Ancak son zamanlarda şehirde eski plajlar yeniden açılmaktadır.Recentemente, nella vecchia parte della città sono state riaperte alcune spiagge.
Bölgede bulunan limanlar bir zamanlar dünyanın en büyük limanı olan Londra Limanı'nın bir parçasıydı.I docks erano anticamente parte del Porto di Londra, un tempo il più grande porto del mondo.
Yüksek Hızlı Ethernet 'in ilk zamanlarında Ethernet Ağ Anahtarları göreceli olarak pahalı cihazlardı.Agli albori di Fast Ethernet, gli switch Ethernet erano dispositivi relativamente costosi.
Çin'de, cumhuriyet öncesi zamanlarda sadece Çin imparatoru sarı renkte giysi giyebilirdi.In Cina prima della proclamazione della repubblica Cinese, solamente l'imperatore poteva vestirsi di giallo.
Bir zamanlar herkes onlarla nasıl oynanacağını, nasıl deşifre edileceklerini biliyordu."Un tempo tutti sapevano come giocarci, come decifrarle.
Konfüçyüs, yaşadığı problemli zamanlar hakkında kaygılanan entelektüel bir kişiydi.Confucio era un letterato che si preoccupava dei tempi agitati in cui viveva.
Wizard Dergisi kendisini tüm zamanların en büyük 95. kötü adamı seçmiştir.La rivista Wizard lo ha classificato come il 45º più grande cattivo di tutti i tempi.
Lakin bizim yaşadığımız dünya bir zamanlar gerçekten sahip oldukları bu beceriyi kaybetti.Ma il mondo in cui viviamo ha perduto quest'abilità, un'abilità che certamente aveva una volta.
Daha çok WWE'deki zamanlarıyla tanınır.È conosciuta soprattutto per i suoi trascorsi in WWE.
Şarkının klibinde o zamanlar ünlü olmayan Jennifer Lopez de oynadı.Nel video, compare anche un'allora sconosciuta Jennifer Lopez.
Dağın güney ucu bir zamanlar adanın Atlantik kıyı şeridinin bir parçasıydı.La parte terminale a sud della montagna era un tempo parte della costa atlantica.
Roadie Billy Powell da klavyeci olarak gruba bu zamanlarda katıldı.In questo periodo il roadie Billy Powell si unì al gruppo come tastierista.
Simha Tora ismi, yakın zamanlara kadar kullanılmıyordu.Il nome Simchat Torah non entrò nell'uso per molto tempo.
Bir zamanlar Ümraniye tamamen ormanlarla kaplı idi.Un tempo il territorio era ampiamente ricoperto di boschi.
Türkiye'de Diyarbakır'da bir köprü o zamanlardan beri hâlâ ayaktadır..A Diyarbakır, in Turchia, sorge ancora un ponte dell'epoca.
Brezilya'da astronomik gözlemlerin başlangıcı sömürge zamanlarına kadar uzanır.Già in età coloniale erano state effettuate osservazioni astronomiche in Brasile.
O zamanlara kadar, hep şarkıcı olmayı istemişti.Occasionalmente è stato anche cantante.
O zamanlarda, 1515'te beri, Portekiz ile Goa arasında bir ticarî rota vardı.Dal 1515 circa, il Portogallo iniziò ad avere scambi commerciali con Goa in India.
Tüm Zamanların En İyi 100 Polisiye KitabıI migliori cento romanzi gialli di tutti i tempi
Son zamanlarında sağlık problemleri ciddiyetini artırdı.Con il trascorrere del tempo i problemi di salute si fecero sempre più gravi.
Nar bahçeleri de son zamanlarda kendini göstermekte.Recentemente ha fatto la sua comparsa anche lo Scoiattolo.
Eski zamanlarda Reykjavík'deki kadınlar çamaşırlarını yıkamak için buraya gelirlerdi.In passato le donne di Pennapiedimonte venivano a lavarvi e stendere il bucato.
O zamanlarda, birçok diğer tasarım lisanslı, patentle korunmakta ya da devlet sırrı olarak saklanmaktaydı.All'epoca molti altri sistemi di cifratura erano proprietari, coperti da brevetto o da segreti governativi.
İlk zamanlar bir ismi yoktu.Al momento dell'esordio non vennero rivelati i loro nomi.
Gandini o zamanlar genç ve deneyimsizdir.Mattia era giovane e inesperto.
Bu o zamanlar için son derece zor bir uğraştı.Fu un'opera colossale per quei tempi.
O zamanlar Lady Gaga yoktu." sözlerini söyledi.Lady Gaga poi disse: «Il guanto!
Hava rüzgarlı olduğu zamanlarda soğuk daha fazla hissedilmektedir.Il freddo ovviamente è più avvertito laddove il vento è più sentito.
Bu kapak, Grant Scott'un Tüm Zamanların En İyi Albüm Kapakları kitabına da dahil edildi.Appare anche nel libro di Grant Scott "The Greatest Album Covers of All Time".
Ayrıca o zamanlarda soğan kubbe tasarımı tam geliştirildi.A quel punto l'idea della cupola a cipolla era pienamente sviluppato.
