Son zamanlarda eserlerinde yeniden göz alıcı renkler kullanmaya başladı.Ben presto altre riviste cominciarono ad avvalersi della sua collaborazione.
Boş zamanlarında kitap okumayı, yazmayı ve ata binmeyi seviyor.Nel tempo libero ama andare a cavallo, fare ginnastica e leggere.
Comancheler'in sayısının bir zamanlar 20.000 civarında olduğu tahmin edilmektedir.Si calcola che la popolazione totale Comanche abbia raggiunto nel passato le 20.000 unità.
Tüm zamanların en iyi 20 orkestra şefi.29° auto più bella di tutti i tempi.
Harald Hauptmann, Kayıp Zamanların Peşide.Marcel Proust, Alla ricerca del tempo perduto.
Sabah saat 10.00'dan önce, akşamüstü saat dörtten sonra güneş ışınlarının en az zararlı oldukları zamanlardır.Tutto questo in genere dalle 11 del mattino alle 3 del pomeriggio, ore di maggiore effetto della luce solare.
Bu zamanlarda fizikçiler atomik çekirdeği keşfetmenin başındaydılar.I fisici nel 1900 avevano appena iniziato ad indagare la struttura dell'atomo.
Erkekler, zamanlarının büyük bir bölümünü köy kahvehanelerinde geçirir.Sembra passare una buona parte del tempo dentro le bare.
Son zamanlarda her ikisini birleştiren hibrid modelleri öne çıkaran eğilimler söz konusudur.Recentemente stanno emergendo modelli ibridi che combinano gli aspetti delle due ipotesi.
Son zamanlarda geliştirilen tasarımların hepsi R10000 çekirdeği üzerine kurulmaktadır.Progetti successivi vennero basati sull'architettura dell'R10000.
Tüm Zamanların En İyi 100 Polisiye Kitabı ^ (İngilizce)I migliori cento romanzi gialli di tutti i tempi Giallo (genere)
O zamanlar Tañón’un ünü Latin Amerika’yı baştan sona kuşatmıştı.Iniziava così la colonizzazione dell'America Latina.
Laz müziğinin geçmişi çok kadim zamanlara dayanmaktadır.I tempi della solidarietà latina sembravano svaniti per sempre.
Bir zamanlar dünyanın en büyük tiyatrosuydu.All'epoca era il più sfarzoso e più grande teatro del mondo.
O zamanlar çocuklara böyle ad koymak çok yaygındı.All'epoca era comune ricompensare i funzionari in questo modo.
O zamanlar çoğu bilim adamı orada vakum yerine görünmez bir maddenin olduğunu ileri sürmüştür.Da allora molti documenti riferiscono della vita di un abitato di ampiezza non trascurabile.
Farklı zamanlarda restore edilmiştir ve günümüzdede kullanılmaktadır.L'usanza risale indietro nel tempo ed è praticata ancor oggi.
Peter, son zamanlarda karısına iyi davranmadığını anlar.Peter scopre che invece la moglie non ne sa nulla.
Burada, bir zamanların güçlü Sartanları hayatta kalmak için mücadele etmeyi sürdürmektedir.I reggimenti Imperiali dovranno battersi duramente per sopravvivere questa volta.
Kurgusal Orta Dünya Tarihi'de, aslında gerçek Dünya'nın tarihinin kadim zamanları ima edilmiştir.Anzi, i complessi di reef sono presenti in realtà solo in alcuni periodi della storia della terra.
Bazı krallıklar diğerlerine kimi zamanlarda hakimiyet kurmuşlardır.In alcuni momenti alcuni re acquistarono un predominio sugli altri.
Ve disketler ilk o zamanlar plastik malzemelerden üretilmeye başlandı.Iniziò a produrre più tardi in termoplastico agli esordi del plastica.
Çocukluk zamanlarını Brezilya'da geçirdi.Trascorse i suoi anni giovanili in Brasile.
Bir zamanlar bir ben vardı.C'era una volta.
Sanatının 1990’lardaki ilk zamanları çoğunlukla sürreal portreler ve çaprazlamanın serilerinden ibaretti.Soprattutto nella prima metà del secolo, i ritratti erano molto formali e rigidi nella composizione.
Tarihi çok eski zamanlara dayanmaktadır.La storia risale ad epoche molto antiche.
Anıtta ilk zamanlarda şu anda olmayan bir de çeşme vardı.Fu inoltre edificata una moschea che all'epoca non esisteva.
2003 yılında Norveç Futbol Federasyonu tarafından Tüm Zamanların En İyi Norveçli Kadın Futbolcusu seçildi.Nel 2003 la federazione calcistica norvegese l'ha nominata miglior calciatrice norvegese di sempre.
Savaşın bu acıları arasında boş zamanlarında gırgırlarını geçmeyi de ihmal etmezler.Non vado in giro a uccidere vergini durante il mio tempo libero.
