Bunun dışında zararsızdırlar.Jinak byli neškodní.
İlaçlardan birinin zararsız, diğerinin zehirli olduğunu söyler.Jedna z nich je neškodná, druhá otrávená.
Daha ziyade zararsızdır.V úhrnu převážně neškodná.
Bu yüzden belirsizlik zararsızdır fakat göreceli parçacıklar için öyle değildir.Vzhled ale není to jediné, co je na nich výjimečného.
Genelde zararsız ve uysaldırlar.To bývá většinou zavalité a nečlánkované.
İlaçlardan birinin zararsız, diğerinin zehirli olduğunu söyler.El deduce astfel că una dintre pastile conținea otravă, iar cealaltă era inofensivă.
Bu yüzden belirsizlik zararsızdır fakat göreceli parçacıklar için öyle değildir.Faptele bune sunt necesare, dar sunt insuficiente pentru inviere.
Tüm türler zararsız sayılsalar da zehirleri çok iyi araştırılmamıştır.Importanța lor adevărată în combaterea speciilor dăunătoare nu este însă cunoscută.
Çubuk kalemler artık zararsızdı ve artık grafit zehirli değildi.Atunci, Clavulina cinerea nu mai este comestibilă, putregaiul fiind toxic.
Daha ziyade zararsızdır.Önmagában teljesen ártalmatlan.
Olasılıkla normalde zararsız olan bazı mikroorganizmalar HLA-B27 geni ile ilişkiye girmektedir.Lehetséges genetika kockázat kapcsolódik a HLA-B7-hez.
Bugün, daha fazla ileriye gidebilirlerdi ve bölüm şimdi ona zararsız gözükmektedir.Az oszlopok az apadána oszlopaihoz hasonlítottak, mára ezek már nem maradtak meg, ám a talapzatuk látható.
Genel olarak mastürbasyon zararsızdır.A mazurka általában ¾-es lüktetésű.
Genel olarak mastürbasyon zararsızdır.Pahoinvointi on yleensä vaaratonta.
Bugün, daha fazla ileriye gidebilirlerdi ve bölüm şimdi ona zararsız gözükmektedir.Niiden alueella pääsi aikaisemmin kulkemaan vapaasti, mutta nykyisin alue on suljettu ja se aiotaan purkaa.
Bunların çoğu zararsızdır; meyveler ve diğer yiyeceklere tat verir.Ne ovat kaikkiruokaisia, ja syövät etenkin hedelmiä ja hyönteisiä.
Çoğu örümcek ısırığı zararsızdır ve ilkyardım gerektirmeyecektir.Perhosten suuosat ovat surkastuneet, eivätkä ne käy kukilla.
Genelde zararsız ve uysaldırlar.Τις περισσότερες φορές είναι υπερτονισμένες και φανταστικές.
Bugün, daha fazla ileriye gidebilirlerdi ve bölüm şimdi ona zararsız gözükmektedir.Σταδιακά το τμήμα έπεσε σε αδράνεια και σήμερα παραμένει ανενεργό.
Daha ziyade zararsızdır.I bedste fald er det uskadeligt.
Ama zararsızdır.De er ufarlige.
Genelde zararsız ve uysaldırlar.De er som regel meget hårde og stive.
Genellikle zararsızdır ve 20 dakika ile bir saat arasında kendiliğinden geçer.Det er oftest harmløst og retter sig selv indenfor nogle få uger.
Daha ziyade zararsızdır.Hovedsakelig harmløs.
Dünya'yla çarpışsaydı muhtemelen zararsızca atmosferde parçalara ayrılacaktı.Hadde objektet truffet jorden ville den sannsynligvis ha detonert høyt oppe i jordens atmosfære.
Genel olarak mastürbasyon zararsızdır.Affeksjonsverdi er vanligvis ikke gjenstand for erstatning.
Bugün, daha fazla ileriye gidebilirlerdi ve bölüm şimdi ona zararsız gözükmektedir.Dette slo aldri til og stasjonen fremstår den dag i dag som litt usentral.
Bunların çoğu zararsızdır; meyveler ve diğer yiyeceklere tat verir.Noen av artene kan bli svært tallrike og gjøre skade i hager og fruktdyrking.
Seyreltik asetik asit zararsızdır, ama daha kuvvetli çözeltileri insan ve hayvanlar için zararlıdır.Bittet er nemlig mildt giftig, men ufarlig for mennesker og andre større dyr.
Bu proteinlerden çoğu insanlar için zararsızdır ancak bazıları toksindir.Banyak dari protein itu yang tak berbahaya bagi manusia, namun beberapa protein beracun.
Çoğu tamamen zararsızdır ve insan cildi ve mukoz membranları ile diğer organizmaların yüzeyinde bulunurlar.Kebanyakan tidak berbahaya dan tinggal di atas kulit dan selaput lendir manusia dan organisme lainnya.