Total Film 2010'da filmi tüm zamanların en iyi 100 filminden biri olarak değerlendirmiştir.Nel 2010 anche Total Film lo selezionò come uno dei The 100 Greatest Movies of All Time.
Bu yüzden dalga fonksiyonlarının iki kopyası da farklı zamanlarda gidecekleri yere ulaşmışlardır.Pertanto è possibile che le due copie di una funzione d'onda potrebbero anche arrivare in tempi diversi.
Kadınlara oy hakkı dünyanın farklı ülkelerinde farklı zamanlarda tanınmış olan haktır.Il suffragio femminile è stato concesso nei vari paesi del mondo in tempi diversi.
8 Gördüğün canavar bir zamanlar vardı, ama şimdi yok.L'isola era ancora visibile ad inizio Ottocento ma è oggi scomparsa.
Tüm zamanların en iyi video oyunlarından biri olduğu düşünülmektedir.È considerato uno dei migliori videogiochi di tutti i tempi.
Bu transferle birlikte tüm zamanların en pahalı Alman futbolcusu oldu.Questo l'ha resa una delle più prolifiche calciatrici tedesche di sempre.
Ayrıca tiyatroyu çok sever ve Pim'le birlikte yoga yapar, ihtiyacı olduğu zamanlarda ona yardım eder.Fa yoga e aiuta sempre Pim nel momento del bisogno.
Oyun festivallerine katılmadığı zamanlarda ise Kanada, Ontario'daki çiftlik evinde yaşamaktadır.Quando non appare alle convention, vive in una vecchia tenuta di campagna in Ontario.
Stad çeşitli zamanlarda İngiltere milli takımlarının maçlarına ev sahipliği yapmıştır.Ha ospitato una serie di partite dell'Inghilterra femminile in passato.
Oyuncular ilk zamanlarda ücret almadan çalışıyordu.Inizialmente, i medici operarono a titolo gratuito.
MTV'nin "Tüm zamanların en büyük MC'leri" listesinin zirvesinde yer aldı.MTV l'ha inserito al sesto posto nella sua lista dei «migliori MC di tutti i tempi».
Selanik o zamanlar Konstantinopolis'ten sonra imparatorluğun ikinci en önemli şehriydi.Tessalonica a quel tempo era la seconda città più importante dell'impero dopo Costantinopoli stessa.
Kendilerini bedenî arzulardan arındırmak için zamanlarının çoğunu oruç tutarak geçirirler.Questi la supporteranno per una buona parte del suo viaggio.
Son zamanlarda kadınlar için de tasarlanmışdır.Durante questo periodo lo zì veniva assegnato anche alle donne.
Aksum'un İslam'la olan bağları çok eski zamanlara dayanır.Il contatto di Axum con l'Islam è molto antico.
O zamanlar Türkiye, Türkmenistan için ikinci büyük ticaret ortağıydı.L'Italia è in questo senso il secondo partner commerciale dopo l'Arabia Saudita.
Fakat altı tane gaz sıvılaşmaya karşı koymuştu bu yüzden o zamanlar bu gazlara “sabit gazlar” denmişti.Sei di loro, comunque, resistevano ancora ai suoi tentativi ed erano noti, al tempo, come "gas permanenti".
Örnekler O zamanlar çok okuyordum.Quella volta mi girarono parecchio le scatole.
Çünkü o bir zamanlar vardı, şimdi yok, ama yine gelecek.C'era una volta... e c'è ancora!
Fakat daha erken zamanlarda iki kenarı eşit üçgen çalgı da yapılmış ve kullanılmıştı.Nel medesimo tratto erano già in esercizio e sono tuttora attivi due dispositivi autovelox.
Son zamanlarda ildeki turizm sektörü de gelişmektedir.Di recente si è sviluppato anche il settore turistico.
Ömrünün son zamanlarında İtalya'da bulundu.Negli ultimi anni della sua vita rientrò in Italia.
Bir zamanlar Aerobik öğretmenliği yaptı.Prima di allora, svolse l'attività di istruttrice di aerobica.
Ancak bazı alt türlerin sınıflandırılması son zamanlarda tartışmalıdır.La validità di alcune di queste divisioni sottospecifiche ultimamente è stata messa in discussione.
Bazı durumlarda zamanlarının büyük bir kısmını yüzen buz kütlelerinin üzerinde geçirirler.Passa gran parte del tempo nascosto sotto le rocce.
Zabulistan, antik zamanlarda Arachosia adıyla bilinen bir bölgenin parçasıydı.In passato Dunhuang faceva parte di un'area nota come Regioni Occidentali.
Bu adı, o zamanlar sıklıkla yapıldığı gibi, şehrin beyzbol takımının adından almıştır.Da quella data solitamente si fa cominciare la storia della Major League Baseball.
2007 yılında IGN tarafından tüm zamanların en iyi hip hop albümü seçildi.2003: 11º gruppo hip hop più importante di tutti i tempi.
Savaş ve kriz zamanlarında Habbakuk yaşamı yenilemenin çabasını ve yollarını araştırır.Durante il viaggio, darà a Guerra suggerimenti e consigli su come proseguire il suo cammino.
Çiftleşme zamanlarının dışında yalnız yaşarlar.Vivono solitari eccetto durante i periodi di riproduzione.