Mevcut araştırma o zamanlarda kalenin Haşhaşilerin elinde olduğunu gösterir.Testimone del passato spicca oggi il Castello.
Heyecanlandığı ve aşık olduğu zamanlar kusar.Tutto ti appare chiaro quando sei innamorato.
Commodore 64, tüm zamanların en çok satan kişisel bilgisayar (Home Computer) modeli.Fu uno dei responsabili del grande successo del C64, il modello di computer più venduto di tutti i tempi.
Kariyerimin en iyi zamanları o’nunla geçti.Penso che siano stati probabilmente i giorni migliori della nostra carriera.
Sokagin iki tarafında enteresan değişik zamanlardan kalma yapılar bulunmaktadır.Guardando la torre appaiono evidenti almeno due distinte fasi costruttive di epoche diverse.
Böyle zamanlarda, vücutlarında bulunan hava torbalarındaki yedek havadan faydalanırlar.È probabile che riciclino l'aria nel corpo a questo scopo.
Dedim ki, çocuklar son zamanlarda çıkan en iyi fikir dergisi galiba sizinki.Il School Library Journal ha ritenuto che le storie sulla sua infanzia fossero le più interessanti.
Son zamanlarda kaleyi yenileme çalışmaları devam etmektedir.Il cantiere subisce nuovamente lunghi arresti.
Boş zamanlarında resim çizip boyadı.In quel periodo dipingeva nel tempo libero.
Son zamanlarda ufakda olsa seracılık yapılmaktadır.Fin da piccola dunque è abituata alle armi.
Finlandiya o zamanlar Rusya'ya bağlı bir beylik idi.A quel tempo la Finlandia era un Granducato in unione personale con la Russia.
Bazı zamanlar yumuşak konuşan Benimaru, kavga sırasında işi ciddiye alır.Spesso i mediani di mischia sono molto loquaci durante le partite.
Bir zamanların St. George manastırı bugün müzedir.La prigione, di epoca georgiana, è ora un museo.
2003 yılında gelindiğinde ise, bu bir zamanların müreffeh cemaatinden geriye yaklaşık 100 kişi kalmıştı.Ma nel 2003, solo un quarto di tutte le grandi logge continuava a farlo.
İlk zamanlarında veteriner olmayı hayal etmişti.Sogna di diventare un veterinario.
İlerleyen zamanlarda da birbiri ardına baskıları yapılmıştır.Ogni riferimento conosciuto risale, infatti, ad epoche successive.
Ama son zamanlarda köydeki hayvan oranında azalma olmuştur.Probabilmente era fuggita da un allevamento di animali nella zona.
Kitabın ilk yayımı Büyük Buhran zamanlarına denk gelmektedir.Non si sa quando apparve il primo numero del nuovo giornale di Hébert.
O zamanlar bu bölge "bilinmeyen topraklar" olarak biliniyordu.Quest'isola è conosciuta come l'"Isola che non c'è".
Diğerleri hepsi kaçarlar ama uzaklaşmak için zamanları kalmamıştır.Recuperano tutti e scappano, ma dimenticano tutto.
Eğitim ise son zamanlarda 8 yıllık zorunlu eğitimden kaynaklı önem kazanmıştır.Questo premio è il risultato di 8 anni di continui miglioramenti per quanto riguarda l'educazione scolastica.
Çünkü zamanlarının çoğunu derin ve karanlık sularda geçirirler.In genere sono più diversificati alle latitudini più elevate e in acque profonde.
Bir zamanlar Vergil'in Dante’nin gözünde olduğu gibi.Yamato: spada appartenuta un tempo a Vergil, il fratello di Dante.
Son zamanlarda 2013 yılında birkaç ölüm meydana gelmiştir.In pochi decenni ci furono migliaia di decessi.
Son zamanlarda sırtından çok ciddi bir şekilde rahatsızlanmıştı.Nella caduta si infortunò seriamente alla schiena.
Tarikatlerde ise belli zamanlarda, belli mekanlarda, hatta belli kıyafetler içinde yapılmaktadır.A volte ciò può avvenire anche all'interno dei vestiti, o per terra.
Hekla bölgesi bir zamanlar ormanlık idi.Era una volta una fortezza Jedi.
Son zamanlarda Matt Hardy ile bir çekişmeye girdi.In seguito inizia una relazione con Matt Hardy.
Bu zamanlar, Valar Yılları ile ölçülmüştür.Il tempo viene ancora computato in Anni dei Valar.
Yeni Zamanlar Dağıtım.Rinnovato più volte.
2003'te VH1 albümün kapağını tüm zamanların en iyi 29. kapağı olarak adlandırdı.Nel 2003 VH1 dichiarò che quella di Mechanical Animals è la ventinovesima miglior copertina di tutti i tempi.