"sen kendini ne zannediyorsun?" "evime boynunda pahalı kameralarınla gelip,""من أنت بحق الجحيم لتدخل إلى بيتي، أحد الأمريكيين الأغنياء بآلات تصوير حول رقبتك،
"sen kendini ne zannediyorsun?" "evime boynunda pahalı kameralarınla gelip,"ずかずかと家に上がりこんできた印象を彼に与えたようです また、彼の姪を奴隷扱いしていると非難したと感じたようです
Sen ne yaptığını zannediyorsun, aptal herif?Co to děláš, idiote jeden!
Sen ne yaptığını zannediyorsun, aptal herif?Čo to robíš, idiot jeden!
Sen ne yaptığını zannediyorsun, aptal herif?Fate attenzione a quel che fate, idioti!
Sen ne yaptığını zannediyorsun, aptal herif? Patron kafanızı koparacak.- Chwilka.
Sen ne yaptığını zannediyorsun, aptal herif?Какво правиш бе, маймунек неден? Идиот!
- Sen öyle zannet.- A véleményed?
- Sen öyle zannet.Du räkna?
Sen öyle zannet.Has sido tú.
- Sen öyle zannet. Hiçbir şey öğrenemedik.Ik wist dat we niets gingen hebben.
Sen öyle zannet.Ja,so,schau doch!
- Sen öyle zannet. - Kazanamayacaksýn sýnavlarý filan.Συνέχισε!
- Sen öyle zannet.Máš ten dojem?
- Sen öyle zannet.Mitä luulet?
- Sen öyle zannet.O que achas?
Sen öyle zannet.Sei stato tu.
- Sen öyle zannet.¿Te das cuenta?
- Sen öyle zannet.¿Te das cuenta?
- Sen öyle zannet.Was schätzt ihr?
Sen öyle zannet.- Εσύ είσαι αδέξιος. Κοίτα! - Πανάθεμα!
Sen öyle zannet.Κουζέυ τι κάνεις;
- Sen öyle zannet.Το κατ έγραψες?
Sen öyle zannet.Кузей, какво правиш?
- Sen öyle zannet.Сигурно.
Şimdilik böyle yapmayı öğrettim çünkü cebir 2 sınavında --bunu cebir 2 de öğretiyorlar zannedersem--Así es 0 por 1, lo que es 0.
Şimdiye kadar en ucuz fiyatı olduğu için bir Apple donanımı alan biri olduğunu hiç zannetmiyorum.No creo que haya nadie que comprara un equipo Apple porque era más barato.
Şimdiye kadar en ucuz fiyatı olduğu için bir Apple donanımı alan biri olduğunu hiç zannetmiyorum.Я не думаю, что кто-либо когда-либо приобрёл устройство Apple потому, что оно имело самую низкую цену.
Şimdiye kadar en ucuz fiyatı olduğu için bir Apple donanımı alan biri olduğunu hiç zannetmiyorum.未だかつていないでしょう (笑)
Sistemin bilgiyi bir araya getireceğini ve doğru yönü gösterebileceğini zanneti.Domníval se, že systém nashromáždí inteligenci a pozná správný směr.
Sistemin bilgiyi bir araya getireceğini ve doğru yönü gösterebileceğini zanneti.Presupunea că sistemul va aduna informaţii şi va şti direcţia corectă.
Sistemin bilgiyi bir araya getireceğini ve doğru yönü gösterebileceğini zanneti.והוא העריך שהמערכת תאסוף מידע ותדע (לבדה) את הכיוון הנכון,
Sita'yı Lanka'da görünce ne yaptı? Ona sarıldı ve onu öptü... Hayır, öyle olduğunu zannetmiyorum.הוא חיבק ונישק אותה. -לא. -לא נראה לי. יחסו היה קריר.
Size insanlar her baktığında sizi izlediklerini zannedersiniz.A chaque fois que quelqu'un vous regarde, vous pensez que les gens vous dévisagent.
Size insanlar her baktığında sizi izlediklerini zannedersiniz.Cada vez que alguien te mire pensarás que te está analizando.
Size insanlar her baktığında sizi izlediklerini zannedersiniz.De fiecare dată când cineva te privește, vei crede că se holbează la tine.
Size insanlar her baktığında sizi izlediklerini zannedersiniz.Hver gang nogen ser på en, tror man at folk stirrer på en.
