisku to mogłaby być iskrą zapalną.
Bu süre zarfında kişi yürümekte ve çalışmakta zorluk çekebilir.Under denna tid kan det vara svårt för den drabbade att gå eller att arbeta.
Bu süre zarfında İngilizler büyük başarılar elde ettiler.Britterna lyckades med sitt överraskningsmoment.
Bu süre zarfında Şapur doğu sınırındaki Kuşan işgaliyle uğraşmak durumunda kalmıştı.För att ta sig dit var de tvungna att passera Borstbäcken i östlig riktning.
Bu süre zarfında pek çok kısa filmlerde rol aldı.Han producerade dock bara filmer under en kort period.
Bu zaman zarfında 200.000 kişi öldü.På denna dag dog minst 192 människor.
Milattan sonraki bin yıl zarfında pek çok Hristiyan kilisesi inşa edilmiştir.Under det första året anslöt sig 1 000 medlemmar till Kristi kyrka.
Bu süre zarfında tek bir arıza çıkartmamıştır.Han minns dock inget av olyckan idag.
Dış zarfın etkin sıcaklığı yaklaşık olarak 23.150 K'dır ve Güneş'ten çok daha sıcaktır.Yttemperaturen är 2600 ± 150 K, vilket är mindre än hälften av solens.
Bu süre zarfında televizyonlarda birçok Western televizyon programı yayınlanmıştır.Några timmar senare visades händelserna på sovjetisk TV.
Aynı zaman zarfında Kapranos arkadaşı Bob Hardy'ye hediye gelen bas gitarı nasıl çalacağını öğretmiştir.Приблизно в той же час, Капранос навчав свого друга Боба Харді грати на бас-гітарі.
Bu süre zarfında Leica fotoğraf makineleri ile çalışmaya başladı.V tomto období začal používat fotoaparáty Leica.
Bu süre zarfında kişi yürümekte ve çalışmakta zorluk çekebilir.Během této doby může být chůze nebo práce obtížná.
Bu zaman zarfında 200.000 kişi öldü.Podle tehdejších zpráv zemřelo během několika minut 40 000 lidí.
Bu süre zarfında mastabas'ı da keşfetti.Svůj obdiv vyslovil tehdy dokonce i Baudelaire.
Bu süre zarfında tören esnasında padişahın konuşması uygun değildir.Zastupuje biskupa v době jeho nepřítomnosti.
Bu süre zarfında Torrio liderken, Al Capone ise onun yardımcısı oldu.V době, kdy byl Al Capone ve vězení, se stal jeho nástupcem.
Böylece iki yıl zarfında tüm yetkileri elinden alındı.Jeho nápadem bylo na dva roky pozastavit placení veškerých dluhů.
Bu süre zarfında 20 erotik tarzında filmde yer almıştır.Pod jeho vedením zde vzniklo 20 celovečerních filmů.
Bu durum kargaşaya ve bu süre zarfında hiçbir insanın ölememesine yol açmıştır.K neštěstí došlo ve dne, takže si nevyžádalo žádné lidské životy.
Bu süre zarfında da uçmayı öğrenirler.Souběžně se studiem se učila létat.
Bu süre zarfında Necip Fazıl Kısakürek'in ülkücü gençlik mahfilleri üzerindeki etkisi büyüktür.Nebezpečná je v tomto směru zejména záměna mladých guram s o mnoho menším čichavcem čokoládovým.
Bu süre zarfında okulun binası yıkılıp, yeni bina inşa edildi.Za jeho éry došlo k výstavbě školy a nových silnic.
Aynı yıl zarfında, San Paolo’da Oto Mills do Brasil kurulur.În același an, este înființată societatea Oto Mills do Brasil în San Paolo.
Bu zaman zarfında Chiarini The Ohio Brewery ve Alberini’s gibi restoranlarda çalışmıştır.În această perioadă a lucrat în restaurante precum „The Ohio Brewery” și „Alberini’s”.
Paris'te bulunduğu süre zarfında dönemin ünlü kimyageri T. J. Pelouze'nin laboratuvarında çalışır.La Paris are șansa să lucreze în laboratorul unui chimist renumit pe atunci, T.J. Pelouze.
Örneğin, bir A4 sayfası bir C4 zarfına konabilir.Un format A4 intră într-un plic de mărime C4.
Onun süre zarfında, tanrılar Ra ve Amun, Amun-Ra oldu.Ca un exemplu, în timpul Noului Regat, zeii Ra și Amon s-au unit într-o singură divinitate, Amon-Ra.
Bu süre zarfında İngilizler büyük başarılar elde ettiler.Între timp, britanicii au avansat.