Bu açıdan "Amcam", Chaplin'in Asri Zamanlar'ını (Modern Times) andırır.Les Temps modernes est néanmoins devenu un classique du répertoire de Chaplin,.
Kömürü ilk zamanlar Fransızlar işletiyordu.Le territoire est colonisé dans un premier temps par les Français.
Bir zamanlar insan beyleri veya hükümdarları olan Yüzüktayflarına, Sauron tarafından güç yüzükleri verildi.Les Neuf anneaux des Hommes ont été données aux rois et sorciers des hommes par Sauron.
Roma zamanlarında itibaren teraslı bahçelerde üzüm yetiştirilir ve şarap üretimi yapılır.Déjà les romains y plantent des vignes et fabriquent du vin.
İlk Latin Rock grupları bu zamanlar çıktı.Les premiers groupes de rock thaïlandais ne participent pas à ces décennies.
Secretariat hemen hemen bütün yarış otoritelerince tüm zamanların en iyi yarış atı olarak kabul edilir.Elle passe pour avoir été la plus grande course de chevaux de tous les temps.
O zamanlar çoğu bilim adamı orada vakum yerine görünmez bir maddenin olduğunu ileri sürmüştür.Certains scientifiques de l'époque estimaient qu'un homme invisible serait nécessairement aveugle.
O zamanlar bu şehre verilen "İngiltere'nin Hollywood"'u ismi gerçeklere gayet yakışmakta idi.Quel rôle « le rossignol de Bretagne » a-t-il vraiment joué dans cette affaire ?
Hayatının son zamanlarını ise Natsu Hattori ile geçirmiştir.Elle passe le reste de sa vie sous le nom d'Herta Naumann.
Zuko'ya yalnız zamanlarında yardım eden hep odur.Elle est la seule qui soutienne Sousuke dans ses décisions.
Old Times (Eski Zamanlar) (1877), özel koleksiyon.Le Caire, (1877) — Collection privée.
Nan, Yaşlı Nan olarak bilinir, masalcı ve bir zamanların süt annesi.Nan, domestique de Lé-Ou, vieille femme acariâtre.
Ancak son zamanlarda daha fazla sayıda sinema filmi doğrudan dijital ortama çekilmektedir.Aujourd'hui, de nombreux effets spéciaux cinématographiques tirent parti de simulations numériques.
O zamanlar neredeyse hiç bilinmeyen şair Friedrich Hölderlin'in eserleriyle tanıştı.Il était un spécialiste du poète Friedrich Hölderlin.
İhtiyaç duyulduğu zamanlarda şutör gard pozisyonunda da görev yapabilmektedir.Il peut également occuper le poste de latéral gauche si nécessaire.
Hekla bölgesi bir zamanlar ormanlık idi.La Région d'Ayeyarwady produisait jadis beaucoup de bois.
Karşılaştırmanın sebebi, oyuncunun modern futbolun özelliklerini o zamanlar sergiliyor olmasıydı.Quelle que soit votre opinion, ces joueurs peuvent être fier du style de football qu'ils ont joué ce jour-là.
Bu yüzden bahçe, o zamanlar harap bir hâlde idi.À l'époque le jardin était archaïque.
Diğerleri hepsi kaçarlar ama uzaklaşmak için zamanları kalmamıştır.Beaucoup veulent partir, ne se sentant plus en sécurité.
Müze öğrencilerin boş zamanlarında vakit geçirmelerine olanak sağlayacak şekilde dizayn edilmiştir.Ce musée est destiné aux étudiants afin de les préparer à leurs services dans les colonies.
O zamanlar henüz sesli film çağı başlamamıştı.L'heure espérée n'a pas encore sonné !
Daha sonraki zamanlarda birçok ortak iş yapmışlar.D'autant plus qu'ils ont quelques fois travaillé ensemble.
O zamanlarda uçurtmalar popüler bir eğlence kaynağı sayılıyordu.En contrepartie, la radio devint une source très populaire de divertissement.
Ancak zamanlarının büyük çoğunluğunu pasaport ve vize dolandırıcılık soruşturmalarında geçirmektedirler.Il fait plusieurs séjours en prison pour vol et falsification de chèques.
Aynı zamanlarda, Gerakis Venediklilerin safına katıldı.Il arrive à l'époque dans le Vicariat apostolique des Gallas.
Son zamanlarda 2013 yılında birkaç ölüm meydana gelmiştir.En début d'année 2013, une série d'accidents se produit.
Rekorlar kitabının verilerine göre tüm zamanların en çok oynanan 6. oyunudur.Selon GameStats, Xenoblade est actuellement le quatrième jeu le mieux noté de tous les temps.