İlaçlardan birinin zararsız, diğerinin zehirli olduğunu söyler.Holmes suy luận rằng một viên vô hại còn viên kia có độc.
Bunun dışında zararsızdırlar.Đấy là những chuyện ngoài lề.
Genelde zararsız ve uysaldırlar.Chúng thường bị nhỏ dãi và ngáy.
Ağaçların altında yaşar, zararsızdır.Khi còn nằm sâu dưới lòng đất, chúng vô hại.
Vajinit başta zararsızdır.Truân là trở ngại lúc đầu.
'Evet ben çevre ile ilgili bir kitabım ama zararsızım!本作の悪役だが、仲間思いではある。
Bugün, daha fazla ileriye gidebilirlerdi ve bölüm şimdi ona zararsız gözükmektedir.現在は解体される方向で検討されており、今後はこの名は使われなくなる可能性が高い。
IR bandındaki radyasyonun da zararsız olduğu kabul edilir.X線の放射も危険である。
Dünya'yla çarpışsaydı muhtemelen zararsızca atmosferde parçalara ayrılacaktı.人们认为其如果撞击地球很可能会在大气层中就无害的分解。
Genel olarak mastürbasyon zararsızdır.一般的性幻想基本上都是無害的。
'Evet ben çevre ile ilgili bir kitabım ama zararsızım!參考書的貧乏使我自慚,但我別無他法。
Daha ziyade zararsızdır.总之利大于弊。
4. Dereceden Deprem Kuşağı : Sarsıntıların çok az zararla ya da zararsız geçtiği alanlardır.4번 유형의 단점: 사소한 일에도 쉽게 상처받고 우울해진다.
“Doğru Zihniyet”; kinden arınma, zararsız olma düşüncesini benimsemektedir.설일체유부에 따르면, 불해(不害)는 다른 이를 손상시키고 괴롭히지 않는 것을 본질로 하는 의식작용(마음작용)이다.
Ağaçların altında yaşar, zararsızdır.그러나 나무에서는 대담하고 재빠르다.
Aslanlar - Onlar zararsız saldırı yapmak için yeterli derecede kabalıklarını gizlerler.암살자들은 단검을 절묘하게 사용하여 매우 잔혹하게 목적을 실행했다.
Kağıttan kaplan: Güçlü görünen, fakat aslında zararsız olan objeleri tanımlamak kullanılan Çince deyimdir."נמר של נייר" (מאנגלית: Paper Tiger) הוא ביטוי המצביע על דבר מה מפחיד ומאיים לכאורה, בעודו למעשה בלתי מזיק.
Büyük bir olasılıkla bu cisim zararsızdı.למותר לציין שביצועי הפרופיל הזה היו גרועים.
Tüm çalışmalar insanların duymak istemedikleri zararsız seslere yöneliktir.לרוב מספרת סיפורים משעממים שאף אחד לא רוצה לשמוע.
Genelde zararsız ve uysaldırlar.בדרך כלל הם מנוונים ובלתי מפותחים.
İlaçlardan birinin zararsız, diğerinin zehirli olduğunu söyler.По-късно се оказва, че една от таблетките е напълно безвредна, а другата – отровна.
Bu sürede 60Co, zararsız olan nikel-60'a (60Ni) dönüşecektir.60Co се разпада на безвредния стабилен изотоп никел-60.
Çoğu tamamen zararsızdır ve insan cildi ve mukoz membranları ile diğer organizmaların yüzeyinde bulunurlar.Повечето от тях са безвредни и обикновено живеят по кожата и лигавицата на хора и други организми.
Tüm türler zararsız sayılsalar da zehirleri çok iyi araştırılmamıştır.Въпреки, че всички видове от този род са отровни, те не се считат за особено вредни за човека.
Görünüşü korkunç olsa da tamamen zararsız bir türdür.Въпреки външния си вид, той е почти безобиден.
Bugün, daha fazla ileriye gidebilirlerdi ve bölüm şimdi ona zararsız gözükmektedir.Кадри от него не са достигнали до наши дни и той се смята за изгубен.
Rey ışın kılıcını yakalar ve Ren ile tek başına savaşır, sonunda onu zararsız hale getirir.Nakon što Ren ozbiljno ozlijedi Finna i ispadne mu mač, Rey ga Silom uhvati i napadne Rena.
İlaçlardan birinin zararsız, diğerinin zehirli olduğunu söyler.Stále sa osočovali, že jeden chce druhého otráviť.
Çoğu tamamen zararsızdır ve insan cildi ve mukoz membranları ile diğer organizmaların yüzeyinde bulunurlar.Väčšina druhov je neškodná a bežne prebýva na pokožke a sliznici u ľudí a ostatných organizmov.