Çeşitli zanaat dallarında ve fabrikalarda çalışarak geçimini sağladı.Steeds meer mensen kregen een gespecialiseerde taak in fabrieken en werkplaatsen.
Periyekler tarım ticaret ve zanaatla uğraşmak ve devlete vergi vermekle yükümlülerdi.De opdracht was kredieten te verlenen aan de land- en tuinbouwsector én met staatswaarborg.
Çekimlerde Darryl F. Zanuck da gayrıresmi olarak kendisine yardım etmişti.Mankiewicz vertelde aan Darryl F. Zanuck dat hij het te lang vond.
Cecilia Zandalasinİ nasıl bir oyuncudur?Zaminamina zangalewa betekent waar kom je vandaan?
Bunlar kesin bir bilgi olmadığı halde insanlar onu kesin bilgi zanneder.Wij bezitten geen kennis, buiten hetgeen Gij ons hebt geleerd; waarlijk, U bent de Alwetende, de Alwijze.
Mecnun önce Şirin'e sonra Sedef'e aşık olduğunu zanneder.Zo dankbaar, dat Bodil verliefd op meneer Damstra wordt.
Şinigamiler zanpakutoolarıyla dünyalar arası geçiş açabilirler.De menselijke skater kan zich tussen de werelden verplaatsen.
Falezden uçunca herkes kendisini öldü zannetmiştir.Bij zijn thuiskomst ontdekt hij dat iedereen gelooft dat hij een heldendood is gestorven.
Böylece dünyayı bütün canavarlardan kurtardığını zannetmektedir.Zo verlost hij de stad van het monster.
Fakat masrafın 5 yıl içinde geri kazanılacağı zannediliyor.Het bedrag moet worden terugbetaald in 10 jaar.
İlçenin Zanapa olan eski ismi 1962 yılında değiştirilerek, bugünkü Halkapınar adını almıştır.Na het verkrijgen van het predicaat "koninklijk" in 1920 zijn de huidige namen in gebruik.
Benim Çince bildiğimi zannediyor.Hij denkt dat ik Chinees ken.
ZANU-PF üyesidir.Jest członkiem partii ZANU-PF.
Kisuke Urahara'nın zanpakutōsunun adı Benihime (紅姫, Kızıl Prenses) 'dir.Zabójca Dusz Urahary nosi nazwę Benihime (紅姫 – Szkarłatna Księżniczka).
2016 yılında, Hollandalı müzikal grup De beste zangers van Nederland'a katılmıştır.W 2016 roku wzięły udział w programie De beste zangers van Nederland.
Bilen olduğunu da zannetmiyorum.Myślą, że mnie znają.
Dizinin baş rolünde Steven Van Zandt bulunmaktadır.W roli głównej wystąpił Steven Van Zandt.
Böylece dünyayı bütün canavarlardan kurtardığını zannetmektedir.Ostatecznie decyduje się ochronić świat przed potworami.
Ayrıca radyodan dinlediği bir haberde Alex'in katil zanlısı olarak duyurulur.Wspomina o niej również Joe Alex w powieści Jesteś tylko diabłem.
Bu hususta zanna uymak dışında hiçbir bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler.Lecz nie byli oni przy tym pewni, co świadczy po ich zastrzeżeniach, że nic nie wiedzą o jego pogrzebie.
Hiçbir sürümün memnuniyet verici olduğunu zannetmiyorum.Żadna nie wydaje się satysfakcjonująca.
Onunla vakit geçirdikçe ejderhaların Vikinglerin zannettikleri gibi olmadığı fark etmiştir.Chciał natomiast pokazać innym wikingom, że smoki nie są takie, za jakie się je uważa.
Özellikle de dokumacıların kendi haklarını savunmalarını zanaatkârlar desteklemekteydi.Interesujące jest również to, że fotograf chciał chronić swoje prawa do dzieła.
Ichigo’nun zanpakutōsunun adı Zangetsu (斬月) dur.Zanpakutō Ichigo nazywa się Zangetsu (斬月 dosł. morderczy księżyc).
Başlangıç salımında Sode no Shirayuki, Ruh Cemiyeti’ndeki en güzel zanpakutōlardan biri olarak görülmektedir.Sode no Shirayuki jest najpiękniejszym lodowym zanpakutou w Soul Society.
Çünkü yaptığımızı zannediyordum.Zrobiliśmy tak, bo tak chcieliśmy zrobić..
Çocukluğunu, öz annesini ablası zannederek yaşadı.Od dziecka troszczyła się o samopoczucie mamy.
1992'de ikinci evliliğini yaptığı Billy Van Zandt ile halen evlidir.Żona dramaturga Billy’ego Van Zandta, z którym wzięła ślub w 1992 roku.
Daha sonra başka zanaatçılar da ona katıldı.Po chwili dołączają do niego inni ludzie.
Ancak umumiyetle yanlış zan ve düşünceler ve görüşler olduğu anlaşılıyor.Na temat przedmiotów dostrzegalnych możemy mieć tylko opinie, złudne wierzenia i wyobrażenia.