Hala epey küçük olan bu grup o zamanlar Fransız katolik topluluğuna şaşırtıcı baskınlar yapıyordu.Cet ouvrage eut en effet un retentissement immense au sein du catholicisme français.
Finlandiyalılar o zamanlarda kendi sınırlarını çizmişlerdi.Les siècles ont finalement révélé ses limites et ses faiblesses.
Harika zamanlar.Charmante époque.
Bir zamanlar Merkez İlçe'de, Liberal Forum'un seçim sonuçları ortalamanın üstündedir.Pour la première fois de son histoire, le club atteint les demi-finales de la Libertadores.
Kimi yer ve zamanlarda, bu ikisine aynı gözüyle bakılmıştır.Demain ou dans quelques jours, l'un et l'autre se verront tels qu'ils sont.
Böyle zamanlarda, avlanılmaya en açık durumda bulunurlar.À cette époque, la région était toujours reconnue pour la chasse.
Çok iyi tırmanır ve sıçrarlar, hemen hemen bütün zamanlarını ağaçların üzerinde geçirirler.Ils roulent sur le lit granulaire, rebondissent en arrachant d'autres grains.
British Dergisi onu Tüm Zamanların En iyi 48'ci Film Yıldızı Seçmiştir.Le site de la BBC l'a élue 64e meilleure chanson de tous les temps.
Aden Yahudileri, "bir zamanların cemaati" haline geldi.Les Wallons d'aujourd'hui semblent être les Juifs d'hier ».
Son zamanlarda meyvecilik de yayılmaya başlamıştır.Les fruits commencent à apparaître.
II. Chlotar'ın oğlu Dagobert (629-639) döneminde krallık son güçlü zamanlarını yaşar.En France, après le règne de Dagobert (629-639), l'église franque est en pleine décadence.
Tayland'da lezzet turları son zamanlarda popülerlik kazanmıştır.Les prénoms mâles des États-Unis ont acquis de la popularité ces derniers temps.
İlk zamanlarında oturulacak fazla yeri bulunmamaktaydı ve uzun yıllar boyunca yenilenmesine gerek görülmedi.Elles restent ainsi plusieurs années sans avoir besoin d'être renouvelées.
Gandini o zamanlar genç ve deneyimsizdir.Cependant, Jock le trouve trop jeune et trop inexpérimenté.
Antik zamanlardan bu yana birçok Yerçekimi teorisi ortaya atılmıştır.Plusieurs explications sont avancées dès l'Antiquité.
Ancak müsait zamanlarda uyuyabiliyordu.Lui dort où il peut.
Anlatı bütün zamanlarda, toplumlarda ve yerlerde mevcuttur.Elle se rencontre à toutes les époques et dans toutes les civilisations.
Ulaşılmaz bir duyguydu bu o zamanlar, adı henüz konmamıştı.À l'époque, il était entièrement doré, et son nom était encore inconnu.
Aynı zamanlarda yaklaşık 300 avukat, Tunus'ta hükûmet sarayına yakın bir bölgede bir gösteri düzenlediler.Dans le même temps, environ trois cents avocats se réunissent devant le Premier ministère à Tunis.
Çin'de nüfus sayımı yapıldı: Ülkenin o zamanlardaki nüfusu 60 milyondur.La population s’accroît : l'Europe compte 48 millions d’habitants à la fin de cette période.
Bir zamanlar bir astrofizikçi olmak istedim.Una vez quise ser astrofísico.
Son zamanlarda kilo kaybettim.Últimamente he perdido peso.
Ben o zamanları hatırlıyorum.Me acuerdo de aquellos tiempos.
Annemin o zamanlar sadece iki çocuğu vardı.Mi madre sólo tenía dos hijos en esa época.
John son zamanlarda çok kilo aldı.John ha engordado mucho últimamente.
O zamanlar ben öğrenciydim.Yo era estudiante en esa época.
Son zamanlarda onu görmedimNo lo he visto recientemente.
Son zamanlarda onu görmedim.No le he visto últimamente.
Son zamanlarda onu hiç görmedim.No le he visto últimamente.
Biz bir zamanlar gençtik, değil mi, Linda?Nosotros fuimos jóvenes una vez, ¿no es así, Linda?
Son zamanlarda Tom'u görmedim.No he visto a Tom últimamente.
Bir zamanlar, Nijerya bir Britanya kolonisiydi.Hubo una época en la que Nigeria era colonia británica.
O zamanlar hiç radyo yoktu.En esa época no había radios.