Size insanlar her baktığında sizi izlediklerini zannedersiniz.Jedes Mal, wenn jemand Sie ansieht glauben Sie, dass Leute Sie anstarren.
Size insanlar her baktığında sizi izlediklerini zannedersiniz.Jonkun katsoessa luulee joka kerta ihmisten tuijottavan.
Size insanlar her baktığında sizi izlediklerini zannedersiniz.누군가 여러분을 볼 때마다, 사람들이 여러분을 주시하는 것이라고 생각하고
Size insanlar her baktığında sizi izlediklerini zannedersiniz.Minden alkalommal, amikor valaki ránk néz, azt gondoljuk, az emberek bámulnak.
Size insanlar her baktığında sizi izlediklerini zannedersiniz.Mỗi khi ai đó nhìn bạn, bạn nghĩ rằng họ đang nhìn chằm chằm vào mình.
Size insanlar her baktığında sizi izlediklerini zannedersiniz.Ogni volta che qualcuno ti guarda, credi che ti stiano osservando.
Size insanlar her baktığında sizi izlediklerini zannedersiniz.Sempre que alguém olha para vós, pensam que vos estão a encarar.
Size insanlar her baktığında sizi izlediklerini zannedersiniz.Varje gång någon tittar på dig, tror du att folk stirrar ut dig.
Size insanlar her baktığında sizi izlediklerini zannedersiniz.Zakaždým keď na vás niekto pozrie, myslíte, že na vás ľudia civia.
Size insanlar her baktığında sizi izlediklerini zannedersiniz.Zawsze, kiedy ktoś na ciebie spojrzy, myślisz że ludzie się na ciebie gapią.
Size insanlar her baktığında sizi izlediklerini zannedersiniz.Κάθε φορά που κάποιος σας κοιτάζει, νομίζετε ότι σας κοιτάζει επίμονα.
Size insanlar her baktığında sizi izlediklerini zannedersiniz.Всеки път, когато някой ви погледне, вие си мислите, че ви зяпат.
Size insanlar her baktığında sizi izlediklerini zannedersiniz.Каждый раз, когда на него кто-то смотрит, ему кажется что люди пялятся.
Size insanlar her baktığında sizi izlediklerini zannedersiniz.בכל פעם שמישהו מסתכל עליכם, אתם תחשבו שהוא נועץ בכם עיניים.
Size insanlar her baktığında sizi izlediklerini zannedersiniz.في كل مرة ينظر اليك احد ما، تظن ان الناس يحدقون بك
Size insanlar her baktığında sizi izlediklerini zannedersiniz.話題にされていると感じたりします
Sizlere fotoğrafları gösterdim, PowerPoint'te ispatladım, ve zannedersem kültürle de sizleri ikna ettim.Eu mostrei-vos as fotos, provei-o em PowerPoint, e penso que também vos convenço pela cultura.
Sizlere fotoğrafları gösterdim, PowerPoint'te ispatladım, ve zannedersem kültürle de sizleri ikna ettim.Jag bevisade det i PowerPoint, och jag ska övertyga er med kultur också.
Sizlere fotoğrafları gösterdim, PowerPoint'te ispatladım, ve zannedersem kültürle de sizleri ikna ettim.제가 그 장면들을 보여들엿고, 파워포인트로 증명했죠. 그리고 제가 문화로 한번 여러분들을 설득해보겠습니다
Sizlere fotoğrafları gösterdim, PowerPoint'te ispatladım, ve zannedersem kültürle de sizleri ikna ettim.Les mostré las fotos, lo probé en el PowerPoint. y creo que les convenceré mediante la cultura.
Sizlere fotoğrafları gösterdim, PowerPoint'te ispatladım, ve zannedersem kültürle de sizleri ikna ettim.Megmutattam a képeket, bebizonyítottam a PowerPointban és úgy gondolom, meggyőzöm önöket a kultúra által.
Sizlere fotoğrafları gösterdim, PowerPoint'te ispatladım, ve zannedersem kültürle de sizleri ikna ettim.Pokazałem przykłady. Udowodniłem w PowerPoint. I myśle, że przekonam Was również kulturą.
Sizlere fotoğrafları gösterdim, PowerPoint'te ispatladım, ve zannedersem kültürle de sizleri ikna ettim.Saya tunjukkan dalam gambar, saya buktikan di PowerPoint, dan saya akan yakinkan anda juga dengan budaya.