Zangır zangır titriyordu.Wydaje skrzeczące odgłosy.
1963 - Zanzibar Sultanlığı, Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazandı.1963: Brytyjski protektorat Zanzibar uzyskał niepodległość jako sułtanat.
Her zanaatı yapabilen becerikli biridir.Każdy posiada jakąś potrzebną umiejętność.
Hükümetin bu kararının, ulemanın baskısı sonucu alındığı zannedilmektedir.Takie praktyki według opinii ministerstwa są nadużyciem.
Ichigo zanpakutousunu sapına sarılmış bir kumaşla sırtında taşır.Ichigo nosi swój zanpakutō na plecach na materiale przypominającym bandaż, owiniętym wokół rękojeści.
Nijer Nehri, adını zannedildiği gibi Nijer ve Nijerya gibi ülkelerden almamıştır.Nazwa nawiązuje do rzeki Niger, nie zaś do państwa Niger.
"Araf'ı niye yarattı zannediyorsun?" diye sordu Castiel'e.Czyż więc jestem winny, że spaliłem kawałek drewna? powiedział Danxia.
Çünkü katil TJ zannedilmektedir.Autorem skreczy był DJ Krime.
Tabii öyle olduğu zannediliyordu ama sonunda Kane yanıldı.Ten początkowo się oparł temu pomysłowi, ale ostatecznie uznał, że jego ojciec się nie zmienił.
Gece yağmur yağacak zannedildi.Wieczorem może padać.
Pawilony, 1970'lerde, esas olarak dükkanlar ve zanaat atölyelerine ev sahipliği yapmıştır.Pawilony powstały w latach 70. XX wieku głównie jako sklepiki i zakłady rzemieślnicze.
Çocukluğunu, öz annesini ablası zannederek yaşadı.Dom tog hand om mig som om jag var deras lillasyster.
Çünkü antik dönem gökbilimcileri bunların suyla dolu olduklarını zannediyordu.De kallas månhav då forntida astronomer trodde att de var fyllda med vatten.
Gotham şehrinin vatandaşları Man-Bat'in kana susamış Batman olduğunun zannederler.Medborgare i Gotham tror Man-Bats nattliga aktiviteter att vara Batmans "blodtörstiga" återkomst.
Frank "The Fixer" Tagliano (Steven Van Zandt) eski bir New York İtalyan mafyası lideridir.Frank Tagliano (Steven Van Zandt) är en före detta medlem av New York-maffian.
Amezaiku (Japonca: 飴細工), Japon şeker zanaatı sanatıdır.Amezaiku (飴細工, Amezaiku?) är ett japansk konsthantverk där man arbetar med konfekt.
Geldiği yeri Hindistan zannederek karşılaştığı halka Hindistanlılar (Indian) dedi.Därför kallar han befolkningen han möter för indianer.
Böylece dünyayı bütün canavarlardan kurtardığını zannetmektedir.Detta får följden att monster släpps lös i världen.
Ben Mayhemdaki diğerlerinin bile onu çok iyi tanıdığını zannetmiyorum.Inte heller de andra flickorna verkar vara särskilt angelägna att lära känna henne.
Zanzibar FIFA üyesi değildir ve FIFA Dünya Kupasına katılma hakkı yoktur.Zanzibar är inte med i Fifa, och får därmed inte kvala in till VM.
O dönemde Robert Mugabe ZANU-PF partisinin başındaydı ve oy çoğunluğunu sağlamıştı.I Zimbabwe meddelas det att Robert Mugabes parti Zanu-PF har vunnit en majoritet av platserna i parlamentet.
Nalbant zanatını bilmeyi gerektirir.Berättarkafé-allt du behöver veta.
Dulcamara bunun kendi ilacı tarafından iyileştirilebilecek bir davranış olduğunu zanneder.Man misstänker därför att någon har funnit ett botemedel.
Yılanlar dış kulakları olmadığından uzun zaman sağır zannedilmiştir.Namnet syftar på att de saknar yttre öron.
Hiçbir sürümün memnuniyet verici olduğunu zannetmiyorum.Och inte en enda människa såg glad ut!
Bakır sikkelerin darp etme yetki genelde yerel zanaatçılara açık artırmayla verilirdi.Tidvis har efterfrågan på järnsand från lokala entreprenörer varit större än tillgången.
Herkes baktığını zanneder ama aslında öyle değildir."Skåda allt, men fråga aldrig."
Bu kişi duvardaki gölge ve ışığı gerçekliğin kendisi zanneder.Skuggorna på väggen bildar sedan själva figuren.
Ben onun bu dünyada yaşamayı sevdiğini zannetmiyorum.Не думаю, йому подобалося жити у цьому світі».
Ben Mayhem'daki diğerlerinin bile onu çok iyi tanıdığını zannetmiyorum.Я думаю, що навіть хлопці з Mayhem не знали його.